![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Dünya Bankası'nın yaşam tarifesi Daha sonra kanserden ölecek arkadaşımı Londra'da tedavi gördüğü sırada hastanede ziyaret ediyordum. Koğuşta yeni tanıştığı başka bir hastayla bahçede 'gizli' bir sigara molasına çıkmaya karar verdiler. Sohbet esnasında doktorlarının kendilerine verdikleri ilaçları karşılaştırdılar. İkisinin de hastalıkları, şikâyetleri aynı ama aldıkları ilaçlar farklı. Bir de yaşları. Arkadaşım 40 yaşlarında diğeri 20'lerinde. Araştırıp öğrendik. En etkili ama pahalı ilaçlar gençlerin, ucuz ilaçlarsa 'yeşillerin' tedavisinde kullanılıyormuş. İngiltere'de sağlık hizmetleri ücretsiz. Devlet herkese eşit davranmak yerine iktisadi çıkarları açısından gençleri yaşatmaya gayret ederken bir anlamda yaşlıları öldürme politikası güdüyor.Hitler, ırk esasına göre kimin yaşayıp kimin öleceğine karar vermişti. Aynı şeyi bugün Dünya Bankası da yapıyor. Ölçü, ırkçılık yerine ekonomik verimlilik. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 1978 Alma Ata toplantısında sağlığın da temel bir insan hakkı olduğu kararıyla yeni bir anlayış kazanan sağlık kültürümüz o günden bu yana dünya çapında bir sağlık katliamına dönüştü. ABD, İngiltere, Almanya gibi zengin ülkelerde bile insanların ömrü artık eskisi gibi uzamıyor. Ama asıl katliam 'zenginler kulübü' dışındaki ülkelerde. Batı'da tedavisi sıradan bir şey olan bu bulaşıcı hastalıklardan yoksul ülkelerde bu yıl 11 milyon insanın ölmesi bekleniyor. UNICEF'e göre kötü beslenmeden ölen çocukların yüzde 35 olan 1991'deki oranı, 1996'da yüzde 55'e çıkmış. Bunun da engellenmesi sıradan bir şey. Ama Dünya Bankası'yla güçlü finans çevreleri bırakın böyle bir katliama göz yummayı, aktif bir politikayla destekliyorlar da. Dünya Bankası'nın, sağlık hizmetlerinden öncelikli olarak kimlerin yararlanması gerektiğini saptayan, ancak tıbbi kaygılar yerine ekonomik verimlilik üzerine kurulu DALY (Disability Adjusted Life Years) adlı bir ölçeği var. Buna göre ekonomiye katkı potansiyelleri yüksek 20-40 yaş arası kişiler değerli, bebekler, yaşlılar, sakatlarsa yaşam değeri düşük kişiler. Böylece sağlık projelerinde 'yaşam değerleri yüksek'leri yaşatmaya öncelik tanınıyor. Dünya Bankası ve IMF'nin insanların ölümlerine neden olan diğer bir politikası ise Türkiye gibi bir türlü 'kurtaramadıkları' ama kurtarmak adına da hiç esirgemeden yıllardır verdikleri borçların geriye ödenmesindeki bedelinin SAP (Structural Adjustment Programs) doğrultusunda sağlık ve eğitim hizmetlerinin kesintiye uğratılması, özelleştirilmesi. Egemen sağlık kültürümüzün aslında bir sağlık katliamı olmasının diğer aktörleri ise Glaxo Smith, Kline, Merck, Pfizer ve Eli Lilly gibi Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) desteğiyle adeta bir kartel oluşturan çokuluslu ilaç şirketleri. Örnek: Yoksul ülkelerde HIV virüsü taşıyan 32 milyon insan var. Bunların çoğu Afrika ve özellikle Güney Afrika'da. Çokuluslu şirketlerin sattığı ilaçlarla her bir hastanın yıllık tedavi masrafı 15 bin dolar. Ama Hindistan, Brezilya ya da Tayland'da üretilen aynı cins (generic) ilaçlar kullanılırsa tedavinin hasta başına maliyet 15 bin dolardan, yılda 200 dolara düşüyor. Şu anda çokuluslu şirketler Güney Afrika'nın bu ucuz ilaçları ithal edememesi için bir avukatlar ordusu seferber etmiş durumdalar. Özetle, milyonlarına milyonlar katabilmek için, milyonların ölümünü göze alıyorlar. Yüksek kârlar elde etmezlerse hepimizi kurtaracak yeni ilaçlar geliştirmeye para ayıramayacakları gerekçesi ise yalan. Laboratuvarlarında asıl cinsel iktidarsızlık ya da şişmanlık gibi özel sorunlara yönelik ilaçlar geliştirmek peşindeler. Zengin ülkelerde şişmanlıktan mustarip olanların sayısı dünyada açlıkla karşı karşıya olanların sayısıyla neredeyse aynı. Büyük paralar harcanarak geliştirilen Viagra'nın kâr marjı ise yüzde 98. Tarih boyunca ne badirelerden geçmiş insanlar. Bugün geriye bakıp, örneğin kölelerin alınıp satıldığı bir düzene nasıl göz yumulabilmiş olduğunu kabul etmek güç geliyor. İlerde yaşayanlar da Dünya Bankası, IMF ve WTO'nun düzeninde yaşayan bizlere bakıp şaşacaklar.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||