Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Mart 2001

Bu programla AB hayal

eguven@radikal.com.tr
Hiç kendimizi kandırmayalım. Ulusal Program, bu haliyle, Türkiye'yi, bırakınız Avrupa Birliği üyesi yapmaya, üyelik için masaya oturtmaya bile yetmez.
Deniyor ki, Ulusal Program Türkiye'yi değiştirmekten öte tepeden tırnağa dönüştürebilecek bir proje. Hazırlanmış bulunması bile çok önemli. Türkiye bu koşullarda daha iyisini yapamazdı.
Hiçbirine itirazım yok. Ama hiçbiri ve tamamı, Ulusal Program'ın zaaflarını ortadan kaldırmıyor.
Bir kere Ulusal Program'ın, nihai hedefi, yani Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği açısından tek başına bir hükmü yok. Bü yüzden ancak cevaben hazırlandığı Katılım Ortaklığı ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilirse bir çerçeveye oturtulabilir.
Ulusal Program'ın siyasi hazırlayıcılarının kendi aralarında ne kadar uzlaşabildiği, 'mevcut siyasi koşullar' ya da Türkiye'nin 'özel' durumları da AB'yi bağlamaz.
Önemli olan, AB'nin kıstaslarına ne kadar uyulduğu.
Ulusal Program'ın temel zaafı da bu. Katılım Ortaklığı'nda sıralanan siyasi kıstasların hayli gerisinde kalıyor Ulusal Program'daki vaatler.
Bu uyuşmazlık, Türkiye'nin demokratikleşmesini dar bir çerçeveye alması bir yana bir de AB nezdinde pratik bir tehlike içeriyor: Tam üyelik müzakerelerine başlayamama.
Çünkü ekonomik kıstaslar ve müktesebat uyumunun aksine siyasi kıstasları yerine getirmeden üyelik müzakerelerine başlamak mümkün değil.
Aday ülke Katılım Ortaklığı'nda yer alan ekonomik kıstaslar ve müktesebat uyumununa ilişkin değişiklikleri yerine getirmeden de üyelik müzakerelerine başlayabiliyor. Hatta bu başlıklar altındaki bazı 'ödev'leri üyeliğe kabul edildikten sonra yapmasına bile göz yumulabiliyor.
Elbette bu bölümlerde de tarım reformu, kamu ihaleleri gibi Türkiye'yi zorlayacak kriterler var. Ancak Ulusal Program'da 'Türkiye, Kopenhag ekonomik kriterlerine...uyum sağlayacaktır' denilerek bir irade belirtiliyor. Aynı şekilde müktesebat uyumu konusunda da 'Türkiye'nin AB müktesebatını özümseme iradesi tamdır' diye güvence veriliyor.
Oysa 'Siyasi Kriterler'de durum farklı. Başta düşünce özgürlüğü, kültürel haklar, sivil-asker ilişkileri, Kıbrıs ve Yunanistan'la ilişkiler olmak üzere Ulusal Program'da bu başlık altında verilen karşılıklar, Katılım Ortaklığı'nda sıralanan istekleri tam olarak karşılamadığı gibi bu yönde herhangi bir irade beyanı ya da ileriye dönük herhangi bir güvence de yok.
Ulusal Program'da çelişkiler de söz konusu. Özellikle 'Giriş' bölümünde hayli 'heyecan verici' ifadelerle Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin manevi dokusunu zenginleştireceğinden, birliğe kültürel, felsefi ve moral katkılarda bulunacağından söz ediliyor.
Ancak 'Siyasi Kriterler' bölümüne gelindiğinde, başta düşünce özgürlüğü ve diğer insan hakları konularına ilişkin olmak üzere, sıralananlar 'heyecan kırıcı.' Türkiye'nin söz konusu zenginliği ve katkıları daha kendi içinde sağlamadan bunları Avrupa Birliği'ne nasıl taşıyacağı, en hafif deyişle, merak konusu.
Yetersizlikleri bir yana bu vaatlerin yerine getirilip getirilemeyeceği ya da zamanında yerine getirilip getirilmeyeceği de bir başka soru işareti doğuruyor tabii ki. Zamanlama önemli, çünkü Verheugen'in Türkiye'nin Katılım Ortaklığı'nı açıkladığı gün dediği gibi, 'Genişleme bir fırsat penceresi, şimdilik açık ancak ilelebet açık kalmayacak.'
Ulusal Program'dan anlaşılan o ki Türkiye henüz AB üyeliği için gerekli açılımlara hazır değil. Dahası Türkiye'de diğer aday ülkelerin aksine, AB üyeliği için güvenilir ve kalıcı bir siyasi irade de bulunmuyor.
Siyasi yelpazenin ve daha da önemlisi toplumsal katmanların farklı mensupları arasında AB üyeliğine karşı çıkanların bulunduğu zaten malum.
Velhasıl Türkiye hâlâ AB üyeliği hedefine kesin ve topyekûn olarak kilitlenebilmiş değil.
Neyse ki Ulusal Program, Katılım Ortaklığı'nın aksine hukuki değil siyasi bir belge. Dolayısıyla da zaman içinde değiştirilebilir, iyileştirilebilir. Doğrusu tek umut bu.
Belge baştan sona demokratik bir temel üzerine ve hızla ıslah edilmezse Türkiye'ye yazık olur.
Ulusal Program'a yansıyan siyasi zihniyet de zaman da maalesef Türkiye'nin lehine işlemiyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.