Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
21 Mart 2001

Eski yalanlar

Sovyetler Birliği'ne ilk kez 1976 yılında, İsmail Cem'in çıkarttığı Politika gazetesinde çalışırken gittim. Sol düşüncenin toplumsal adalet, dengeli kalkınma ve özgürlükle ilgili fikirlerine sempatiyle bakan genç bir aydın olarak merak içindeydim. Acaba nasıl bir yerdi Sovyetler Birliği? Nasıl bir yerdi Amerikalı gazeteci John Reed'in yıllar önce "Geleceği gördüm, tıkır tıkır işliyor!" dediği yer. Kapitalist Batı'nın bu ülkeyi büyük bir toplama kampına benzetmesi ne kadar doğruydu?
Gidip gelenlerden o kadar çelişkili şeyler duymuştum ki! Her şeyi kendi, gözümle görüp, kendi ölçülerimle değerlendirmek istiyordum.
Moskova'da kaldığımız üç-beş gün içinde bir şeyler görmeye gayret ettik. Ama ilişkilerimiz sınırlı kaldı. Rusça bilmiyorduk. Türkçe bilenler fazla bir şey söylemiyordu. Bir sessizlik, bir çekingenlik egemendi çevreye...
Bana en çok gazete okuyamamak koyuyordu. Bayilerde Pravda, İzvestia gibi Rusça gazetelerden başkası bulunmuyordu. Otellerin dükkânlarında da yabancı yayın yoktu. Gazeteler gözümde tütüyordu. İngilizce yayınlandığını bildiğim Moscow News gazetesine bile razıydım.
Nihayet tam ayrılacağımız gün, otel lobisindeki dükkânda bir Moscow News karşıma çıktı. Daha çok SSCB propagandasıyla dolu sayfalarını çevirirken gözüm soru cevap sütununa takıldı. Afrika'da bir ülkeden geldiği iddia edilen bir soruyu ve verilen yanıtı okudum:
Soru: Batı'nın emperyalist çevreleri Sovyetler Birliği'ni karalamak için çeşitli yalanlar söylüyorlar. Bunlardan birisi de Sovyet halkının dünyada olup bitenleri izleyemediği. Örneğin, SSCB'de yabancı gazetelerin satılması yasakmış. Doğru mu?
Cevap: Dediğiniz gibi ülkemizi karalamak ve sosyalizmin kazanımlarını kötü göstermek için her yola başvuruyorlar. Sovyet halkı dünyada olup bitenleri yakından izliyor. Ülkemizde birçok gazete bayiinde Batı'nın L'Humanite, Morning Star ve Daily Worker gibi sosyalist yayınlarının yanı sıra belli başlı büyük gazetelerini de bulabilirsiniz.
Ve tabii, şaşırıp kaldım. Daha doğrusu, tanıdığım birinin kaba bir yalanını yakalamış gibi yüzüm kızardı. Şu soru takıldı kafama: Kendi kendisine bu kadar açık yalanlar söyleyebilen bir ülke varlığını sürdürebilir mi? Dahası: Yoksa bunların kendileri hakkında söyledikleri her şey yalan mı?
Bir yalan... Kafaya takılan bir soru... Ailelerin, inançların, dostlukların, ortaklıkların böyle apansız yakalanan bir yalan ve kafaya takılan bir soruyla yıkılıp gittiğini yaşayarak öğreniyoruz.
Elbette tarihte kendisi hakkında yalan söyleyen tek ülke SSCB değil. O ölçüde değilse bile başka ülkeler de yalanlar söyleyip bu yalanlara inanabiliyorlar. Bir süre için...
Ve günün birinde gerçeklerin acı tokadı altında yere seriliyorlar. Çünkü yalanlar tüm sistemi çürütmüş oluyor.
Ne yazık ki, ülkemiz de bugün, özellikle ekonomik açıdan, bu durumda. Bize yıllar boyu büyük yalanlar söylendiğini fark ediyoruz. Titanvari saadet zincirlerinin ekonomik politika diye yutturulduğunu öğreniyoruz. İçimiz öfkeyle doluyor. Olgulara bambaşka gözlerle bakıyoruz.
Ecza deposuyla iyi ilişkileri olduğu için şu anda kasabadaki tek doktor konumuna gelen Kemal Derviş bu yalanlardan bazılarını yüzümüze vurduğunda gözümüzden bir perde kalkmışcasına başımızı sallıyoruz. "Ne kadar haklı!" diyoruz. "Adam ne kadar haklı. Devletin bankaları yağmalasınlar diye siyasal partilere emanet edilir mi?"
Bir yalan... Bir yalan daha... Bir soru... Bir soru daha... Durun bakalım, neler olacak!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.