Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
21 Mart 2001

Ustaya selam söyle Vera

Nâzım Hikmet'in önceki gün yaşamını yitiren büyük aşkı Vera'yı en son 3 Haziran 2000'de görmüştük. Eskişehir'den getirilip Nâzım'ın mezarına dikilen çınarın köküne Anadolu'nun dört bir yanından taşınan toprakları döküyordu özenle
Haber ResmiGÜL SELÇUK
İSTANBUL - "Çok şükür çok şükür/Bugünleri de gördüm/Ölsem gam yemem gayrı"nın ne demek olduğunu belki de ilk kez bu kadar somut gördüm Vera'nın gözlerinde.
Moskova'daki Nova Deviçe Mezarlığı ilk kez bu kadar kalabalık bir Türk grubuna ev sahipliği yapıyordu 2000 yılının 3 Haziran'ında. Kan kırmızı karanfillerden bir dağ vardı adeta 'rüzgara karşı yürüyen adam' figürünün önünde. Granitten bir taştı Nâzım'ın başucundaki. Ve hâlâ yürüyordu Nâzım rüzgâra karşı.
Ölümünün 37. yılında bu kez biz geldik el ele Moskova'ya. 'Yeni Kızlar Mezarlığı'nda Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile Rus-Türk İşadamları Birliği'nin anma toplantısı az sonra başlayacaktı. Kıpır kıpırdı içim.
Elimde kamera ancak bir merdivenin tepesinden alabiliyorum mezarlığı hıncahınç dolduran insanları. Türkler, Ruslar... Nâzım'ı seven herkes koşmuş. Vera'yı bekliyorduk.
Usul usul süzüldü Vera...
Bir yandan gazetecilik merakı, bir yandan da kadınca bir kıskançlıkla belki de, eşi benzeri olmayan bir dehaya adanmış kadınlığın çağlayanını bekliyorum. Usul usul süzüldü Vera, yanında torunu ve arkadaşlarıyla. Nasıl anlatmalı ki o anı... Irkının o geçirgen cam gibi güzelliği ve yüzünde sıcacık bir gülümseme. Herkesle tokalaşıyordu, öpüşüyordu Vera.
Nâzım Hikmet'in son kadını ya da bilinen son kadını. Saman sarısı saçlarına, mavi kirpiklerine şiirler yazdığı Vera Tulyakova. Mavi gözlü deviyle bir sevişme sonrasının mutluluğunda çıkıyordu mezarlıktan; "Türkiye geldi Nâzım'a" dedi yumuşak, titreyen sesiyle. Eskişehir'den gelen üç yaşındaki çınarı Nâzım'ın dalgalı saçları gibi okşamıştı Vera. "Memleketim... Memleketim"den gelen poşetler içindeki toprakları itinayla, adeta okşarayak dökmüştü çınarın dibine.
Hepimizin gözleri Vera kadar ıslanmıştı. Ama hiçbirimizin gözleri Nâzım'ı Vera kadar görmemişti.
Nova Deviçe Mezarlığı'ndan çıkarken "Nâzım'a yakışır bir tören oldu" dedi Vera. Mavi kirpikleri ışıl ışıldı. Gözlerindeki o sevgi kıvılcımını Nâzım gibi bir dizeye hapsedip Süryani bir kuyumcu titizliğiyle saklamak mümkün müydü acep?
Meşhur Arbat Sokağı'nda aylak aylak dolaşıyorum. İlk başkaldırının olduğu yerde orak-çekiçli zippo çakmakları, Lenin siluetli çelik mataraları; Marks, Engels ve Lenin'in heykellerini satarak geçiniyor Arbat Sokağı'nın 'asi' çocukları. O sırada bir kez daha aklıma düşüyor Nâzım, "Sevdalınız komünisttir" derken. Herkes bir yerlere dağılmış. Bir anda çalan telefonla Arbat'taki çocuklar bile şaştı kaldı sevinç çığlıklarıma. İki saat sonra Nâzım'la birlikte yaşadığı evde Vera'yla özel röportaj yapacağım.

