Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
18 Mart 2001

Gökalp eline yüzüne bulaştırdı

fozkan@radikal.com.tr
Maalesef korkulan oldu. Dört aydır dikkat çekmeye çalıştım, kimse oralı olmadı. Geçen kasım ayında Tarım Kredi Kooperatifleri gübre ihalesine çıkıyor. 435 bin 900 tonluk ihalenin, 297 bin 23 tonluk kısmını bugüne kadar adı sanı, gübre sektöründe hiç mi hiç duyulmamış Salurbey diye bir firma kazanıyor. Kesin teminat alınmış mı, gübreyi getirmezse yaptırımı var mı, çiftçi zarara uğratılacak diye endişelerimizi sıralarken, şu ana kadar Salurbey, Rusya'dan ithal etmeyi vaat ettiği gübrenin tek gramını bile getiremedi.
Bir bakıyorsunuz aynı Salurbey, Sağlık Bakanlığı'nın ambulans helikopter ihalesini de kazanıyor. İhale koşullarına aykırı, Rusya'dan getireceği helikopterin seri üretimi olmadığı ortaya çıkıyor.
Önceki gün Anadolu Ajansı'nın haberi:
"Gübredeki sıkıntının çözülmesi için Başbakan Ecevit devreye girdi. İthalatı yapılamadığından kamu kuruluşu TÜGSAŞ stoklarındaki 200 bin ton gübreyi Tarım Kredi Kooperatifleri'ne verecek."
İstediği kadar Kemal Derviş, ekonomiyi rayına oturtmak için program hazırlasın. Devran aynı devran. Kendi zenginlerini yaratmaya çalışan bakanlar hâlâ koltuklarında.
"Gübre sektöründeki karteli yıkacağım" diye ortaya çıkan Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, 'Kartel, tekel yüzünden ithalatın yapılamadığını' söylüyor.
Laf kalabalığı... Kim engellemiş Rusya'dan ithalatı? Belge göstersinler, inanalım.
Sonuç ne mi? Ocak sonundan beri tarlasına gübre atması gereken çiftçi gübre bulamadı bu bir... Tarım Kredi Kooperatifleri'nden düşük faizli kredili gübre temin ederken, eli boş kaldı, bu iki. Parası olan çiftçi piyasadan yüksek ve peşin fiyatla gübre almak zorunda kaldı, bu üç. Parası olmayan zaten açıkta kaldı, bu dört. Kasım ayından bu yana gübre fiyatlarındaki artış devalüasyon nedeniyle çiftçi 25 milyon dolar zarar etti, bu beş.
Başbakan Ecevit keşke sorsa bakanına çiftçi ne diye durup dururken zarar ettirildi? Ve kim ödeyecek bunun bedelini...

Bakan Öksüz ciddiye almış
Çarşamba günü bu sütunlarda bir kurgudan, hayali bir senaryodan bahsetmiştim. Kurulacak Türk Uzay Kurumu ile ilgili senaryoydu. "Genel müdür, en az 6 yardımcı, 12 daire başkanı, 28 müdür, 35 müdür yardımcısı, 83 uzman, 7 şöför, 12 çaycı, 14 odacı... Makam arabaları, binalar, lojmanlar... Şimdi canlandırın gözünüzde, Türkler uzayda... Kadrolu astronot, uzman astronot, sözleşmeli astronot gibi kavramlar da ortaya çıkacak" diyor ve hayali senaryo şöyle devam ediyordu: "Uzay mekiği için o kadar eğitim görmüş kadrolu astronotlar yerine Ulaştırma Bakanı'nın yeğeni kaptan pilot olarak atanıyor. Ancak yabancı dil bilmemesi nedeniyle, yanına DPT'den İngilizce bilen bir müşavir veriliyor.
Ve kaptanın seyir defteri:
Bugün mekiğin idari müdürüne fırça attım. Sular bitmiş, neden olarak yeterince su almadıklarını, onun yerine Devlet Bakanı'nın oğlunu yerleştirdiklerini söyledi. Çocuğun en büyük isteği aya gitmekmiş, kıramamış Bakan'ı müdür... Geçenlerde elektrikte problem çıkmıştı, kabloların şartnamedekinden ince olduğunu söylediler..."
Yazının başından beri 'kurgu, hayali senaryo' tanımlarını sık sık kullandığım dikkatinizi çekmiştir.
Böyle bir kurum henüz kurulmadı. Üstüne üstlük şu ana kadar Türkiye'nin aya sefer yapmadığını da hepimiz biliyoruz.
Peki ne oldu dersiniz? Yazının gazetede yer aldığı sabah telefonum çaldı. Arayan Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki DLH Genel Müdürü Dr. İhsan Gülay. Dr. İhsan Gülay, Ulaştırma Bakanı Prof.Dr. Enis Öksüz'ün yanından beni aradığını söyledi ve ekledi:
"Bugün Bakan'ın yeğeninden bahsetmişsin ama pilot olarak işe alınan bir yeğeni yok."
Önce şaşırdım, tepkisinin bir şaka olduğunu düşündüm. Ama değil. Gayet ciddi, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'e haksızlık yaptığım kanaatinde.
"Yazının tamamını okudunuz mu?" diye sordum.
Evet okunmuştu. Sonra hayali bir senaryodan bahsettiğimi uzun uzun anlattım.
Ve telefonu Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz aldı.
Öksüz, yazıyı okumamış. Birkaç arkadaşının uyarmasıyla haberdar olmuş. O da haksızlık yaptığımı düşünüyor.
"Sayın Bakanım, haddim değil ama size bir tavsiyede bulunmak istiyorum. O birkaç arkadaşınıza karşı temkinli olun. Ya anlama ve kavrama sorunları var, ya da art niyetliler" dedim.
Bugüne kadar yazdıklarıma olumlu-olumsuz çok tepki aldım ama Ulaştırma Bakanı ile bu bürokratınki en 'ilginciydi.' Bu hayali senaryoda Enis Öksüz'ün adı bile geçmezken niye üstlerine alındılar anlamadım. En azından Ulaştırma Bakanlığı ve bağlı iştiraklerde yapılan partili, ahbap, hısım atamalardan bahsetmemiştim ki...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.