Görsel belleğimizin ipuçları bu sergide Art arda açılan 'retrospektif' sergiler, görsel belleğimizde, taşların yerine oturması açısından önemli. Mesela Osman Hamdi sergisi bize 19'uncu yüzyıl Türk görsel tarihi, kültürü ve ideolojisi üstünde düşünme olanağını sunuyor HASAN BÜLENT KAHRAMAN
İSTANBUL - Şu sıralar İstanbul'da görülebilecek, hatta görülmesi gereken birçok sergi var. İşin garip yanı, sergilerin mesela sinemanın önüne geçmiş olması. Hem nitelik, hem nicelikbakımdan... Bunlar arasında bir tanesi var ki, üstünde ayrıca durulması gerekiyor; hem de birkaç açıdan. Bu Osman Hamdi sergisi.
Osman Hamdi sergisi, her şeyden önce, Türk görsellik tarihinin en önemli isimlerinden birisinin kimi yapıtlarını izleme olanağı veriyor. Fakat, mesele onun da ötesinde, bize 19'uncu yüzyıl Türk görsel tarihi, kültürü ve ideolojisi üstünde düşünme olanağını sunması.
Son dönemde art arda 'retrospektif' sergiler açılıyor. Onların gözden geçirilmesi ve tartışılması görsellik belleğini oluşturamamış bir toplumda belli başlı sorunlar üstünde düşünmek için yeterli bir olanaktır. Ne var ki, bu olanakların tümünün 'berhava' edildiği belli. Bunun, Osman Hamdi'yi de kapsayan ve bu yazıda değinmek istediğim çok önemli bir nedeni var.Görselliğin yaslandığı temeller Görsel kültürü ve onu hazırlayan, onun içinde biçimlendiği görsel ideolojiyi doğrudan doğruya görselliğe ait bilgilerle okuma ve değerlendirme mümkün değil. Batı'nın bu bağlamda oluşturduğu bilgi (ki, Panofsky onları 'ikonoloji' ve 'ikonografya' olarak belirliyordu) görselin kendisinin çok ötesinde bazı temellere yaslanır. Onların başında felsefe/estetik gelir. Bu kervana sosyoloji de katıldı. Son nokta psikanalizle koyuldu.
Bütün bir görsel kültür ve ideoloji tarihi bu yan disiplinlerin içinden ve ayrıca tarihin kendisine yaslanarak oluşturuldu. Böylece, gözün ve bakışın serüveni belki tamamlanmadı ama bir sır olmaktan çıktı. Son dönemde özellikle toplumsal kuramın (sosyal teori) getirdiği kimi açılımlar ve özellikle koloniyalizm sonrası okuma ve çözümleme yaklaşımlarıyla feminist eleştirel kurgu meseleyi daha da ciddi bir noktaya çekti. Çözümlenen, sadece görselin kendi dünyası olmaktan çıktı, onun bir parçası olduğu ve bir parça da onun oluşturduğu 'metafizik' haline geldi.
Oysa Türkiye, edebiyatı sadece edebiyatın, görseli sadece görselin içinden kavramaya ve kuşatmaya çalışıyor. Ek disiplinlerin katkısını almadan bir dönemin görsel topoğrafyasını çıkarmak olanaksız. Türkiye kültür ve bilinç tarihinin en zayıf olduğu noktaysa tam burası. Kaldı ki, Türkiye'de yerleşen bilincin iki aşaması var: Hem Batılı, Hıristiyan-Yahudi geleneğinden kalkışmayan bir toplumun kendisine özgü koşulları, onların özgüllüğü, hem de onların Batı görsel kodlarıyla eklemlenirken yaşadığı sorunlar.
Osman Hamdi sergisi, bu konuda zengin boyutlar barındırıyor içinde. Çünkü, üstüne kapsamlı kimi çalışmalar yapılmış da olsa, Osman Hamdi'yi bu anlamda çok az tanıyoruz. Örneğin, ona atfedilen 'Oryantalizm' değerlendirmesi bugün çok daha kapsamlı biçimde çözümlenebilir. Bu bize, Doğu-Batı görsel metafiziklerinin eklemlenişine ilişkin kimi ipuçları verebilir.
Fakat, daha önemlisi, böylelikle, bir başka metafiziğin (Doğu) oluşturduğu gelenekten birdenbire başkasına geçerken yaşanan gerilimlerin ve bu dönüşümün zihinsel dünyamızdaki izlerini ortaya çıkarılabilecek olmasıdır. Perspektifi hiç tanımamış, o görselliği oluşturan ideolojiyle hiç yakınlığı olmamış bir zihniyetin, birdenbire öyle bir alana açılırken bunun nelere tekabül ettiğini bugün artık çözümlemeye başlayabiliriz. Bu, üstünde çok konuştuğumuz fakat bir türlü anlayamadığımız 19'uncu yüzyıl maceramızın bir tutanağına dönüşebilir. Kısacası her şey karşılaştırmalı ve eleştirel bir bakışla örülmüş bir kültür tarihi oluşturabilmekle mümkündür.
Kendimizi içeriden tanımanın en iyi yolu dışımıza çıkmayı bilmektir. Ne demek istediğimi daha iyi anlamak isteyenler John Berger'in Şeker Ahmet Paşa'nın Ormancı isimli tablosuna bakarak yazdığı yazıyı okusunlar.
İpucu: Tablo, Resim Heykel Müzesi'nde.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|