Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
21 Mart 2001

Ey ruh! Samsun'a gelince, üç kere...

mine.saulnier@free.fr
Türkiye'deki ABD büyükelçileri, rasgele diplomatlar değildir. Robert Pearson'ın Ankara'ya atandığını ilk öğrenenlerden biri naçiz yazarınızdı. Hem de Paris'te. Herald Tribune'den John Vinocour: "Gözün aydın, yeni büyükelçi SİZİ ANLAYAN biri," diye müjdeledi. Pearson'ın eşi, ABD'nin Paris Büyükelçiliği'nde, üst düzeyde görevliydi. John iyi tanıyordu aileyi. Meslektaşımdan Robert Pearson'ın geçmişi hakkında bilgi aldım, ama niye BİZİ ANLAYAN biri diye nitelediğini sormadım. Çünkü Pearson'ın geçmişi, yeterince açıktı: Pearson ASKER kökenliydi bir, uzun yıllar NATO daimi temsilciliği yapmıştı iki. Çince ve Fransızca biliyordu, Uzakdoğu'yu iyi tanıyordu, yani 'kısık' Amerikalılardan değildi, dünya görüşü genişti. Gerçekten de, Ankara'ya yerleştiğinden bu yana hiç 'saçmalamadı', Pearson. Türkiye'nin nasıl kurtulacağını, bizim politikacılardan daha iyi bildiğine kuşkum yok. Bizim askerlerin 'kim', politikacıların 'ne' olduğunu da pek güzel anladığına eminim.
Geçen gün: "Türkiye'de 1919 Samsun ruhu, ülkenin çıkarlarını her şeyin önünde tutmak düşüncesi hâlâ yaşıyor. 1919 Türklerinin yaptığını, 2001 yılı Türkleri de yapabilir. ABD buna inanmaktadır," demiş Pearson.
Amerikan Büyükelçisi, iyi niyetle söylediği sözün ucu nereye varıyor hesap etti mi bilmiyorum ama, ben gerçekten Türkiye'yi ancak ve ancak Samsun ruhunun kurtaracağına inanıyorum. 1919'da kim, hangi ruhla çıkmıştı Samsun'a? Mustafa Kemal Paşa ve Türk mülkünün üstüne çöken yozlaşmış, çürümüş, kokuşmuş, düşman maşası muktedirleri tepelemek; yerleşik bozgun ve vurgun düzenini yerle bir etmek, işgalcileri işbirlikçileriyle birlikte sürüp atmak ruhuyla çıkmıştı Samsun'a...
Pearson'ın dediğine bakılır ve Samsun ruhunu diriltmeye kalkılırsa, Türkiye'nin kurtuluşu için Türkiye'yi batıran muktedirlerden kurtulmak, bu vurguncu ve bozguncu düzenini yıkmak gerekiyor anlaşılan.
Peki ama kim Samsun'a çıkacak, kim şahlanıp düzeni yıkacak, kim kurtaracak Türkiye'yi?
Doğrusu Hüsamettin Özkan'ı, Samsun'a çıkarken düşenemiyorum. Bülent Ecevit kişnese de şahlanamaz. Herhalde Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli de değil Türkiye'yi kurtaracak olan. Tam tersine. Vahdettin, Damat Ferit ve Enver Paşa hangi ruhla neyi kurtardılarsa, işte öyle bir ruhu diriltti maşallah, gelmiş geçmiş politika müsveddeleriyle, istisnasız hepsi. Samsun ruhu gelse, işe bunları sürüp atmaktan ve... Meclisi Mebusan'dan başlardı bence.
Ama işte, bu ülkeye Samsun ruhu bir daha gelmez, gelemez. Üstelik bugün Samsun ruhunu çağıranlar; Robert Pearson'ın efendisi, bizzat ABD öldürdü Türkiye'de o ruhu. Tarikatçı politikacıları destekledi, DP'yi, AP'yi besledi, öyle besledi ki bu iki partinin tüm türevleri eline baktılar, artık DSP ve CHP bile ABD'nin tarik elinden yemleniyor; Merve'leri, Fethullah'ları hâlâ besliyor, dinciliği gazlaya gazlaya Taliban'ları yaratmaktaki kadar başarılı olamadıysa da Samsun ruhunu kendi elleriyle boğdu bu ülkede ABD.
Ancak Samsun ruhunu boğarken soluk üflediklerinin, ciğeri yokmuş meğerse. Tıkandı mı ciğersizlerin Türkiyesi, ABD'nin istemediği anda? Üstelik tam da, Rusya başını kaldırır, İran'la anlaşır, Çin dikilirken İsrail'in ve kendisinin karşısına? Hayıflanmaya başladı mı size Amerika, "Hani de benim jandarmam, sadık müttefikim, Türkiyem..." diye?
Meğerse sayın seyirciler, Samsun ruhu gün gelir ABD'ye bile gerekirmiş. Anlaşıldı ki yeteneksiz ve muhteris işbirlikçiler yerine, yetenekli ve muhterem rakipler daha yararlıymış. Ama çok geç. Ruh çağrılırsa belki gelir de...
Masayı devirecek kadar vurur mu, bilmem.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.