Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
22 Mart 2001

Kartpostal insanları

Belli ki sonunda 'bazılarımızın' rüyaları gerçek olma yoluna girmiş. Yıllar önce Ahmet Altan, temenniyle karışık bir öngörüde bulunmuştu, bu halkın tercihlerinden bunalmış her büyük Türk demokratı gibi o da artık siyaset istemiyordu, yönetim bir 'uzmanlık' işi olmalıydı!
Altan, bir yurtdışı gezisinin ardından Türkiye'ye döndüğünde isyan etmişti; "Dışarı gidip geldiğinde hep aynı şeyi fark ediyor insan, dünyanın en güzel memleketlerinden birine sahibiz ama bu ülkenin doğal güzelliği ile bu ülkeyi yönetenlerin arasında ters bir orantı var. Yöneticilerin ve onları yönetici yapan toplumun düzeyi, ülkenin doğal güzelliğinin çok gerisinde. Bu çelişkiyi görünce insan, yöneticiliğin ırk ve vatandaşlık birliğini aşan uluslararası bir profesyonelliğe dönüşmesi gerektiğini düşünüyor. Aynı kendilerine hangi ulustan olursa olsun en iyi antrenörleri transfer eden futbol kulüpleri gibi ülkeler de yöneticiler transfer etmeli belki de...
Önümüzdeki yüzyılda herhalde yöneticilik böyle olacak." (Ahmet Altan, 'Memlekete Dönüş',
Yeni Yüzyıl, 24 Temmuz 1995)
Ben 'memlekete döndüğümde' herkesi bu hava içinde buldum. Demek ki, birçokları için bu ülke güzel bir kartpostaldan başka bir şey değil, doğal güzelliklerine toz kondurulamayacak bir kartpostalın, içinde güzel güzel yer alacak insanların önündeki tek engel, doğal güzelliklerle yarışmakta çok geri kalan 'toplumun düzeyi'! Bu durumda, bu toplumu adam edecek birileri lazım ama, bu birilerini bu 'düzeysiz' adamlara seçtirmek tam bir çelişki, en iyisi dışarıdan getirmek!
Nitekim, dışarıdan biri bulunup getirilmiş, bu birinin bu toplumla 'ırk ve vatandaşlık' birliği var ama olsun, o yıllarca dışarıda kaldığı için düzeyini yükseltmiş, işinin ehli olmuş, en önemlisi, bu 'düzeysiz toplum' tarafından seçilmemiş! Bizi kurtarsa kurtarsa o kurtarır kanaati yaygın. Dışarıdan gelenin düzeyinin, en azından, büyük Türk demokrat ve aydınlarından ileri olduğu kesin, o hiç olmazsa 'toplumsal destek'ten söz etmek ihtiyacını duyuyor. Onun üslubunda da, 'Sizi kurtarsa kurtarsa ben kurtarırım, aklınızı başınıza alın, beni destekleyin' havası hâkim ama olsun. Bizimkiler belli ki, 'Siz anlamazsınız, işin doğrusu budur, profesyonel olarak ben biliyorum, gerisine karışmayın' denmesine bile razı. Razı olmak bir yana, böyle bir şey bekliyorlar.
Altan ve benzerleri yüzyılları karıştırıyorlar; bu, bu yüzyılın veya gelecek yüzyılın olayı değil, bu, geçmiş yüzyılların olayı ve biz bu geçmişten silkinip kurtulabilmiş değiliz. Modern demokrasi öncesi tüm toplumlarda, toplumların yönetimi, eşit ve özgür katılımın söz konusu olduğu siyasal bir süreç değil bir idare faaliyetinin konusuydu. O zamanlar da, toplumun tepesinde birkaç adam cahil halkın işin içine karışmasını tasavvur edemezdi, toplum için neyin iyi olduğunu bilenler vardı, onlar yönetirdi. Bunlara 'profesyonel' gibi yeni bir isim takmak, işin mantığını değiştirmiyor, yine söz konusu olan 'ekonomi', 'yönetim', 'çağın gerekleri' adına toplumun bilmediklerini bilenlerin 'cahil' kalabalıkları, onların iyiliği için yönetmesi.
Gözlerin içeriden ziyade dışarıya dikilmesi olayına da yabancı değiliz; demokratik süreçlere yabancılığımız gibi, kendimize güven kaybının tarihi de eski. 19. yüzyıldan beri, bize savaşmayı, eğitimi, yönetimi, ziraatı, kısaca her şeyi öğretsin diye 'uzman' getirtiyoruz. İyice paniklediğimizde, 'En iyisi yabancılar bizi yönetsin' diyenlerimiz de olmuştu. Ama onlar bile, işi bu kadar ciddiyetsizliğe dökmemişlerdi, ülkelerini bir kartpostalı tarif eder gibi etmiyorlardı. Bizi bu noktaya getiren, ülkeyi, insan unsurunu bir tarafa atıp, ekonomik bir meta olarak gören, 'yap-işlet-devret' dönemi. 'Şu köşe yaz köşesi, bu köşe kış köşesi' turizm ve tanıtımı ile her sorunun üstesinden gelineceği kanaati bu dönemde 'ciddiyet' kazandı. O dönemden bu güne mevcut ekonomik ve siyasi yıkıntı miras kaldı, bir de 'beyaz Türkler' denen kartpostal insanları ve onlara istikamet gösteren kartpostal aydınlar!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.