![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yaşamak hatırlamaktır Bir muhbir vatandaşMilliyet Yayınları'nı yönettiğim sıralarda bir yazar bize fena halde takmıştı. Günlük bir gazetede köşesi vardı. Sağcı kesimin etkili sözcülerinden biriydi. Yazdıkları önemsenir, görüşlerine değer verilirdi. Önce 'Milliyet Çocuk' dergisini diline doladı. Çocukları zehirlediğimizi öne sürdü. Aziz Nesin, Haldun Taner gibi sanatçılar büyükler için bile sakıncalıydı zaten; onları kalkıp da çocuklara tanıtmak planlı programlı bir 'ihanet mekanizması'nın parçasıydı. Mıstık'ın çizgi-romanı 'Uzay Çocukları'nda bile gizli alçaklıklar aradı. 12 Eylül döneminde de iki kere ihbar etti bizi. Fellini'nin 'Amarcord'unu getirmiştik. Herkes filmin iki günde afişten kalkacağına inanıyordu. Sansür Kurulu'ndakiler bile 'Allah Allah? Hangi aklıevvel getirmiş bu filmi?' diyerek kahkahayı basmış, gösterim izni vermişlerdi. Ama beklenen olmadı. 'Amarcord', ilk matinesine bile tıklım tıklım bir salonla girdi, haftalarca oynadı. Bizim yazar da köşesinde zehir zemberek bir yazı döşendi. Filmin ne kadar sakıncası varsa hepsini saydı, döktü, 'Devlet uyuyor mu, filmde Enternasyonal çalınıyor' dedi. Bir sahnede Enternasyonal çalınıyordu gerçekten. Bir kilisenin çan kulesine yerleştirilen gramafondan Enternasyonal duyuluyordu; faşistler de kuleye ateş edip gramafonu 'vuruyor', sonra da zafer çığlıkları atıyorlardı. Benim bildiğim kadarıyla, bu sahneyi izleyen hiçbir yurttaşımız o anda komünist olmadı. Ama Emek Sineması'nı sivil polisler bastı. Sinemanın makinisti, 'Ağabey' diye anlatacaktı sonradan, "Makine dairesinin kapısına tık tık vuruldu. Açtım. Açar açmaz da anladım... Bunlar siyasi. Kılıkları öyle gösteriyor. 'Filmi seyredeceğiz' dediler, gelip yanıma oturdular. Salonda seyretseler belki bir-iki sahne atlarım diye düşünüyorlar. Makine dairesini deliğinden filmi seyrettiler, not aldılar, sonra da gittiler." O arada hem sinemanın hem de bizim filmin işletmeciliğini yapan İsmet Kurtuluş'a haber uçurmuş. Sevgili İsmet bey, sansürün verdiği izin belgesini kapıp gelmiş. Sonuçta yazarımız hayal kırıklığına uğradı. 'Amarcord' yasaklanmadı. Belki de o dönemde bir de 'Milliyet'i karşılarına almaya çekinenler çıktı. Yine o günlerde 'Times Dünya Tarihi Atlası'nı yayımlamıştık. Yazarımızdan bir ihbar daha... "Kitapta Barbaros'un aslen Rum olduğu yazılıyor... Türkiye'nin bir bölümü Ermenistan olarak gösteriliyor..." Barbaros'un devşirme olduğu tarihsel bir gerçek. Bütün tarih kitapları yazıyor bunu. Ama Türkiye'nin bir bölümünün Ermenistan olarak gösterilmesi... Kitabı bir daha taradık, haritaları inceledik, öyle bir şey yok. Bugünkü Ermenistan'ın bulunduğu yerde Ermenistan yazıyor, o kadar. Yazının çıktığı gün öğleden sonra iki subay geldi yayınevine. Bir "Times Dünya Tarihi Atlası" istediler, "İhbar var, soruşturma açacağız" dediler. 12 Eylül'ün en 'atak' dönemi. Kolundan tutulan içeri atılıyor. Milliyet Dağıtım'ın yöneticisi Erol Öktem'le oturduk, her zaman sevgiyle, saygıyla andığım Ulvi Okar'ı da aldık yanımıza, yarı şaka yarı ciddi başladık dalga geçmeye. İkisinin de sigara derdi yok. "Sen kartonları hazırlamaya bak" dedi Ulvi bey, "Ziyaretçiye de izin vermezler ki sigara getirsin." Ne yalan söyleyeyim, iki gün diken üstünde oturduk. Yayınevinin programını hazırladık, biz yokken yapılacakların listesini çıkardık. Üçüncü günün akşamı o iki subay yine geldi. Odama girdiler. Onlar girer girmez de Erol beyle Ulvi bey de damladılar hemen. Ulvi bey, gülerek, "Eh, biz hazırız" dedi subaylara, "isterseniz birer çay içelim de öyle gidelim." Subaylar da güldüler. Biri, "Çay içeriz" dedi, "Ama ondan sonra biz kışlaya, siz evinize..." Kısa bir duraklamadan sonra ekledi: "Sizi kutluyoruz. Son derece yararlı bir eser yayımlamışsınız. Zırvalara kulak asmayın. Gelmeyecektik ama hem sizi meraktan kurtaralım, hem de paşamıza bir tane alalım dedik..." Erol bey tonlarca yükten kurtulmuş gibi masamın önündeki koltuğa çöktü, dahili telefona uzanıp, "Özhaaaan" diye bağırdı, "Sardır oradan on tane Atlas!" Kare As/Sinema
Krzysztof Kieslowski Bir dergi: 'Güldiken' 1+3 Soru
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||