Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Mart 2001

Biri geleceğimizi fena gözetliyor

Geleceğe sahip çıkmak, birey özgürlüklerine saygılı bir toplum oluşturabilmek için, çok ciddi sorunlar oluşturan 'gözetleme, dinleme' hastalıklarına çare bulmak için çalışmamız gerekirken, gözetlemeyi kurumsallaştırıyoruz
SEVENGÜL SÖNMEZ
Ünlü yazar George Orwell bir gün gelip de ütopyasının bu kadar büyük bir rağbet göreceğini hatta, herkesin nefret ettiği 'BÜYÜK BİRADER'in bir yarışmaya ad olacağını rüyasında görse inanmaz, sabah uyanınca da vay başıma gelenler diye dövünürdü herhalde.
Özel yaşam kavramının her türlü teknolojik aletle delindiği, telefonların dinlendiği, insanların izlendiği günümüzde, bu cinsten davranışları engellemeye yönelik çabalar geliştireceğimize, televizyonlarımızı açıp -sayısını bilmiyorum- bir grup gencin, bir evin içinde, geçirdikleri sözde eğlenceli 100 günü seyretmeye zorlanıyoruz.

Taklit deliliği
Alman televizyon kanalı RTL, 'Big Brother' adlı yarışmayı yaptı ya, bizim sivrizekâlı taklit delisi televizyoncularımız hiç geri kalır mı? Elbette hayır, hemen onlar da benzer bir format geliştirip 'Biri Bizi Gözetliyor' adlı bir yarışma programı hazırlayıverdiler.
Yarışmaya katılan, her ne pahasına olursa olsun ünlü olmaya çalışan gençlere acımamak mümkün değil, sonuçta istediklerini elde edecekler nasılsa. Ünlü olacaklar.
Peki bu arada kaybedilen etik değerleri, insani yaşam kurallarını kim tamir edecek ya da kaybettiklerimizin telafisi mümkün olacak mı? Yozlaşan, yok edilen, iç içe geçmiş ve özel yaşam olmaktan zaten çoktan çıkarılmış bulunan yaşamlarımızı, insanların gözleri önünden nasıl saklayacağız?
Televole/gole vb. televizyon programları ile ünlülerimizin(!) çok özel yaşamlarını sayfa sayfa ekranlarımızda görmeye alıştırıldık zaten. Bu programları sadece izlesek iyi, aynı anda o kadar çok televizyon kanalında aynı kişinin yaşamından enstantaneler seyrediyoruz ki, artık kardeşimizin dertlerinden daha iyi biliyoruz onların dertlerini.
Şimdi de sıra, sıradan insanların yaşamlarını gözetlemeye geldi. Sadece gözetlemekle de kalmıyor, insanları gözetleyip onlara puanlar vermemiz, ev içi yaşamlarını(!), ilişkilerini vb. şeyleri değerlendirip onları ödüllendirmemiz de bekleniyor.

Çocuğa ne söylenir?
Şimdi şu soruyu size sormaktan kendimi alıkoyamıyorum: "Yarın bir gün çocuğunuzun, yatak odanızın kapısında durup sizi gözetlediğini gördüğünüzde veya komşunuzun, açık kalmış pencerenizden içeriye neredeyse kafasını uzatıp baktığını fark ettiğinizde ne söyleyeceksiniz? Doğrusu söyleyecek bir şey kalacak mı?"
Birbirinin aynı kılınmaya çalışılan, sormaktan ve sorgulamaktan uzak tutulma gayreti içinde hasbelkader sağlıklı kalabilen gençler yetiştirmek istiyorsak, o gençlerden, insana ve yaşama saygı bekliyorsak, işimiz Allah'a kalmış demektir.
'Büyük Birader'le mücadele etmeye çalışan O'Brien'ın bir konuşmasını durumumuzu açıklar bir paragraf olarak buraya almayı uygun gördüm:
"Aykırı görüşlü kişi, tekrar tekrar yenilgiye uğratılmak ve küçük düşürülmek üzere hep orada olacak. Casuslukların, ihanetlerin, tutuklanmaların, işkencelerin, kovuşturmaların ve ortadan kaldırılmaların sonu hiç gelmeyecek. Dünyamız bir zafer dünyası olduğu ölçüde de bir dehşet dünyası olacak."
Geleceğe sahip çıkmak, bireyin özgürlüklerini koruyabilmek ve saygılı bir toplum yetiştirebilmek için 'gözetlenmeye' karşı çıkmamız gerekiyor. Aksi halde yeryüzü hiçbir zaman cennet olmayacak ve ütopyalar bizden hiç de uzak durmayacak.
Sevengül Sönmez; yazar


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.