![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Asya yolculuğu uzun sürecekEmre'yi maçtan hemen önce yitiren Ay-Yıldızlı takım, Slovakya önünde Hakan Şükür'ün penaltı golüyle öne geçmesine karşın Tomaschek'in eşitlik sayısını engelleyemedi. Kaçan fırsatla, 2002 Dünya Kupası umutları Eylül'de oynanacak kilit maçlara ertelendi MEHMET DEMİRKOLMaç başlamak üzere... Emre eşofmanlarıyla gelip, hemen önüme oturuyor. Halbuki dağıtılan kadroda vardı... Yüzünde bir sancı ifadesi... Sakatlığının sancısı mı bu? Dikkatle bakıyorum, kulübeye gelen Şenol Güneş'in yüzünde de aynı ifade var. Bir teknik direktör için daha büyük bir kabus olabilir mi? Oyunu üzerine kurduğunuz en önemli yıldızınız, daha ısınırken sakatlanıyor. Güneş can havliyle Ergün'ü koymuş ilk onbire... Ama Hakan'ın arkasına yerleştirdiği dörtlü orta saha blokunu yönetecek, Hasan'la birlikte Slovakya'yı vuracak adam son saniyede oyun dışı... Ne kabus! Bu şaşkınlıkla başlıyor Milli Takım... Abdullah ve Ergün'ün oluşturduğu sol kanat, kulüplerinde ezberledikleri oyunlarla uyumsuz. Okan, Ümit ve Ogün'ün doldurduğu göbek ise iyi alan paylaşımından uzak. Slovakya, neredeyse herkesin her yerde oynadığı 9+1'le çok hızlı bir tek pas uygulayınca, bu uyumsuzluklar iyice sırıtmaya başlıyor. Meydan okuyorlar: 'Çok hızlıyız, oyunu yavaşlatmanız lazım'... İlk 9 dakikada çok tehlikeli 3 akınları var. Türkiye bu meydan okumaya cevabını, uzun toplarla çıkarak veriyor. Hani 'şişirmeyin be abicim'dir ya bunun reaksiyonu, aynen öyle... Ancak gariptir, çok net pozisyonlar çıkıyor. Hakan'ın dokunamadıkları Fatih ve Abdullah
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||