Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
18 Mart 2001

Derviş medyada

Son kriz... Var olan siyaset kadrosunun çaresizliği... Kemal Derviş... Yeni durum... Şimdi günümüzü sabah akşam 'Kemal Derviş' diyerek geçireceğiz. Bu daha ilk günden başladı; medyamız halkımızın 'Kemal Derviş lafı'ndan sıkılmaya karar verdiğine karar verinceye kadar devam edecek.
Medya, yalnız bir şeyi yapmayı iyi biliyor: ele alınan olay ve kişilerin nesnel gerçeklikle ilişkisini koparmak. Bunun için olaylar ile olaylar ve olaylar ile kişiler arasındaki nedensel ilişkiler siliniyor; olaylar ansızın gökten inen, anlaşılması ve açıklanması imkânsız, olumlu ya da çoğu zaman olumsuz 'mucize'lere dönüştürülüyor. Kişiler alabildiğine 'kişiselleştiriliyor' diyeceğim, ama bu 'kişiliklerinin araştırılması' anlamında değil, kişiliklerinin birtakım rastlantısal veya hatta 'eksantrik' denilebilecek özelliklere indirgenmesi anlamında. Örneğin, heyecan dozunun en yüksek olduğu, dolayısıyla 'mucizeler yaratacak sihirbaz' ihtiyacının doruğa vurduğu aşamada büyük gazetemiz Kemal Derviş'i 'annesi Alman, karısı Amerikalı' diye tanıtma gereğini duyuyor. Yani, aslında bizden ve bizi kurtarmaya gelmiş iyi bir adam. Üstelik aynı zamanda hafif tertip yabancı ya da ecnebi. Söz konusu bağlamda bu iyi bir şey, çünkü Alman annesinden ve Amerikalı karısından, 'sihir dünyamız'ın 'Batı' bölgesinden beklediğimiz sistematik, bilimsel, tarafsız ve benzeri nitelikler ona bulaşmış olabilir. Şu anda tam da böyle nitelikleri olmayanların yarattığı bir krizle uğraşıyoruz; onun için bunlar panzehir gibi gelebilir.
Böylece, bu çeşit işaretleri zihnimizde toplayıp kümelendiriyoruz: annesi Alman, konuşurken bazan sol gözünü kısıyor, sağ ayağını da sağa sola sallıyor, üstelik sağ elini uzatıp koluna dokunuyor. Vallahi bunlar hepsi bayağı iyi işaretler! Tam şu krizi çözecek adama benziyor!
Tam bu noktada, bir şirket hemen 500 kişiyle konuşmuş, kamuoyu desteğinin de tekmil Kemal Derviş'in arkasında olduğunu istiyor. Vatan millet sorumluluğu olan bu 500 vatandaşımız böyle çetin bir dönemeçte milli görev duygusunun Derviş'e destek vermesi gerektiğinin bilincine varmış. Böylece, benim Derviş'in sol gözünden aldığım mesajı (böyle bir şey yok, tabii, bir metaforu sürdürüyorum) halkımız da doğrulamış oldu.
Ama ya bir de başarılı olamazsa! O zaman ne diyeceğiz, bunca tezahürattan sonra? Aslında o durumun da gereğini yerine getirdik, endişeye mahal yok. Bir kere, ortadaki durumla ilgili nedensellik, akılla anlaşılabilecek -ve dolayısıyla onaylanabilir ya da eleştirilebilir- nesnel gerçeklik bağlantısı bırakmadık. Sonuç başarı da olsa, başarısızlık da olsa, açıklaması aynı masal kalıpları içinde gelecek.
Sözgelişi, ne demiştik? 'Annesi Alman, karısı Amerikan' mı demiştik. İşte, daha ne, başarısızlığın bundan iyi açıklaması mı olur? Zaten bizden biri değil, 'dış güçler'in elinde oyuncak. Yok öyle, Kemal bey, burası Türkiye! Sen kendini ne sandın? Gidip oturacaksın Vaşington Di Si'de, sonra aklına esecek, gelip burada vatan kurtaracaksın. Sen hiç Afyon'da seçim meydanına çıktın mı? Delege ikna ettin mi? Biz milli krizimize milli çözüm buluruz. Çek elini kolumdan! Yürrü, ancak gidersin!
Bütün bu pespayeliğin ardında ve onun tarafından gizlenen sahici bir insan var. Gerçek bir durum, gerçek mekanizmalar var; bu mekanizmalar şöyle ya da böyle çalıştırılabilir. Şöyle ya da böyle çalışmasına göre çok farklılaşacak sonuçlar alınabilir.
Bu çerçevede Kemal Derviş benim açımdan ilginç bir kişilik ve bundan böyle olacaklar da bu ülkede siyaset sosyolojisi çerçevesinde çok anlamlı olgular sergileyecek. Bunları gözlemlemeye ve yazmaya daha çok vaktimiz olacak.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.