![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Silahlar, Mikroplar ve Çelik ismet.berkan@radikal.com.trBu başlıkta bir yazıyı bundan tam bir ay önce, 18 Şubat Pazar günü yazmış ve bir de vaatte bulunmuştum: "Konuya haftaya devam ederiz." Ama Türkiye, insanın iyimser olmasına da, ileriye dönük planlar yapmasına da izin vermeyen bir ülke. Bu yazının çıkmasından bir gün sonra Türkiye'nin Başbakan'ı bir masadan hışımla kalktı, hepimiz cüzdanımızdaki paramızın, uzun yılların emeğiyle elde ettiğimiz varlığımızın en azından yüzde 30'unu bu basit hareket nedeniyle kaybettik. İçine girdiğimiz ekonomik kriz, siyasi esaslı bir kriz ve esasen siyasette bir yapısal önlemler paketi hayata geçirilmeden de tamamen bitmeyecek. Her neyse, hafta içinde krizden yeterince söz ediyorum, hiç değilse pazar günleri kendime ve ilgilenenlere yeni ufuklar açma niyetindeyim ama son bir aydır kriz buna izin vermedi. Şimdi kriz mriz dinlemeden eski konuma ve vaatlerime geri dönüyorum. Müsaadenizle bu hafta, bir ay önceki yazımdan bazı hatırlatmalar yapacağım, esas konuya ise haftaya gireceğim. Başlıktaki üç kelime, birkaç yıl önce Amerika'da piyasaya çıkan bir antropoloji kitabının adı. Kitabın tam adı 'Guns, Germs and Steel: The Fates of Human Societies.' Yani, 'Silahlar, Mikroplar ve Çelik: İnsan Topluluklarının Kaderi.' Yazarı Jared Diamond. Kendisi bir biyolog. Bu kitabı yazmaya 1972 yılında Yeni Gine'de kuşlar üzerine araştırma yaparken karar vermiş. Son buz çağı bundan 13 bin yıl önce bitti. Ve bu 13 bin yılda insanoğlu dünyanın sağında solunda değişik gelişim çizgileri gösterdi. Bazı toplumlar, metal araç gereçlerle endüstriyi geliştirdi, bazıları okuma yazmaya bile geçemeyen tarım toplulukları oldular, bazıları ise hâlâ taştan aletlerle avcılık-toplayıcılık yapıyor. Peki ama dünyanın orasında burasında neden bu kadar büyük farklılıklar oldu? Bazı insanlar neden hâlâ cilalı taş devrinde yaşıyorken diğerleri uzaya gidiyorlar? Genel olarak 'Batılılar' adını verdiğimiz toplumlar, diğerlerinden daha mı üstün? Yazarımız Jared Diamond, Yeni Gine sahilinde yürüyüşe çıkmış. Yanına yerel bir politikacı olan Yali geliyor ve başlıyorlar sohbete. Yeni Gineliler, adaya gelen Batılıların yanlarında getirdikleri her çeşit eşyaya, yani giyim kuşamdan çeşitli araç gereçlere kadar her şeye 'kargo' diyorlar. Ve Yali, yazarımızla sohbetin bir noktasında "Neden" diye soruyor, "Neden siz beyaz insanlar bu kadar çok 'kargo' geliştirdiniz ve Yeni Gine'ye getirdiniz? Ve neden biz siyah insanların kendine ait çok az 'kargo'su var?" İşte bu soru, Jared Diamond'ın o koca kitabı yazmasına neden oluyor. Diyeceksiniz ki 'Esasında basit bir soru.' Hayır, bence yanıtlaması hiç de basit değil. Türkiye'den baktığınızda mesele 'geri kalmışlık' meselesidir. (Ve biz hâlâ neden geri kalmış olduğumuzu bile çözebilmiş değiliz.) Ama soruna Yeni Gineliler ya da Avustralyalı Aborijinler ya da Afrikalı Pigmeler açısından baktığınızda 'geri kalmışlık' tabirinin yetersizliğini görürsünüz. Anlatmaya çalıştığım gibi, dünyanın bir yerindeki bir toplumla başka bir yerindeki başka bir toplum arasındaki fark, bazen 10 bin yılı bulabilir. Eğer soruna genetik farklara dayalı bir ırkçılıkla yaklaşmıyorsanız, daha tatmin edici cevaplar aramalısınız. Jared Diamond da bunu yapmış. Mesela mikropların insanlığın gelişimindeki ya da geri kalmışlığındaki rolü acaba nedir? Teknoloji ve dolayısıyla silahlar, insanlığı nasıl etkiledi? Hazır şu sıralar Avrupa'daki şap ve deli dana hastalıklarının yayılmasından, ayrıca uzun yıllardır hiç gündemden düşmeyen AIDS, hepatit ve tüberküloz gibi hastalıklardan söz ederken, konuya tarihsel bir perspektif getirmek de yararlı olabilir. Umarım ilginizi çekmiştir. Haftaya devam edelim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||