![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Koyunlar neden imha ediliyor? ismet.berkan@radikal.com.trİnsanlık tarihine baktığımızda, gelişmeyi etkileyen en önemli faktörlerin arasında mikropların, yani salgın hastalıkların olduğunu görüyoruz. Bugün Türkiye'de, Avrupa'da olup bitenleri uzaktan ve ilgisizce izliyoruz. İngiltere, Fransa ve Almanya on binlerce büyükbaş hayvanını deli dana hastalığı yüzünden imha etti. Şimdi başlayan şap salgını on binlerce küçükbaş hayvanın canına mal olacak gibi gözüküyor. Neden Avrupa bu konuda bu kadar hassasken biz sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi davranıp et yemeğe devam ediyoruz? Cevabı çok basit: Kültürümüz farklı, geçmişimiz farklı. Bugün dünyanın en sert karantina yasaları İngiltere'dedir. Bu adaya bir kedi, bir köpek ya da bir kuş götürmeye kalkın, bakın başınıza neler geliyor. Bu hassasiyetin nedeni büyük ölçüde ortaçağdaki veba salgınına dayanır. Birleşik Krallık, Kıta Avrupası kadar olmasa da vebadan etkilenmiştir ve çareyi adaya giriş çıkışları kısıtlamakta bulmuştur. Veba Osmanlı'yı da etkilemiştir ama bu beladan kurtulmak için burada şehirlerin tecrit edilmesine vs. pek kalkışılmamıştır. Veba bir örnek. İnsanlık tarihinde böyle çok örnek var. En çarpıcılarından biri, Avustralyalı Aborijinleri ve Orta Amerikanın yerli halklarını kırıp geçiren basit mikroplar. İspanyol 'fatihler', Orta Amerika'yı soymaya giderken farkında olmadan yanlarında kendi gündelik hayatlarının mikroplarını da götürdüler. Su çiçeği, hepimizin çocukken geçirdiğimiz bir hastalığın adı. Bizler bu hastalığa karşı bağışıklık sahibiyiz. Ama 1500'lerin başında Amerikan halkları bu hastalıktan habersizdi. Hastalık İspanyol 'fatihler'le birlikte girdi kıtaya ve yüz binlerce insanın ölümüne yol açtı. Aynı şey Avustralya'da da oldu. Birleşik Krallık bu ada kıtayı yerleşime açtığında, oraya hapishanelerdeki mahkûmları gönderdi. Ama gidenler sadece insan değildi, beraberlerinde mikroplarını da götürdüler. Ve mikroplar, hem Orta Amerika'da, hem de Avustralya'da bunlara karşı bağışıklık sistemi gelişmemiş insanları inanılmaz bir hızla yok etti. Bugün bizim AIDS gibi salgınlara, deli dana gibi, şap gibi potansiyel ölüm habercilerine karşı duyarsızlığımız neydiyse, Aborijinlerin ve Aztek ve Maya uygarlıklarının durumu da oydu. Ne sorunun nereden kaynaklandığını merak ettiler ne de bir önlem almak için çaba gösterdiler. Mikroplarla, salgınlarla uğraşma biçimi, insanoğlunun eşitsizliğini belirleyen temel faktörlerden biri maalesef. Ama yegâne faktör de bu değil. Bugün Orta Amerika'da gördüğümüz o inanılmaz yapıları kuran, o uygarlığı yaratan insanların, İspanyol fatih Cortez'in gemisinden inen bir avuç silahlı askere yenilmiş olması nasıl izah edilebilir? Haftaya size bir savaş sahnesi anlatacağım. Ortak kökenden geldiği halde bu kadar eşitsiz gelişen insanoğlunu daha iyi anlamak için.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||