![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Enflasyon vergisi ismet.berkan@radikal.com.trAynı krizi iki kez yaşayan tek dünya ülkesi Türkiye. İnanmayan, Fatih Özatay ile Güven Sak'ın hazırladığı ve halen yayımlamakta olduğumuz dizi yazıya bakabilir. Türkiye'den başka hiçbir ülke üç ay arayla aynı krizi yaşamamış. Bu krizin adını da koymak lazım bence: Yönetememe krizi. İşte, bu son girdiğimiz yönetememe krizinin ilk faturasını daha krizin ilk gününde, bir aylık Hazine ihalesinde oluşan yıllık yüzde 144'lük faizle ödemeye başlamıştık. Aradan tam bir ay geçti. Alınan bu borcu ödeme zamanı geldi ve bu arada kriz hâlâ dinmediği için devlet hazinesi ikinci faturayı eline aldı: 98 gün vadeli bonoya yıllık yüzde 193.7 faiz. Radikal Ekonomi Servisi'nin hesabına göre dün Hazine daha önceki benzer nitelikli son ihalesine göre 580 trilyon lira fazla faiz vermeyi kabul etti. Yüzde 193.7 bileşik faizin anlamı, 98 günde her 100 liranın 33.5 lira gelir getirmesi. Kısacası, ihale iskonto yöntemiyle yapıldığı, yani faizi peşinen ödendiği için Hazine 100 liralık borçlanmak için kasasına 66.5 lira koyabildi. Bu kâğıdı alanları kimse rantiye diye suçlamaya kalkışmasın, sonuçta onlar servetlerini korumaya çalışan insanlar. Bu maliyetle yapılan borçlanma yüzünden birileri suçlanacaksa o da hükümet olmalı. Çünkü, oluşan faiz hükümetin beceriksizliğinin ve ekonomi üzerinde yarattığı risklerin bedeli. Sadece bu ihalenin tek tek her Türk vatandaşı üzerinde yarattığı yük 9 milyon lira civarında. Ama bugün ama yarın bu yükü ödeyeceğiz. İlk bakışta 9 milyon lira çok önemli bir rakam gibi gözükmeyebilir ama unutmayın bu parayı hepimiz eşit ödeyeceğiz. Yani işadamı Ali bey de 9 milyon lira ödeyecek, Diyarbakırlı Hatice hanım da, gazeteci İsmet Berkan da, 2 aylık bebek Can da. Elbette verdiğim 9 milyon lira varsayımsal bir örnek. Gerçekte ödeyeceğimiz yük çok daha fazla. Ve devlet bu yükü enflasyon yaratarak bizlerin sırtına yıkacak, çünkü Türkiye'nin bu faturayı yüklenecek başka bir halkı yok. İşte bu da bizi bütün vergilerin en haksızı olan enflasyon vergisi konusuna getiriyor. Düşünebiliyor musunuz, işadamı Ali bey ile inşaat amelesi Selami aynı vergiyi ödüyorlar. Gelir dağılımı böyle bozuluyor, 'Öteki Türkiye' böyle doğuyor. Türkiye'de enflasyon, son 25 yıldır ister sağcı olsun ister solcu, ister İslamcı olsun ister askeri yönetim, bütün iktidarların paylaştığı bir devlet politikası. Enflasyon yüzde 70'lerde 'tatlı tatlı' seyrederken, hükümetlerin kazancı kısa vadeli, toplumdaki bozulma ise zamana yayılmıştı. Enflasyon şikâyetlere yol açtıysa da, zaman zaman şikâyetçi kesimlerin ağzına çalınan bir parmak balla durum idare edildi. Ama şimdi, galiba 'tatlı' enflasyon devrini geride bıraktık. Ya çok yüksek enflasyon oranlarına ulaşacağız ve kendimizden başka torunlarımızın hayatını da sıkıntıya sokacak kadar fakirleşeceğiz ya da bu belayı birkaç yıllık sıkıntıya katlanıp def edeceğiz. İşte burada yakıcı soruyla karşılaşıyoruz: Hangi siyasi iktidarla bunu başaracağız? Bugünlerde herkes bu soruyu soruyor kendine.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||