Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Mart 2001

Biri, SİZİ (yine) gözetliyor

Taksici koltuklarını kırmızı ayı desenleriyle kaplatmış: Ayıların her birinin kafasında güllü şapkalar ve ellerinde kocaman birer kalp var. Bu deseni seçen taksicinin kalbinin temizliğinden şüphe etmem!
Bir ara radyoda,
"Unut desen dile kolay
Ateş düştüğü yeri yakar"
çalmaya başladı. "Biraz açar mısınız?" diyecektim, vazgeçtim. Ajda'nın bu çok Ajda parçasını, Deniz Seki söylüyormuş. Hani geçenlerde kokain listesinde meşhuuur adı geçmişti de, intikam yeminleri etmişti. Bugüne dek hırslanmadan şarkıcılık yapmaktaymış, bundan sonra bir hırslanacakmış -şuymuş buymuş. Pazar ola!
Böyle bir 'özgüvenden çatlama/patlayıp hepten etrafa sıçrama' hali mevcut, Postözalim Kızları'nda, Oğlanları'nda.
Bunların nelere binaen kendilerine bu kadar çok güvendikleri ve kaşımıza gözümüze soka soka habire sergiledikleri 'yetenekleri' bunca ortadayken, ne diye mütemadiyen atıp tuttukları bir muammadır. 'Meltemcumbulfenomeni' diye de adlandırılabilir genel olarak. Geçenlerde: "Ben hiç hata yapmam. Kararlarımın isabetliliği beni şaşırtmıştır tarzı," röportajlamıştı yine. Hollywood biliyorsunuz yüz yıllardır Meltem Cumbul'u bekliyor. Avrupa Birliği de Mesut Yılmaz'ı.
Geçenlerde, esnafla kaynaşmak üzre Mercan'a damlamış olan Tansu Çiller'in nasıl terslendiğini; "Siz yalancısınız: 94'te neden olduğunuz devalüasyon ortada," tarzı yakın tarihe ait bilgilerle püskürtüldüğünü, izledik televizyonda. Artık ne zaman 'halkıyla kaynaşsa' boya sarışını bacımız, başına böyle bir vukuat geliyor. Bu açıdan, daha tedbirli Mesut Yılmaz. Yalnızca kameraların karşısında demokrasi, hak ve hukuka duyduğu gemlenebilemez hasreti, atıp tutuyor. 'Özel' zamanlarını bir numaralı hobisi olan dekikodu/komplo teorileri ve ortalığı karıştırma faaliyetlerine ayırmaya devam ederek...
Yani Özal sonrası, nedensiz özgüven ve ufak at da tavuklar yesin janrında popçumuzla, artizimizle, mankenimiz, siyasetçimizle rezalet bir tektipleştirilmenin bunaltıcı örnekleriyle öylesine sarmalanmışız ki, sorma gitsin.
Bu bunaltıcı numunelerden 15-16'sını haftada bir-iki kez ağzım beş karış açık izliyorum Şov'daki 'Biri Bizi Klonluyor'da.
Özal sonrası Türkiye'nin Büyük Banalizör Evren'in silindirlediği toprakların: alabildiğine apolitik, mankafa mantar kafa, vur patlasın çal oynasın, hayat geyik parkından geçen geyiklerden ibarettir, felsefesinin imanlı müritleri; birtakım inanılmaz çocuklar. Adeta bir 'Yeni Şehirli Türkler Numune Parkı.'
Grupta mesela benim, özel ilişkilerimde de 'farecikler' diye çağırdığım insan tipinden: yani kokmayan, bulaşmayan, varlıklarıyla yoklukları belli olmayan insancık tipinden bolca mevcut. Ve enteresan olan şu: Bu farecikler her ne hikmetse elenmiyorlar! Şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla grubun Bela Kadınları elendi. Bir de Neşeli Oğlan Fareciklerden biri, yarışmaya heyecan enjekte etmek için olsa gerek, geçenlerde 'diskalifiye' (evet efendim!) edildi.
Bu grupta haftalarca esrarengiz nedenlerle birinci seçilen Melih diye, sanırsam Grup Yakışıklısı bir çocuk var. Bu çocuk mütemadiyen kızların üstünde. Çocuk, her hafta en yüksek puanları topluyor. Onun üstüne çıktığı Hoppa Kızlar muhakkak ekran karşısındaki Türk Aile Kurumu'nu (T.A.K) rencide ettikleri için, eleniyorlar. Çocuğun mıncık mıncık yapışalım stili hakikaten irrite edici ve hepimizin içindeki Latan Bekçi Baba'yı ortaya çıkartıcı: "Bir kova su bulsam da bir yerlerden, şunların üstüne boca etsem" oluyor insan. Türk halkı. Ve bu hissiyatı bizler adına grubun şişman, yaşlı, karizmatik, otoriter adamı Murat (ki Şov TV'nin adamı olduğuna dair rivayetler mevcut) gideriyor:
Hop kızışanları, sevenleri yani, yani Melih'in yek vücut olduğu kızları, ondan ayırıyor. İkna gücü ve otorite simülasyonu sayesinde.
Hatta Popülarite Murat Abi mutlak olarak ayırabilmek için Melih'ten bu Grubun Hafif ve Kızdırıcı Unsurları'nı, eleyiverdi yarışmadan onları. Böyle bir Bildimcik Abisi grubun yani ki, tahammül ötesi. Ancak işte Meih, sanırım onu izlerken o 'pozisyonlarda' olduğunu tahayyül eden kızların oylarıyla ve yine 'pozisyonlarda' olduğunu hayal eden oğlanların oylarıyla hep şampiyon ya da grup ikincisi. Kızlarsa, eleniyorlar. Çapkınlık yani, bu yarışmada da, aynen Türkiye'de olduğu gibi 'erkeklere yakışıyor'. Kadınlarda çok 'çirkin' duruyor. Özellikle iki çocuk annesi ve orta şiddette histrioni vakası olan, sırma saçlı cadı kaşlı Hülya, T.A.K.'nın 'ortak nefret objesi' olmakta gecikmedi. Ama ne yazık ki, nefret objemizi Bekçi Murat Abi Otoritesi işte eleyiverdi.
Grubun minör arıza/dedikodu/bela kaynağı Hale mesela, ilk hafta gitti. Melih'in tırmanma nesnesi Hülya'nın ennn yakını, femme satel Esra da öyle: Anında şutlandı.
Suya sabuna bulaşmayanlar, en iyi bu grup için yani. Başka tipler ve durumlar da var ki, yarışma ilerledikçe değiniriz bir röntgenci olarak. Siz bakacaksanız beni dinleyip -sorumluluk almam.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.