![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İki çeşit kur mahfie@garanti.com.trŞubat krizinden sonra serbest dalgalanmaya bırakılan döviz kurları ilginç bir gelişme çizgisi içinde yürüyüp gidiyor. Krize girilirken 685.000 lira dolayında olan dolar kuru, kriz sonrasında 1 milyon liranın biraz altında bir noktada aşağı yukarı stabilize olmuş görünüyor. Buna karşılık Tahtakale dışındaki döviz piyasasında ciddi bir hareket yok. Bu kuru esas alacak olursak kriz öncesine göre dolar kuru yüzde 40 dolayında bir devalüasyona uğramış demektir. İlginç olan bu kura karşın piyasada bambaşka kur endeksleri oluşması. Birçok özel kuruluş daha önce dolar üzerinden hesaplanan maaş ve ücretleri, yılbaşı kurunu esas alıp, üzerine biraz zam koyarak Türk Lirası'na döndürüyorlar. Yani Türk Lirası'na dönüş bugün piyasada söz konusuymuş gibi görünen 1 milyon liradan yapılmıyor. Bu doğal olarak bu tür ücretlerde önemli bir indirim anlamına geliyor. İş bununla kalmıyor. Doları endeks alarak Türk Lirası üzerinden fiyat belirlemiş olan kuruluşlar, dolar kuru olarak 1 milyon lirayı değil de 700 bin-750 bin lira arasındaki kurları esas alıyorlar. Özel üniversitelerde bu uygulama oldukça yaygın. Dolayısıyla bu uygulamalarda da, dolar getirisi açısından bakıldığında, bir indirim söz konusu. Bu uygulama özel üniversitelerden giderek diğer bazı özel kuruluşlarda da yaygınlaşma eğiliminde. Kriz öncesinde yapılan hesaplamalar Türk Lirası ile dolar arasındaki ilişkinin Türk Lirası lehine yüzde 10 dolayında yüksek olduğu biçimindeydi. Buna göre dolar kurunun kabaca 750 bin lira dolayında olması gerektiği ileri sürülüyordu. Bu hesaplamalar, olmayan piyasadaki 1 milyon lira dolayındaki kura karşın, bugün hayata geçirilmiş durumda. Yani 1 milyon liralık kura karşın piyasa, yüzde 10 dolayındaki bir devalüasyona göre biçimlendirdiği kendi kurunu, bir dönüşüm endeksi biçiminde uygulamaya koymuş bulunuyor. Özetle ortada iki kategoride toplanmış bir kur uygulaması var. Birisi piyasalarda konuşulan, fakat Tahtakale dışında başka bir yerde alışveriş konusu olmayan 1 milyon liralık kur. Öteki, daha önce dolara endekslenmiş olan çeşitli ücret, bedel vb. gibi işlemlerin Türk Lirası'na dönüştürülmesi için kullanılan 700-750 bin Türk Lirası dolayında olan kur. 1980 öncesinde Türkiye, sabit kur rejimini uygularken kur farklılaştırmasına giderdi. Genel uygulama için bir temel kur saptanır, bazı işlemler için daha düşük ya da daha yüksek kurlar uygulanırdı. Örneğin yurtdışında okuyan öğrencilere döviz verilirken daha ucuz kurdan döviz tahsisi yapılırdı. Bu saptamaları devlet yapardı. Şimdi piyasa yapıyor. Ortaya çıkan 1 milyon liralık dolar kurunun yerine daha düşük değerli başka kurlar çıkıyor. Bu, hiç kuşkusuz bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Aslında ortada bir kur saptaması yok. Ortada olan bir dönüşüm endeksi. Sonuçta indirimli uygulamanın bir yoluyla karşı karşıya kalıyoruz. Doğal olarak bu tür farklılaşmalar ithalatçı açısından bir anlam taşımıyor. İthalatçı, dövizi yüksek kurdan almak zorunda. Yani başkaları açısından yüzde 10 dolayında olan kur değeri değişimi, ithalatçı açısından yüzde 40 dolayında bir değişime işaret ediyor. O nedenle de ithalatta ciddi bir daralma söz konusu olurken ihracatta ve turizm gelirlerinde önemli artışlar göreceğiz. Bunun da etkisi, cari işlemler açığının fazlaya dönüşmesinde görülecek.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||