Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
18 Mart 2001

Ankara ağır sabıkalı

Türkiye, 6 bin kadar başvuruyla AİHM'ye en çok şikâyet edilen ülke. En çok mahkûmiyet alan ülke, 233 dava ile İtalya. Kaybedilen davaların Ankara'ya maliyeti ise 4.5 milyon doları buluyor
DENİZ ZEYREK
ANKARA - Ekonomik krizden başını kaldıramayan Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) kaybettiği 72 dava nedeniyle ödemesi gereken tazminat miktarı 4.5 milyon doları aştı. Üç bini geçen yeni başvuruyla aleyhte başvuru sayısı 6 bine yaklaşan Türkiye, 41 üyeli Avrupa Konseyi'nde (AK) liderliğe oturdu.
İtalya ve Fransa AİHM başvurusu sıralamasında Türkiye'yi izliyor. Ancak bu ülkelerden yapılan başvuruların büyük çoğunluğu davaların uzun sürmesi nedeniyle yapılıyor.

AİHM'de 233 davadan mahkûm olan
İtalya kırılması çok zor bir rekora imza atarken, 72 davadan mahkûmiyet alan Türkiye, İtalya'yı takip ediyor. 49 davadan mahkûm olan Fransa ise AİHM'de mahkûm olan ülkeler arasında üçüncü sırada bulunuyor.
İtalya ve Fransa'nın aldığı mahkûmiyetlerin büyük çoğunluğu, bu ülkelerdeki yargı süreçlerinin ağır işlemesinden kaynaklanırken, Türkiye'nin aldığı mahkûmiyet kararlarına ciddi insan hakları ihlalleri neden oldu. Bu ihlaller arasında ifade özgürlüğünün engellenmesi, haksız gözaltı, işkence, yargısız infaz, parti kapatma gibi olaylar yer alıyor.

Mahkûmiyet sayısı artıyor
Türkiye aleyhine AİHM'nin kurulduğu 1959'dan, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile AİHM'nin mahkeme çatısı altında birleştirildiği 31 Ekim 1998'e kadar 2 bin 456 dava başvurusu yapıldı.
Bunlardan 132'si kabul edilebilir sayılırken 12'sine dostça çözüm bulundu. 48 yargılamanın 24'ünde Türkiye'nin en az bir sözleşme maddesini ihlal ettiği kararı verildi. 3 davada ise Türkiye beraat etti.
31 Ekim 1998'den Haziran 2000'e kadar Türkiye aleyhine yapılan başvuruların sayısı 1052 oldu. 2000 yılındaki başvurulardan 338'i kabul edilebilir bulundu. Sadece iki başvuruda dostça çözüm yöntemi seçildi. 25 başvuru için ise yargılama süreci başlatıldı. Mahkemenin kurulduğu andan itibaren 81 kere yargılanan Türkiye bu davalardan sadece dokuzunda beraat etti.

Fatura çok büyük
Diplomatik kaynaklar, İtalya ve Britanya gibi ülkeler aleyhindeki başvuruların da fazla olduğuna dikkat çekerek Türkiye'nin davalarının temel insan hak ve özgürlüklerinin ihlali ile ilgili olduğunu vurguladılar. Bu durum Konsey'de 'yüz kızartıcı' olarak nitelendirilirken Türkiye'nin temel hak ve özgürlükler konusunda eleştirilmesine de neden oluyor. Türkiye aleyhine açılan davaların büyük bir bölümünü ifade özgürlüğünün ihlali, haksız gözaltı, işkence, parti kapatma gibi ciddi ihlal iddialarına dayandı. Mahkûm edildiği davalarda hem mahkeme masraflarını karşılayan hem de davacılara tazminat ödeyen Türkiye'nin cebinden bugüne kadar 4.5 milyon dolar (yaklaşık 4.5 trilyon TL) çıktı. Türkiye faturanın kabarmasını önlemek için dostane çözümü tercih etmeye yöneldi.

Bataklığı kurutma taktiği
Dava sayısı her geçen gün artarken Dışişleri Bakanlığı 'bataklığı kurutma taktiği' izliyor. Yargı kurumlarına her ay gönderilen yazılarda AiHM'nin aldığı kararlar anımsatılarak, Türkiye aleyhine sonuçlanmış ve emsal gösterilebilecek kararları anlatıyor. Türkiye'nin imza attığı protokollerin dikkate alınması temennisinde bulunuyor.
Bununla da yetinmeyen Dışişleri Bakanlığı kıdemli bir büyükelçiyi 'ajan' olarak
atadı. Ancak ajanlık kurumu oluşmadığı için gerekli içtihat tercümeleri yapılamıyor. Savunmalarda ise istenen başarı sağlanamıyor. Bakanlık ajanlık kurumu oluşturmak için yasa taslağı hazırlıyor.

