Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Mart 2001

Asya yolculuğu uzun sürecek

Emre'yi maçtan hemen önce yitiren Ay-Yıldızlı takım, Slovakya önünde Hakan Şükür'ün penaltı golüyle öne geçmesine karşın Tomaschek'in eşitlik sayısını engelleyemedi. Kaçan fırsatla, 2002 Dünya Kupası umutları Eylül'de oynanacak kilit maçlara ertelendi
Haber ResmiMEHMET DEMİRKOL
Maç başlamak üzere... Emre eşofmanlarıyla gelip, hemen önüme oturuyor. Halbuki dağıtılan kadroda vardı... Yüzünde bir sancı ifadesi... Sakatlığının sancısı mı bu? Dikkatle bakıyorum, kulübeye gelen Şenol Güneş'in yüzünde de aynı ifade var. Bir teknik direktör için daha büyük bir kabus olabilir mi? Oyunu üzerine kurduğunuz en önemli yıldızınız, daha ısınırken sakatlanıyor. Güneş can havliyle Ergün'ü koymuş ilk onbire... Ama Hakan'ın arkasına yerleştirdiği dörtlü orta saha blokunu yönetecek, Hasan'la birlikte Slovakya'yı vuracak adam son saniyede oyun dışı... Ne kabus!
Bu şaşkınlıkla başlıyor Milli Takım... Abdullah ve Ergün'ün oluşturduğu sol kanat, kulüplerinde ezberledikleri oyunlarla uyumsuz. Okan, Ümit ve Ogün'ün doldurduğu göbek ise iyi alan paylaşımından uzak. Slovakya, neredeyse herkesin her yerde oynadığı 9+1'le çok hızlı bir tek pas uygulayınca, bu uyumsuzluklar iyice sırıtmaya başlıyor. Meydan okuyorlar: 'Çok hızlıyız, oyunu yavaşlatmanız lazım'... İlk 9 dakikada çok tehlikeli 3 akınları var. Türkiye bu meydan okumaya cevabını, uzun toplarla çıkarak veriyor. Hani 'şişirmeyin be abicim'dir ya bunun reaksiyonu, aynen öyle... Ancak gariptir, çok net pozisyonlar çıkıyor.

Hakan'ın dokunamadıkları
9'da Abdullah arka direğe nefis atıyor topu ama Fatih gidememiş oraya... 14'te bu kez Okan ortalıyor ama Hakan anlaşılmaz bir şekilde vuramıyor. 15'te Hasan'ın pasında daha inanılmazı yapıyor artık Jardel'in gol atamayanına dönüşmüş olan Interli... Ve 17'de yine Okan'ı çıldırtıyor. 21'de Bülent'in uzun topuna kimse dokunamıyor. Bundan sonra Güneş'in uyarısıyla direkt göbeğe değil, kanatlara şişirmeye başlıyorlar. 'Olacak bu iş' derken ilk yarının en iyi pozisyonunda Ergün'ün mükemmel pasında güzel yer tutan Hakan vurmaktan imtina ediyor tam anlamıyla... Sonraki bölümde Slovakya savunmayı biraz daha geride kurunca, 'şişirmeyin be abicimler' tam yerine oturuyor. Rakibin 41 ve 45'teki gollük kontrataklarına Rüştü set çekiyor.

Fatih ve Abdullah
İkinci yarıda 4-4-2'nin gereklerini sahaya yansıtıyor Milli Takım ve iki savunma kanadı, Fatih ve Abdullah güzel çıkmaya başlıyorlar. Önce Hakan'ın topa yaklaşmak bile istemediği bir pozisyon buluyoruz (Dk. 52). Sonra da Fatih'in uzun deparının ardından yaptırdığı ve Hakan'ın hemen topa gittiği penaltıyı... 54'te penaltı golüyle öne geçtikten sonra 63'te yine Fatih'in dalışında Ogün'e verdiği pas, kaptanın topu ezmesiyle sonuçlanıyor. Slovakya ise, Fatih ve Abdullah'ın çıkışlarını kanat kontralarına dönüştürüyor. Ancak 66'da Nemeth'in auta giden şutuyla sonuçlanan kalabalık akında bile kendi sahalarında dört kişiyi bırakıyorlar ve 68'de yine Nemeth'le girdikleri pozisyonda önce gecenin yıldızı Rüştü'nün mükemmel kurtarışı, kornerden gelen devamında Tomasczek'in doksana giden vuruşu var.
König'in, Ümit'in ayağından çıkan biri uzak, biri yakın iki harika şutu kurtarması ve Ogün'ün son dakikada direkte kalan vuruşuyla sonuç belli oluyor: 1-1.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.