![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Zenginlik uzmanları talkan@media.ankara.edu.trBazen gazete köşelerine sıkışmış küçük haberler pek çok istatistiğin, derin çözümlemelerin, iri iri lafların söyleyeceğinden daha çok şey anlatıyor. Bir haber, kimsesiz bir ölüyle ilgili. Ankara'da Hacıbayram Camii yakınında Erciyes kahvesine gelip gidiyordu son iki aydır. Depremzedeydi. İşsizdi. Açtı. Oyuna oturanların verdiği simitle, çayla karnını doyururdu. Geçen gün oturduğu sandalyede son nefesini verdi. Zaten hiç sesi çıkmadığı için öldüğünün farkına bile varmadılar. Farkına vardıkları zaman da pek aldırmadılar. Oyunlarını oynamaya devam ettiler. 'Yaşarken de ölü gibiydi,' diye mi düşündüler, kim bilir. Polis, "Şahsın adı, adresi nedir?" dedi. Kimse bilemedi. (Kim demiş kadının adı yok diye. Asıl fukaranın adı yok bu memlekette.) Birisi, başını okey masasından kaldırmadan, "Emin değilim, ama Metin'di galiba" dedi. "Neden ölmüş olabilir?" "Açlıktan abi, her zaman açtı bu adam." Ama dev memesinde cüceler besleyen benim bu garip memleketimde güzel şeyler de oluyor. Hep kimsesiz ölülerden söz edecek değiliz ya. Örneğin, ekonomik bunalımın burgu gibi derinleştiği bu güzelim memlekette son dört ayda lüks tüketim mallarına olan talep hızla arttı. BMW, Mercedes, Ferrari, Porsche marka otomobillerin satışlarında tam bir patlama yaşanıyor. Bu arabaların fiyatları 30 milyardan başlıyor, 330 milyara kadar yükseliyor. Bu arada 7-12 milyar arasında fiyatı olan orta sınıf arabalarında satışlar tümüyle durdu. ('Kader kurbanlarından' Cavit Çağlar da mahkemeye başvurarak aftan yararlanmak istediğini belirtti. Nâzım'a açılmayan kapılar elbette ona açılacaktır. Nâzım kader kurbanı değildi ki.) 'Enflasyon, fakirlere konan vergi' olarak bilinir. 'Enflasyonla mücadele' de sonunda fakirlere konan ağır bir vergiye dönüşüyor. Bakalım 'fakirlik uzmanı' Kemal Derviş bu ikileme bir çözüm getirebilecek mi hep beraber göreceğiz. Aslında ilginç bir ironi yaşıyoruz. Bu kronik enflasyonun numaralarından birisi ('Ben zenginleri severim' sözüyle ünlü) 'zenginlik uzmanı' Turgut Özal'dı. Şimdi onun ve dava arkadaşlarının ektiği enflasyonun meyvelerini toplayan kişi 'fakirlik uzmanı' Kemal Derviş. Ortalık toz duman olunca, kılıçlar bilenmeye, oklar menzile ulaşmaya başladı: 'Kahrolsun IMF', 'Kahrolsun emperyalizm', 'Derviş kapitalizmin icra memurudur', 'Çizmeleri çeker halka ineriz, ortalığı darmadağın ederiz...' Elbette ciddi şeyler oluyor, ciddi ve ağır eleştiriler yapılmalıdır. Fakat, ekonomik programı eleştirenlerin, yanlışın nerede olduğunu göstermeleri ve kendi almaşıklarını getirmeleri gerekmez mi? Çoğu zaman bunu yapmıyorlar. Hele özeleştiri denen şey hiç işlemiyor. Bu arada ilginç bir gelişme, Fazilet Partisi'nin Kemal Derviş'e 'şartlı destek' vermesi oldu. Şartlı da olsa, destek destektir. FP neden bunu yaptı dersiniz? Derviş'in son şans olduğunu, bu program da iflas ederse ortalığın toz duman olacağını ve yıkılan binanın altında ilk önce kendilerinin kalacağını hesaplamış olmalılar. İşte 'merkez' zamanla böyle oluşuyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||