![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Avrupa treni ilerliyor Yok krizdi, erk boşluğuydu, pahalılıktı, şuydu buydu derken, her şeye rağmen, Türkiye'nin Avrupa'ya doğru yürüyüşünde yeni adımlar atılıyor. Hafta başında açıklanan Ulusal Program (UP) bunlardan birisi.Aşağı yukarı 200 yıldır süregiden bu yürüyüşte varılması beklenen yer, yani 'Avrupa', bir serap mıdır, yoksa gerçek mi? Çok kişi emin değil. Hatta, serap olduğunu öne sürenlerin sayısı artıyor. Buna rağmen yeni adımların atılmaya devam edilmesi çok anlamlı. İnsan 'serap' olduğu konusunda şüphe beslediği bir hedefe doğru ısrarla ilerler mi? Demek ki ilerliyor: Çölde su arayan adam gibi... Bir kısım Avrupalının oynadığı aslında eski bir oyun, 200 yıllık 'kibir'in yeni bir görünümü. Avrupa-Türkiye ilişkilerinin tarihsel ve kültürel boyutlarını yakından izleyen İngiliz toplumbilimcisi Kevin Robins'in 'Kimlik Mekânları' adlı kitabının önsözünde vurguladığı gibi, bir yandan Türklerin Avrupa normlarını ve değerlerini özümsemeleri istenir, ama öte yandan, için için Türklerin bunu asla başaramayacaklarına inanılır. Dahası var: Avrupalı olmanın fedakârlık gerektirdiği söylenir, ama fedakarlık yapıldığında bunu kabullenmeye yanaşılmaz. (Ayrıntı Yayınları, 1997) Bunların pek çok örneklerini yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. Ancak, bu satırların yazarı gibi Robins de, Türkiye'nin bu tutumlar karşısında geri çekilmek yerine atak olması gerektiği düşüncesindedir. Dahası o, bir Avrupalı olarak, 'tarihin faili olmaktan çıkmış narsisist Avrupa'nın' Türkiye ile sorununu çözmesinin Avrupa kimliği açısından büyük önem taşıdığı inancındadır. Bunu yapamaması halinde Avrupa'nın tarihin yapıcı bir aktörü haline gelemeyeceği Balkanlar'da yaşananlarla belli olmuştur. (Makedonya'daki olayları bir de bu gözle izlemekte yarar var.) Robins de, Avrupa'nın soğuk tutumu karşısında Türkiye'nin savunmaya çekilip içine kapanmasıyla, demokratik açık bir toplum yaratma projesinin tehlikeye düşebileceği kanısındadır. Bu yüzden Avrupa ile aktif 'hesaplaşmayı' bir zorunluluk olarak görmektedir. Bu çerçevede, 'Ulusal Program'ı bu zorunlu hesaplaşmaya katkıda bulunan belgeler arasında sayacağız. Tüm eksiklerine rağmen böyle bir hükümetle şu toz duman arasında bu kadarının yapılması bile başarı olarak kaydedilmelidir. Ortak üye, aday adayı, aday... Şimdi sırada katılım görüşmelerinin başlaması var. Türkiye o stratejik hedefe doğru ilerledikçe, 'serap'ın gerçek olması olasılığı güçlenecektir. Kibirli Avrupa'yı kendi oyunuyla alt etmek Türkiye'nin elindedir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||