![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Unutulan Çeçenistan Uçak kaçırma olayı Çeçenistan'ı bize yeniden hatırlattı. Terör eylemlerinden çok çekmiş bir millet olarak uçak kaçırmayı, içindeki masum sivillerin hayatını tehlikeye düşürmeyi hoş karşılamamız imkânsız.Krize böylesine battığımız bir dönemde çevremizde olanları yakından izleyecek halimiz de yok. Fazladan Çeçenistan da haber değerini kaybetmişe benziyor. Arada bir Çeçen savaşçıların Rus birliklerini tuzağa üşürüp birkaç Rus askerini öldürmeleri, bize, savaşın henüz bitmediğini gösteriyor. Ancak bundan 10 gün kadar önce bir Rus insan hakları derneği tarafından Batı medyasına aktarılan, ama bizim medya tarafından ihmal edilen bir toplu mezar, seyredenleri derinden sarstı. Öldürülenlerin hepsi sivil, hepsi aklın almayacağı işkenceden geçmiş. Ancak Sırpların Boşnaklara yaptıklarıyla mukayese edilebilecek bir zulüm. Bu toplu mezarın ve sivillere yapılan muamelenin istisna olduğunu düşünmeye imkân yok. Rusların Batı medyasını, insani yardım derneklerini ve Kızılhaçı Çeçenistan'a sokmamasının nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. 1994-96 savaşından sonra Rusya, General Lebed'in yaptığı anlaşmayla Çeçenistan'a fiili bağımsızlık vermiş; ancak hukuki ve siyasi statünün saptanması beş yıl sonraya bırakılmıştı. Çeçenlerin bu dönemi iyi kullandıkları söylenemez. Kendi içlerinde bölündüler. Fanatik İslam'ı yaymayı dış politika sanan ve para yardımı için köktendinciliğin benimsenmesini şart koşan bazı ülkelerin etkisinde kaldılar. Bazı Çeçen gerilla grupları terörü ve rehin almayı kârlı bir iş olarak benimsedi. Böylece dünya kamuoyunu aleyhlerine döndürdüler ve yeni Rus askeri müdahalesi için gerekli şartları bizzat hazırladılar. Bu durum, Rusların 1999'da ağır silahlarla yerleşim merkezlerine saldırmalarını, ayrım yapmadan sivil öldürmelerini ve sivil hedefleri yıkmalarını, halkın çok önemli bir bölümünü ülke dışına göçe zorlamalarını haklı göstermez. Söz konusu toplu mezardan, yerle bir edilmiş Grozni ve diğer şehirlerden de görüldüğü gibi, Rus birliklerinin Çeçenistan'da işledikleri suçlar, insan hakları ihlallerini çoktan aşıyor; savaş hukukunun ağır ihlallerini, hatta insanlığa karşı suçları oluşturmaya başlıyor. Son iki suç kategorisi uluslararası suça giriyor ve uluslararası yargıya tabi. Çeçen mücadelesi, 1949 Cenevre Sözleşmeleri'ne ek iki Protokol'de öngörülen 'kendi kaderini tayin amaçlı savaş' veya 'iç savaş' boyutlarına ulaşmış durumda. Şu anda düşük yoğunlukta süren bu savaşta Rus ordusu hâlâ konvansiyonel savaş yaklaşımını uyguluyor. Bu nedenle sivillere ve sivil hedeflere büyük zarar veriyorlar. Sözleşmelerin ortak 3. maddesine tabi iç çatışmadan farklı olarak, her iki savaş türü de hukukta büyük ayrıntıyla hükme bağlanmış kurallara uyulmasını ve uluslararası denetlemeyi gerektiriyor. Rusya bundan kaçınıyor. Rusya sadece AGİT'in değil, Avrupa Konseyi'nin de üyesi. Her iki insan hakları sistemi de bugüne kadar Rusya hakkında fazla bir şey yapamadı. Aldıkları az sayıda kararın mütereddit dilinden, nükleer güç Rusya'dan korktukları açıkça görülüyor. BM insan hakları sistemi ve Yüksek Komiseri de aynı çekingenlik içinde. Bu durum ciddi bir çifte ölçüt oluşturuyor. 1994-96 arasında da, Clinton ve diğer Amerikan sözcülerinin, 50 kezden fazla 'Çeçenistan Rusya'nın iç işidir' dediklerini hatırlıyorum. Tek süper gücün bu çok vahim hukuk ihlalleri karşısındaki tutumunun herkesi atalete sevk etmesi doğal. Yeni yönetimin nasıl bir tutum alacağı ise hâlâ bilinmiyor. Tabii ilerde gerçekler ortaya çıktıktan ve iş işten geçtikten sonra pişmanlık ifade eder, özür diler, hep birlikte vicdan azabından kurtuluruz. Rusya, Türkiye'nin yoğun ekonomik işbirliği içinde bulunduğu çok önemli bir komşusu. İlişkilerimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Ama değil insan hakları ihlalleri, insanlığa karşı suçların işlenmesi karşısında suskun olmak, bırakın Çeçenleri, demokratikleşmek için emperyal içgüdülerini terk etmesi gereken Rusya'ya da iyilik sayılamaz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||