![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Şöhret uğruna her şey mübahBaşrolünü Robert De Niro'nun üstlendiği '15 Dakika' eleştirmenleri tatmin edemediyse de, Andy Warhol'un ünlü öngörüsünün doğruluğunu bir kez daha hatırlattı LOS ANGELES - Andy Warhol'un "Televizyon sayesinde herkes 15 dakikalığına ünlü olacak!" öngörüsü, günümüzde bir gerçeklik halini alıyor. Ancak, Warhol'un düşündüğünden biraz daha kanlı biçimde... Medya yıldızı olmanın en geçerli yolu, neredeyse adını cinayete karıştırmaktan geçiyor. Mark David Chapman, John Lennon'ı öldürdü ve hemen meşhur oluverdi. Versace'yi öldürdükten sonra Andrew Cunanan'ın adını dünyada duymayan kalmadı.John Herzfeld'in yönettiği ve başrolünü Robert De Niro'nun üstlendiği '15 Dakika' (Fifteen Minutes), medyanın şiddetle ilişkisini konu ediniyor. De Niro, filmde sevgilisi TV habercisi olan Eddie Flemming adlı bir dedektifi canlandırıyor. Edward Burns ise, itfaiye teşkilatında, kundaklama olaylarını araştıran Jordy Warsaw rolünde. Flemming, medyayı kullanma imkânı olduğundan kendisinin ve polis teşkilatının reklamını yapar. Bir cinayet olayı gerçekleşir ve ikisi tanışıp birlikte çalışmaya başlarlar. Filmin ilginç karakterlerinden biri, 'kanlı' canlı programlar hazırlayan üçüncü sınıf televizyon şovmeni Robert Hawkins'tir (Kelsey Grammer). Diğer iki kahramanımız ise, cinayet işleyip şöhret ve servet sahibi olmayı kafaya koyan Karel Roden ve Oleg Taktarov, TV'de gördükleri bir olaydan ilham alırlar: Cinayet işleyen biri, 'akli dengesi bozuk' olduğu gerekçesiyle serbest bırakılmış ve sonra yazdığı bir kitap sayesinde zengin olmuştur. "Bir kere olduysa, bir kez daha neden olmasın?" diyerek yanlarına yaptıklarını görüntülemek için bir kamera alıp cinayete soyunurlar. Kaseti Hawkins'e yollayacaklar ve böyle bir fırsatı tepmeyecek olan Hawkins sayesinde ünlü olacaktır. Sonra bir deli raporu alıp yazacakları kitap ve çekecekleri film üzerinde çalışmaya başlayacaklardır! ABD'de geçtiğimiz haftalarda gösterime giren '15 Dakika', gişe rakamlarına bakılırsa seyirciden büyük ilgi gördü. Ancak eleştirmenler filmi samimi bulmadı. Film, medyanın şiddeti özendirmesine dikkat çekeceği yerde, şiddet içeren bir sahneyle sona eriyor ve şiddeti 'sözde' yeren tavrıyla kimseyi pek ikna edemiyor. Film amacına ulaşamasa da, yıllar sonra ilk kez medya karşısına çıkan Robert De Niro'nun söylediği şu sözler hafife alınacak cinsten değil: "Medya, kocaman bir dinozor gibi. Kuyruğunu bir sağa bir sola sallıyor ve bir şeyleri deviriyor. Bazen iyi, bazen kötü şeyler devriliyor." (cnn)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||