![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Sefiller mine.saulnier@free.frKendimi gerçekten önemli bir yazar sayıyorum artık: Çalışma odamdan sonra bir kitaplığım bile oldu! Paris'in çatılarında kendisine iki pencerelik bir seyran kiralayan Prof. Nimbüs'ün eski odasını, bizim gazetenin bürosu yapmıştım, biliyorsunuz. Aylardır nihayet elim değdi, gidip bir duvar boyu kitaplık aldım, sandık ve sepetlerde uyuyan tüm kitaplarımı uyandırdım, tek tek okşayarak yerleştirdim yeni yuvalarına. Derken sıra en değerli, en kutsal kitaba geldi: Sefiller. Victor Hugo'nun, dünyada her dilde ve binlerce kez, binlerce boyutta basılan ölümsüz eseri. Ama benim Sefiller'im... 'Les Miserables'in 1862'de yayımlanan, inanılmaz güzellikteki illüstrasyonlarla bezenmiş, beş ciltlik ilk baskısı! Her cilt, yaklaşık dört yüz sayfa ve tamamında yüzü aşkın illüstrasyon var. Bayard, Bellenger, Morin, Scott, Vogel, Perichon.. okuyabildiğim imzalar. Bir o kadar da okuyamadıklarım. Zamanın en ünlü çizerleri, Victor Hugo'nun yazınını resimlemek için yarışmışlar! Bazıları, gerçeküstü tablolar. Hugo'nun sözcüklere döktüğü insanlığın cehennem manzaraları. Aslında 14 yıl kalemiyle oyarak yaşam kazıyan ve ancak şimdi bir çalışma odası ve kitaplığı olan benim, böyle bir kitabı madden edinmem tuhaf kaçardı. Ama işte bazen kader, madden satın alınamayacakları manen veriyor insanlara. Bugün kitaplığıma yerleşen Sefiller, Enver Paşa tarafından Orta Asya'ya Büyük Turan fikrini yaysınlar diye öncü gönderilen beş Türk'ten biri, eski Karaburun kaymakamı, Cumhuriyet Meclisi'nin ilk milletvekillerinden Emrullah Barkan'ındı. Onu tanımak onuruna erişemedim. Ben doğduğumda ölmüştü. Bilgin ve engin bir insan olduğunu, binlerce kitaplık kütüphanesinin Amerikalılar tarafından satın alındığını öğrenince kavramıştım. Benim Sefiller ve daha birkaç değerli kitap, ailesinin işte bu kütüphaneden alıkoyduklarıydı. Sefiller'in beş cildini, yıllardır okşuyor, seviyordum her İstanbul'a gidişimde. Suna ve Tanaydın Barkan'ın kitaplığındaydı elbette. Derken geçen yıl, ablam ve eniştem olan kendileri, kocaman bir paketle çıkageldiler Paris'e. Emrullah Barkan'ın oğlu: "Bu kitabın mülkiyetine aramızda en çok sen layıksın!" dedi. Ağladım. Yaşamımda daha değerli bir armağan almadım, alamam. Yine birinci cildini açtım bugün, Sefiller'in. Önsözünü kendi yazmış Hugo baba. Tam 10 satırlık BİR cümle: "Yasalar ve gelenekler sosyal mahkûmiyetlere yol açtığı sürece ve uygarlığın göbeğinde cehennemler yaratılıp, kutsal kadere insan kaderciliği karıştırıldıkça; yüzyılın üç sorunu, proletaryanın aşağıladığı erkek, açlığın sokağa düşürdüğü kadın, gecenin sakatladığı çocuk için çözüm bulunmadıkça; kimi diyarlarda toplumsal boğulma yaşandıkça; başka bir deyiş ve daha geniş bir görüşle yeryüzünde cehalet ve yoksulluk var olduğu sürece, bu kitabın türünde kitaplar yararsız sayılmazlar. Hauteville-House, 1862" Victor Hugo, Sefiller'i ve önsözünü yazalı 139 yıl olmuş. Roman hiç eskimedi. Tam tersine. Broadway'de 'Miserables' diye müzikali oynanıyor. Paris'te Robert Hossein sahneye koydu, Ariane Mnouchkine ve Claude Lelouche filmini yaptı. Televizyon dizisi bile çekildi. Oysa Sefiller'in roman, tiyatro, sinema olarak gündemde olduğu ülkelere baktığımızda, hepsi üç aşağı beş yukarı sefilliği yendiler. Sefiller'in artık okunmadığı, sözünün edilmediği, filminin gösterilmediği ülkeler ise hâlâ sefilleri oynuyorlar. Varsılın parası nasıl yoksulun çenesini yorarsa, yoksulun sefilliği de kendisinden çok varsılın vicdanını yoruyor anlaşılan.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||