Eksilen şeyler...ALINYAZISI Şiir bazı şairler için elyazısıdır, bazıları için alınyazısı. Benim için hâlâ elyazısıdır, fakat 8 yıl önce alınyazısı da oldu. O sıralarda şiirlerimi kalemle yazıyor, işyerine götürüp daktiloya çekiyordum. Şiir için hâlâ elim kalem tutuyor, bitince de bilgisayarda yazdırıyorum. Nefesler ve gazellerden oluşan bir dizi şiir yayımlamıştım dergilerde. Evde çalışıp son düzeltmelerini de yaptığım 8 yeni nefes ve gazeli de işyerine götürüp daktiloya çektim. Temize çekmek duygusu belki de. Onları da yanıma alıp gece taksiyle döndüm. Evde bir kez daha okumak istedim: Şiirler yoktu! Evin altını üstüne getirdim, ertesi gün işyerinde aramadığım, bakmadığım yer kalmadı, fakat ne bir iz, ne bir dize! Dizeler toz, şiirlerse sır olmuştu. Ne tuhaf, hemen tüm şiirlerimin müsveddelerini yıllarca saklarken, kıyıp atamazken , onların müsveddelerine bile rastlayamadım. Aradan birkaç gün geçince, şiirlerle birlikte başka bir şeyi daha yitirdiğimin farkına vardım. E.F. Schumacher'in 'Aklı Karışıklar İçin Kılavuz' adlı kitabını da yitirmiştim. Kim bilir belki de şiirleri yitirmeme sebep bu kılavuzdu.
Şairlerin 'yarım akıllı' olduğunu söyleyen bir taksi şoförüne rastlarsanız, lütfen yanlışını düzeltin, 'şairlerin aklı karışıktır' deyin.17 YAŞ Çocukluk fotoğraftır, gençlik şehir ve ortayaş anılar. Her şey birer birer uzaklaşırken hayatından, sanki gitgide kendine yaklaşır insan. Çocukluk saplantıları, ortayaş çocuğunda yeniden ortaya çıkar: 'Bu ben değilim!' Ne yüzümüzü beğeniriz, ne fotoğraflarımızı. Aynalara küsmek için vakit bir bakıma erkendir, bir bakıma da pek uzak sayılmaz. Fiziksel olduğu kadar da duygusal bir kaygı. 40'ı geçince bende de başgösterdi, hem de (galiba mı demeliydim) hiç farkında olmadan. Bana en çok benzeyen 'ben'i aramaya koyuldum. Sonunda ruhumun fotoğrafını buldum. 17 yaşımda, liseyi bitirdiğim yıl, Ankara'da Gençlik Parkı'nın önünde, Erkut'un çektiği bir fotoğraftan bana bakıyordu siyah-beyaz ruhum. 'Dostum' dedim ona 'yıllar seni hiç değiştirmemiş, yarısı korku, yarısı tebessüm dolu o çehre, aynı ürkek, tedirgin ve aptal ifade.' Bazı şiirler ruhun fiyakasında acı bulurlar, bense 17 yaşında yitirdiğim çocuğumu buldum, ne duruşunda ne ruhunda fiyaka, olmasın...
O 'Budala'yı dünyaya kaptırmadım ya! EKSİKLİK Burası şehir. Herkes birbirinden bir şey istiyor. Ne istediğini bilen de var bilmeyen de, ama istemeyen yok. Burası şehir: İstemiyorsan yoksun! Biri daha fazla ışık istiyor, biri daha az kalabalık: Kendine benzeyenlerle çarpışmaktan yoruluyor insan. Bir gece sinema çıkışı şarapçının biri yaklaşıp 27 bin lira istemişti sadece, çok hoşuma gitmişti, bir lambanın altında tam 27 bin lira saymıştım ona. Şarap almak için o kadar eksiği varmış. Daha fazla versem eksiği fazlalaşırdı. İZİN Çek fotoğraf sanatçısı Josef Koudelka, 30 yıl yalnızca 'Çingeneler'i çekmiş, bu macerayı anlatırken: "Aktörlerin arasında dolaşarak aynı sahneyi tekrar ve tekrar fotoğraflayabiliyordum... aktörleri, sahneyi, hikâyeyi bilirim. Bazen bir aktör izinlidir, bazen de ben" diyordu. "Birinci çehre"
Greta Garbo ise 1941'de ayrılmış sinemadan, "Yalnız kalmak istiyorum" demiş, oturduğu evde hiç fotoğrafı yokmuş.
Biri gözünden izin almış, biri yüzünden.
Dilim bana izin ver!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|