![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Ah bu yangınlar! 'Yaşamak değil Beni bu telaş öldürecek' demiş şair. Bizim medyanın gereksiz birtakım yangınlarını gördükçe hep bu dize aklıma geliyor. Beni de bu yangınlar öldürecek!Çok değil, daha birkaç gün öncesinde hemen tüm medya organlarında 'Çirkin Fransız' yangını vardı. PSG-Galatasaray maçındaki olaylar nedeniyle, elbette ki haklı olarak Fransa suçlanıyordu. Gelgelelim, ben bir vatandaş olarak, önce ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Aradan bir hafta geçmesine karşın, hâlâ olayların nasıl çıktığını, hangi grupların niçin çatıştığını ve öteki ayrıntıları öğrenebilmiş değilim. Yangını anladık da, hani haber nerede? Aslında medyamız bu olayda tek ayak üzerinde yakalandı! Maçın önemsizliğinin üzerine ekonomik bunalımın gölgesi de düşünce, yeter sayıda muhabir gönderilmedi. Gelişmeleri daha ilk dakikalarda aktaran TV kanalı ve spiker arkadaşımızın durumu daha da eğlenceliydi. Arkadaşımız, bir Fransız vahşetinden söz ediyordu ama bunu kanıtlayacak görüntülere bir türlü sahip olamıyordu. Sahaya giren kaşı yarılmış Türk genci de olmasa, neredeyse hiçbir şey göremeyecektik. Yine aynı spiker, "Bu Fransa, 1998'de Dünya Kupası yaptı" diyerek, onlar adına olumsuz kanıt yaratmaya çalışıyordu. Oysa söylediğinden, bunu tam tersi bir sonuç çıkıyordu. Evet, Fransa Dünya Kupası yapmış ve Amerikalı ile İranlı seyirciyi de yan yana oturtmuştu! Yaa... Bu, ilk kez olan bir iş değil. Buna benzer her olayda, işin gerçeğini araştırmadan hemen bir yangın başlıyor. Sonunda da elbette golü yiyen biz oluyoruz. Bir gazetemiz, olayların başlangıç nedeni olarak, Galatasaraylı bazı taraftarların PSG bayrağını yakmalarını gösterdi. Buna ne buyurulur? Pazar günü İzmir Atatürk Stadı'nda tarihi günlerden biri yaşandı. Tribünler tıklım tıklımdı. Maçı birlikte izlediğimiz Osman Şenher dostum, seyirci sayısının 60 binden az olmayacağını söyledi. Ben de, hiç merak etmemesini, 39 bin 500'den yukarı çıkmayacağını söyledim. Çünkü daha önce birkaç kez tribünlerin dolu olduğuna ama biletli seyirci sayısının 40 bini bulmadığına tanık olmuştum. Nitekim, bu maçta da biletli seyirci sayısı 39 bin 394 olarak açıklandı. Bu galiba sihirli bir sayı! Karşılaşma devam ederken özürlülerin içeri alınması da, bir panayır ortamı yarattı. Her özürlünün yanında bir refakatçi girebilirken, bu kez herkes ailece gelmiş gibiydi. Biraz ciddiyet lütfen...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||