Diğer sabıkalılar
Türkiye'nin yanı sıra AİHM'de görülen dava sayıları bakımından İtalya, Fransa ve Almanya yoğun başvuru yapılan ülkelerin başını çekiyor. 1999'da Fransa aleyhine 1073,
İtalya aleyhine 1877, Almanya aleyhine 711, Britanya aleyhine 878 başvuru yapıldı. Aynı yıl Türkiye aleyhine yapılan başvuruların sayısı ise 2 bin 400'ü geçti. 2000 yılının başvuru şampiyonu ise 1325 başvuru ile Rusya oldu. Aynı yıl Fransa'nın aleyhine 1033, İtalya aleyhine 867, Polonya aleyhine 777, Türkiye aleyhine 735 başvuru yapıldı. Avrupa Birliği'nin önemli ülkeleri Almanya, Fransa, İtalya ve Britanya aleyhine olan davaların sayısının fazla olması 'blok' nitelikteki yerel yönetim hataları, kötü hizmet, tüketici hakları gibi konulardan kaynaklandı. Kabul edilebilir başvurular ile dava sonunda verilen mahkûmiyet kararlarının sayısı bu ülkeler aleyhine yapılan başvuruların sayısından çok düşük. Fransa 75, Almanya 2, İtalya 233, Britanya 12 kez mahkûm edildi. Yunanistan ise aleyhindeki başvuru ve mahkûmiyet sayısı en az olan ülkeler arasında yer aldı.

Mahkemenin tarihi ve dostane çözüm
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 1959'da, 1950 tarihli İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde üye devletlerin vatandaşlarının sözleşme maddelerinin ihlaliyle ilgili şikâyetlerini dinlemek için kuruldu. Yaşam hakkı, işkencenin önlenmesi, özgürlük hakkı,
adil yargılama, özel ve aile yaşamının gizliliği hakkı ile ifade özgürlüğüne ilişkin ihlaller de görev sahası içinde yer alıyor.
1 Kasım 1998'de sözleşmenin 11 numaralı protokolü gereği insan Hakları Komisyonu ile insan Hakları Mahkemesi, mahkeme çatısı altında birleştirildi.

Loizidu davası
Birleşmeden önceki toplam kayıtlı başvuru sayısı 15 bin 858 olurken, sadece 2000 yılında davacı sayısı 10 bin 438'e ulaştı. Resmi verilere göre AiHM'ye günde ortalama 136 telefon ve 757 mektup başvurusu yapılıyor. İnsan Hakları Mahkemesi kurulduğu andan itibaren 63 bin 910 kişi ülkeleri ya da başka ülkeler aleyhine dava başvurusunda bulundu.
Avrupa Konseyi üyesi ülkeler, AiHM kararlarını uygulamak zorunda. Ancak Türkiye sadece Loizidu davasının sonucunu KKTC'yi ilgilendirdiği için tanımadı. Mahkeme 1974'teki barış harekâtı sırasında topraklarından ayrılmak zorunda kaldığını gerekçe gösterip da-va açan Rum kadın Loizidu'yu haklı bulup Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm etmişti. AiHM kararları ulusal mahkemelerin kararlarının düzeltilmesi gibi bir zorunluluk içermiyor.

Dava öncesi pazarlık
Ülke aleyhine yapılan bir başvuru kabul edilebilir bulunduğunda sorumlu ülkeye davacı ile anlaşması çağrısında bulunulur. Sorumlu ülke bu çağrıyı kabul ederek davacı ile bir araya geliyor ve pazarlık yapılıyor. Anlaşma sağlanırsa davacı başvurusunu geri alıyor. Aksi takdirde yargı süreci başlıyor.
Dava kaybedildiği takdirde hem mahkeme masrafları karşılanıyor hem de davacıya mahkemenin belirlediği tazminat ödeniyor. Dostane çözüm ile mahkemenin verdiği tazminat miktarı arasında büyük farklar olduğu dikkat çekerken hukukçular Türkiye'nin dostane çözümü tercih etmesi tavsiyesinde bulunuyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.