4 Haziran'a düşülmüş notlar
Nâzım Hikmet'in son 12 yılını geçirdiği ev, Moskova'nın Sokov semtinde. Sade küçümencik bir apartman dairesi. Daireye çıkana kadar "Nâzım buraya da basmıştır, buradan da yürümüştür" diye seke seke bir hal oldum. Girişte küçük bir hol var. Karşıki duvarda asılı duran Abidin Dino'nun "Faşizmin gerçek yüzü" tablosu karşılıyor bizi. Vera bu tabloyu Nâzım Hikmet Vakfı'na hediye etti o akşam: "Bizden de bir hediye gitsin Türkiye'ye."
Vera yorgundu ama bir yandan da aman "Kamerada kötü görünmeyeyim" diyerek pudrasını, allığını, rujunu tazeliyordu. Baktım. Ne kadar güzel bir kadın... Hâlâ çok güzel.
Hemen solda Nâzım'ın çalışma odası. Aynen bıraktığı gibi. Hiçbir şeye dokunmamış Vera. Çalışma masası yemyeşil bahçeye bakıyor. Daktilosu, yanıbaşında 4 Haziran için aldığı notları o günkü gibi duruyor. Ellerimle hissetmeye çalışırken Nâzım'ı daktilosunda, Vera'ya yakalandım. Hadi bakalım, röportaj başlıyor.
"Çok mutluyum" diye başladı:
"Onu ölüm Moskova'da buldu. O zaman anladım ki ne Türk toprakları, ne de çınar, onun için olmayacak ama, istediği çınar ve toprak Türkiye'den geldi. En önemlisi de hiç alışılmadıktı yaşadıklarım, gördüklerim. Mezarlığa girdiğimde, o koskocaman yerde Nâzım'ın şiirleri yankılanıyordu. Bana kalırsa, bugün düzenlenen anma töreni Nâzım'a layıktı."
Vera o yumuşacık sesisle konuşurken gözlerine takıldım kaldım.
Söylediklerinden bir şey anlamıyordum ama o mavi kirpiklerin ardındaki gözlerle aynı dili konuşuyorduk sanki. Nâzım'ın son 48 saatini anlattı Vera. Özlemle yanıp tutuşuyordu, yorgundu. Sabah gazetelerini alırken düşüp kalmıştı, vatanını öyle özlemişti ki...

Artık saklanmıyor gözyaşları
Karşılıklı ağlaşıyoruz.
Artık saklanmıyordu gözyaşları. Vera mı Nâzım'a ağlıyordu, ben mi Vera'ya ağlıyordum; kestiremedim.
Nâzım'ın yeniden Türk vatandaşlığına alınması gerektiğini söylüyordu Vera. Çünkü artık şartlar değişmişti ve Nâzım'ın ruhu böyle huzur bulacaktı.
Sarmaş dolaştık Vera'yla. Tek tek anlattı evdeki her şeyi. Balkonun penceresinden uzaklara, ta ufka uzandık birlikte. Nâzım'la el ele yürüdükleri günlere gitti. En çok kanal sularına saatlerce bakmayı severmiş Nâzım. Belki de İstanbul Boğazı'nın suları gibi aktığı için. Yedi tepeli şehrini hayal edermiş o karanlık sularda. Geride bırakılmış 'gonca güller'ini hayal edermiş belki de.
Anlatıyordu. Tanışmalarını, Paris'teki balayını anlatıyordu coşkuyla. Yaşadığı acılardan bahsetmedi hiç. Sadece Nâzım'la yaşadığı güzellikler vardı anlattıklarında. Bir an sanki Vera Nâzım'la doğmuş diye düşündüm. Öncesi yoktu. Nasıl bir aşktı bu böyle? Aklım almıyor. Oysa yaşadığı acıları hepimiz biliyorduk.
Nâzım'a sarılır gibi sarıldım Vera'ya. Akşam görüşmek üzere ayrıldık. Elimizde Abidin Dino'nun tablosu, ver elini Küçük Tiyatro.
"Yüreği çarık olan" adamın özlemiyle yaşanıyordu o akşam. "Garda genç bir kadın karşıladı beni,/beli karınca belinden ince/saçları saman sarısı, kirpikleri mavi..." Hâlâ saman sarısı saçları, mavi kirpikleri, kırmızı dolgun dudaklarıyla işte sahnede Vera Tulyakova Hikmet Ran.
"Bugün yalnızca Türkçe konuşuldu" diye başladı söze. "Nâzım'ı hatırladım o an. Türkçe konuşmaya başladığında herkes susardı. Türkçe anlamayan insanlar bile onu büyük dikkatle dinlerdi. Melodiyi hissederlerdi. Ben de bugün güzel, güçlü bir müzik gibi Türkçeyi dinledim."
Nâzım'ın şiirleri, şarkıları ve muhteşem bir konserle bitti gece. Vera yıllar öncesindeydi sanki. İlk kez böylesine anılmıştı Nâzım, ona layık olan biçimiyle. Bir de vatandaş olsaydı ah...
Mezarının Nâzım'ın yanıbaşında olmasını istiyordu Vera ama mutlaka vatandaşlığı verilmeliydi. Gece vedalaşırken bunun son olacağını aklıma bile getirmemiştim. Olmadı be Nâzım'ın kadını. Veda etmeye elim varmıyor ama, hoşça kal beli karınca belinden ince, kirpikleri mavi, saçları saman sarısı, kırmızı dolgun dudaklı Vera. Selam söyle ustaya!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.