![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Servet transferi başladı ismet.berkan@radikal.com.trPiyasaların 19 Şubat'tan beri devam eden yangının etkisini hafifletmekte olduğu anlaşılıyor. Hâlâ döviz kuru 'normal' bir seviyeye gelmiş değil, hâlâ piyasada doğru dürüst bir faiz oluşmuş değil ama özellikle dünden itibaren piyasaların işlemeye başladığı görülüyor. Piyasaları işleten şey, Hazine'nin önceki gün yaptığı rekor faizli borçlanma ihalesi. Radikal dışında kalan gazeteler, Hazine'nin önceki günkü ihalesini bir bayram havasıyla yansıttılar. Hazine'yi yıllık yüzde 193 bileşik faiz ödemek zorunda bırakan bir ihale 'Kemal Derviş'e güvenoyu' olabilir mi? Kim ödeyecek bu parayı? Herhalde Kazakistan halkı ya da Bulgaristan halkı değil. Amerikan halkı hiç değil. Bonoyu çıkartan ve faizi peşinen ödeyen Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi olduğuna göre, parayı biz ödeyeceğiz. 1994 yılında kriz çıktığında da böyle olmuş, bir süper bono çıkartılarak piyasadaki tıkanıklık aşılmıştı. O zamanki faiz yüzde 400 civarındaydı, bugün yüzde 193 oldu. Elbette böyle bir yüksek faiz ödenmesi gerekiyordu, ödendi. Piyasaları yeniden harekete geçirmek için yapıldı bu. Bu yüksek faizin ödenmesine bankacıların sevinmesini anlayabilirim ama gazetelerin buna neden sevindiğini ve okurlara da sevinilmesi gereken müjdeli bir durum yaşanmış havasını yansıttığını gerçekten çıkartamadım. Bakın, önceki gün Hazine üstünde yazılı nominal değeri 100 bin lira olan bu bonoları 74 bin 821 liraya sattı. Yani 74.821 lira veren, 98 gün sonra 100 bin lira alacaktı. Bonoyu alanlar daha paralarını Hazine'ye ödememişlerdi ve bono piyasada değer kazanmaya başladı. Yani, henüz parası ödenmemiş bonoları satmaya başladı bazı alıcılar. Önceki gün akşam saatlerinde bu bono 76 bin liradan satılıyordu. Yani, ilk alıcılar ellerini ceplerine sokmadan bono başına 2 bin lira kazanmışlardı bile. Aynı bono dün 80 bin 538 liraya ilk gün trene binemeyen halka satıldı. Çünkü dünkü gazeteler bu bonoyu öve öve bitiremiyordu. Henüz elini cebine sokup beş kuruş para ödememiş bazı kurum ve kişiler durdukları yerde bono başına 6 bin lira kazandılar. İşte bu 6 bin liraların tek bir anlamı var: Toplumun bir kesiminden diğer kesimine devletin teşvikiyle gelir transferi yapılması. Aynı şeyi 1994'te de yaşamıştık. Yüzde 400'lük bonolar, toplumun alt kesimlerinden üst kesimlerine doğru gelir transferi yapılmasını sağlamış, bir sürü insan krizden zenginleşmiş olarak çıkmıştı. Buna karşılık toplumun alt kesimleri ve sabit gelirliler daha da fakirleşmişti. Bu filmi bir kez daha izleyeceğimizi biliyorduk. O yüzden haftalar önce 'Krizin faturası kesimler arasında eşit dağıtılsın, 1994'te yaşananlar yaşanmasın' diye yazmıştım. Bir anlamda bankalar ve bazı yatırımcılar, kriz sırasında yaşadıkları gelir kaybının intikamını alıyor, kayıplarını daha aza indirmeye çalışıyorlar. Bunu da doğal buluyorum, çünkü devalüasyonla birlikte sadece biz sade vatandaşlar kandırılmadık, bankalar da kandırıldı. Ancak yine de, bu işlerin daha adil yapıldığını görmek isterdim. Hazine'nin bankalardan borçlandığı gibi doğrudan halka arz yaparak da ve çok küçük yatırımcılara da bono satınalma fırsatı vermesini beklerdim. Halka arz, faizin daha da düşmesini sağlayabilirdi. Bu fırsat hâlâ kaçırılmış değil. Şu an için bildiğimiz tek şey, tamamen yönetememekten kaynaklanan bu krizin faturasının dar ve sabit gelirli halk tarafından ödeneceği ve bu ödemenin şimdiden başladığı. Bir gün kendi kendimizi adam gibi yönetebilir hale de geleceğiz inşallah ve bu faturaları ödemek yerine refahı paylaşacağız.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||