Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Mart 2001

'Halk', 'avam' ve demokratikleşme

Dün, medyadaki (tırnak içinde) 'halklaşma' sürecinden söz ediyordum. Bu eğilim, Cumhuriyet'in birinci dönemindeki medyada ağır basan (ve aslında onun da geç Osmanlı döneminden devraldığı) 'öğretici' tavırdan epey farklıdır. Basın, bu erken dönemde de, 'çok satma'nın en garantili yolu olarak gazetenin 'popülarize' edilmesinin gerektiğini biliyordu. Biliyordu ama popülarize etmenin de sınırları vardı. Sedat Simavi'nin Hürriyet'i çıkardığı günlerde bu gazete müthiş bir yenilik olarak algılanmıştı. Bir şey sıcağı sıcağına yaşanırken böyle olur. Ama bugün o eski koleksiyonları açın, Hürriyet'le diyelim Cumhuriyet'i karşılaştırın. Bugünün gözüyle o ikisi çok daha yakındır- o Hürriyet'le bugünün herhangi bir 'popüler' gazetesinin olduğundan.
Bu 'didaktik' tavır bugünlere kadar devam etti; hâlâ da ediyor. Örneğin, 'ciddi' gazetenin çapraz bulmacasına bakın: Soru, "1882'de doğmuş, 1906'da Sanayi-i Nefise Mektebi'nde okumuş, Paris'te Cormon'un..." diye uzar gider. Cevabı Çallı İbrahim. Biliyorsanız, iyi, bildiniz. Bilemediyseniz, soruyu ezberlemeye çalışın. Çallı'nın biyografisini öğrenerek 'genel kültür' düzeyinizi yükseltiniz. Eski yıllarda gazetelerin böyle pedagog orduları vardı ve gazetenin her köşesinden, Çallı'nın doğum yılından adabı muaşeretin yeni kurallarına, bilmenizde yarar olduğu düşünülen şeyleri size belletmeye çalışırlardı.
Epey sinir bir tavır, tabii.
Bugünün 'popüler' gazetesinin çapraz bulmacasına bakın; bir mankenin fotoğrafını koymuş, adını soruyor.
Bu da epey sinir bir tavır.
"Peki, sinir olmayanı nedir?" diye soracaksınız.
Bence, sözgelişi Herald Tribune veya Guardian üslubu. Bunlar, bilginin 'allame' veya 'popüler' olanı arasında ayrım yapmaz, her şeyi sorarlar; ama çözmek için sizin akıl yürütmeniz, etkin ve yaratıcı olmanız gerekir. Diyelim, dört harfli yeriniz var, 'Tuna' çıkmasına göre bulmacayı yaptınız. Pedagojik tavırdan gidenlerdenseniz, "Falan yerde doğan, şunca kilometre uzadıktan sonra Karadeniz'e dökülen..." diye anlatırsınız. 'Popüler' varakpare çıkarıyorsanız, aslında aynı üslubu bayağılaştırarak, "İbrahim Tatlıses'ten falan olay nedeniyle ayrılan..." diye bir başka destan yazarsınız. Benim sevdiğim Anglo-sakson tarzına göreyse, 'Strauss'a göre mavi' demekle yetinebilirsiniz, sözgelişi.
80'lerde siyaset, onunla birlikte pek çok 'ciddiyet' biçimi yasaklanınca medyada 'magazin' patlak verdi. Bir zaman sonra bu tarz, yalnız kendine özgü konuları işlemekle yetinmeyip her konunun ele alındığı temel üslup haline geldi. Bu arada kadrolarda da ilginç değişimler gerçekleşti: önceleri, bilinen yollardan yetişen, dolayısıyla aslında 'pedagog' yapılı 'gazeteci'lerden bazıları, akıllarını öbür yolda zorlar, 'popülerleşmek' ve 'çok satmak' için ne yapmak gerektiğini düşünürlerdi. Zamanla, zaten başından beri, hayatı boyunca o kültür içinde yaşamış insanlar gazeteci olmaya ve hatta bulundukları kurumun hiyerarşisinde yukarı katlara tırmanmaya başladılar. 'Ciddi' gazete ile 'bulvar' arasındaki fark adamakıllı silikleşti.
Bu devrim sonucunda, zaten banal olduğu için nasıl yapıp da banalleşeceğini düşünmesine gerek kalmayan, böylece popülerleşmeyi doğal yoldan halleden yeni 'medya mensubu' tipi oluştu.
80'lerden sonra bu tavır, aslında yalnız medya ile sınırlı değil; toplumun her düzeyinde aynı eğilimi görebiliyoruz. Bazı sonuçları tahammül fersa olsa da, sosyolojik bir gözle bakıldığında, toplumun demokratikleşmesi için (bu koşullarda) zorunlu bir aşama. Biraz daha tartışmaya değer bir konu.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.