Derviş'in büyüsünü koalisyon bozuyor myetkin@radikal.com.tr Derviş toplumdan destek buldukça, sanki koalisyon hükümetinde rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başladı.
Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz, koalisyon liderleri olarak Derviş'e 'yüzde doksan dokuz değil, yüzde yüz' destek verdiklerini kamuoyuna ilan ettiler. Kuşkuların dile getirilmesi üzerine bunu ABD Büyükelçisi Pearson'a da teyit ettiler. Ancak Meclis kulislerindeki, Başbakanlık koridorlarındaki havayı kokladığınızda, Derviş'in koalisyon saflarındaki desteğinin zoraki olduğunu görüyorsunuz.
İşçi sendikalarının kategorik reddi bir yana bırakıp temkinli bekleyişe geçmesi ve işverenlerin tam destek ilan etmesi, Derviş'in Ankara'ya geldiği günlerde dikkat çektiğimiz 'Ya başarılı olursa' kompleksini ne yazık ki açığa çıkarmaya başladı.
Şu günlerde Telekom, THY ve Emlak Konut örnekleri nedeniyle MHP'den gelen direniş sinyalleri saklanamaz boyutta. Ama Derviş'in gelişini, işlerin artık alışageldikleri gibi gitmeyecek olmasının işareti olarak gören siyaset erbabı, DSP ve ANAP içinde de harekete geçmiş görünüyor.MHP açıktan, ANAP içeriden MHP'de şu anda daha çok Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz ve Devlet Bakanı Faruk Bal'dan kaynaklanan tepkilerin kökenini, partinin 18 Nisan 1999 seçimlerinde Bahçeli tarafından bile bu derecede tahmin edilemeyen sandık başarısında bulmak mümkün. Parti içindeki bazı kadrolar, onlarca yıldır özledikleri iktidar yetkilerinin
tadını daha tam çıkaramadan fedakârlık etmeyi içlerine sindiremiyorlar, kabul edemiyorlar.
Benzeri gibi değil, daha büyük bir direnişin, Derviş'in Acil Önlemler Paketi içindeki 'kamu ihalelerinin şeffaflaştırılması' yasası çerçevesinde Bayındırlık Bakanı Koray Aydın tarafından gösterilmemesi bir sürpriz olacak.
Bu gelişmeler, ANAP kulislerinde 'MHP ülkeyi seçime götürmek için işi yokuşa sürüyor' iddialarına yol açıyor. Salı günü yapılan grup toplantısında hem Yılmaz, hem de Ecevit'e çok ağır suçlamalar yöneltildi. ANAP'ın hükümetten ayrılması istendi. Oysa Yılmaz biliyor ki, ne ANAP'ın hükümetten ayrılması hükümetin dağılması demek olacak, ne de bugün gidilecek bir seçimden ANAP, MHP kadar kârlı çıkacak.
Belki de Yılmaz o nedenle Avrupa Birliği'ne verilecek Ulusal Program temelinde kurduğu konuşmasında 'siyasetsiz bir Türkiye' özlemcilerine çattı. 'Saltanatı yıkılacak olanların rahatsızlığından', 'gündemi saptırmaya çalışacaklarından', 'kriz çıkarmaya çalışacaklarından' söz etti.
Dün yapılan DSP Meclis grup toplantısında konuşan Rıdvan Budak, 'Kim bunlar?' diye sordu. "İki defa Başbakanlık yapmış, istihbarat servisleri yönetmiş bir siyasetçi bunların kim olduğunu söylemeli. Yoksa gündem saptıran kendisi olur" suçlamasında bulundu.
Budak ayrıca ANAP ve MHP'yi Derviş'e görünürde destek olmakla da suçladı. "Siyaset sorumlu davranmazsa hiperenflasyon kaçınılmaz olur. O zaman ne siyaset kalır, ne demokrasi, ne de biz" diye sert çıkış yaptı. DSP milletvekillerinden alkış aldı, çıkışta özel tebrik aldı, ama tek destekleyici söz almadı. Ecevit de bu sözlere bir karşılık vermedi.
Ancak Ecevit'in tereddütsüz desteğine karşın, DSP içinde de Derviş'in yapmaya çalıştıklarından siyasi gelecekleri açısından rahatsız olanlar yok mu? Yüksek taban fiyatı, binlerce kamu kadrosu, bedava sayılacak kamu kredisi vaatleri olmadan girilecek bir seçimin ne getireceğini kimse tahmin edemiyor. DSP saflarında şimdiden, Derviş'in adını anmadan 'Kâğıttan kaplan çıkarmayın' diyenler olduğu biliniyor. Kabine revizyonu gereği Türkiye'nin borç talep ettiği etkili ülkelerden birinin büyükelçisi, "Bir demokraside ülkeyi böyle bir krize götüren hükümet siyasi sorumluluğu alıp istifa ederdi" diyor. "Tamam Türkiye'nin özel koşullarını kabul ediyoruz. Ama hiç değilse bir kabine değişikliğiyle, içtenliklerini kanıtlayabilirler."
Her üç lider de bundan neden bu kadar ısrarla kaçınıp, yıpranmış isimlerini ısrarla savunuyorlar? Buna yanıt bulmak kolay değil.
Ama iş dünyasının destek verirken yaptığı uyarı anlaşılan koalisyon liderlerinin dikkatinden kaçıyor. En somut ifadesini Rahmi Koç'un 'Derviş son şans' sözleriyle bulan bu ifade, Derviş'in başarısız olması durumunda hükümetin de artık dayanamayacağını mı işaret ediyor?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|