![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yeni dönemin ilk ihalesi Hafta içinde, Hazine ihalesi öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri, basına yansıyan yorumları okuyunca tedirgin olmamak mümkün değil. Yeni ekonomi yönetimi piyasa psikolojisindeki dengesizliğin farkında ve bu nedenle titiz bir tavır sergilemeye özen gösteriyor. Ancak piyasanın ekonomi yönetiminin ne yapmaya çalıştığını, ne tür mesajlar vermeye çalıştığını anladığından emin değilim.Bir hafta kadar önce bankacılarla yapılan temaslarda belirsizlik algılamasına bağlı dengesizlik fark edilmişti; vadenin kısa olması konusunda genel bir yaklaşım olsa da katılmayı düşündükleri faizler çok geniş bir aralıkta, anormal bir dağılım sergilemişti. Bu sebeple vadenin 98 gün olması, tek fiyat sisteminin uygulanması benimsenmiş ve herhangi bir yönlendirmeden kaçınılmıştı. Belki de borçlanma ihtiyacının karşılanması sırasında daha sonra yaratacağı sıkıntılar hesaba katılarak aşırı iyimser bir ortam yaratmamaya çalışılmıştı. Zira piyasa gergindi ve uçlarda dolaşıyordu. İhale sonuçlandığında Hazine'nin oldukça başarılı bir ihale gerçekleştirdiğini, piyasaların daha sağduyulu davranma eğilimine girdiğini düşündüm. Zira 2.5-3.5 katrilyon aralığındaki ihtiyaca karşılık 7.4 katrilyonluk talep gelmişti, esas önemlisi mali sektör dışından gelen talebin boyutu şaşkınlık yaratacak düzeydeydi. Ancak Hazine'nin yalnız 2.9 katrilyonluk talebi karşılaması, ihale sonrasında büyük kısmı kamu kuruluşlarına olmak üzere 1.09 katrilyonluk ek satış yapması çelişkili bir görüntü sergilemişti. Kimi uzmanlara göre ihtiyacın çok üzerindeki teklifin önemli bir kısmı samimi değildi; yoksa önce ihtiyacını karşılamayı düşünen Hazine biraz daha yüksek faizi kabul eder, kamu kuruluşlarına yük olmamaya çalışırdı. Bu yöndeki yorumlar mantıklı görünse de önemli boyuta ulaşan mali sektör dışı talep nedeniyle pek inandırıcı değildi. Üstelik yüzde 124.99'la sonuçlanan ihaledeki basit faiz aynı gün içinde yüzde 105 düzeyine, takas gününde ise yüzde 95 seviyesine kadar gerilemişti: yeni bonolar daha ilk gününde yatırımcılarına çok iyi kazandırmıştı. Piyasada yaşananlar olumsuz yorumları teyit etmiyordu. Ancak yanıtlanması gereken bazı çelişkiler vardı: İhale öncesinde, aşırı bir tedirginlik sergileyen piyasa coşkuya kapılmıştı. Galiba onlar Hazine'yi anlamaya çalışmıyor, tecrübelerine göre davranıyorlardı. Basının da desteği ile 1994 yılı ilkbaharında arz edilen süper bono hatırlatması etkili olmuştu. İşin ilginci, galiba Hazine böyle bir benzerlik kurulmasını pek istemiyordu: çok yüksek talebe rağmen sınırlı satış yapılması, ihtiyacın karşılanması için kamu kurumlarına ek satış yapılması ancak iki şekilde yorumlanabilirdi: Hazine ya yüzde 125 basit faiz düzeyinin üzerine çıkmak istememişti, ya da olası aşırı iyimser eğilimleri şimdilik frenlemeye çalışmış, kabul edebilecekleri faiz düzeyine isabet eden talebin yetersiz kaldığını vurgulamayı tercih etmiş olabilirdi. Belki her iki ihtimal de geçerliydi! Piyasalar, süper bono benzetmesi nedeniyle galiba önümüzdeki üç ay boyunca gerek gerçekleşecek enflasyon düzeyinin gerekse gecelik faizlerin yüksek olacağını, belirsizliğin hatırı sayılır düzeyde kalacığını unuttu. Niyet destek olmak değil de para kazanmak olunca bu gibi optik yanılgılar normal...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||