Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
27 Mart 2001

Zengin mutfağından belli

Üst ve alt gelirdekilerin gıda tercihi her iki grubun hayat tarzına ayna tutuyor. Zenginler hazır yemeklere yönelirken zamanı ve lezzeti ön planda tutuyor. Alt grupların tercihleriyse fiyat ve besleyici değeri uygun olan ürünler
Zengin ve yoksul mutfağı arasındaki fark, temel besin maddeleri söz konusu olduğunda belirginliğini yitiriyor. Yoksul mutfağı çeşitte eksiklik hissettirmemekle birlikte bulundurma sıklığı açısından zenginin gerisinde kalıyor
Haber ResmiHazırlayan: Vergi Araştırma AŞ.
Araştırma zenginlerin ve yoksulların tükettikleri gıdalar konusunda da ilginç verileri içeriyor. Zengin ve yoksul mutfağında ciddi benzerlikler göze çarpıyor: Örneğin pirinç, bulgur ayrımına bakmadan zengin mutfağında ayda 10, yoksul mutfağında9 gün pilav pişirildiğini sergiliyor VERi-SGT 2000 araştırmasının gıdaya dönük bulguları.
  • Evde kesilmiş, paketli veya açık hazır alınmış makarna farklarına hiç bakmadan, yalnızca ayda kaç gün makarna pişirildiğine baktığımızda ilk ve son yüzde 5'lik gelir dilimi hanelerinde 9 gün makarna pişirildiğini görüyoruz.
  • En alttaki hanelerde ayda 13 gün, en üstteki hanelerde de ayda 12 gün olmak üzere çorba pişiriliyor.
  • Kızartmalar zengin mutfağında ayda 9, yoksul mutfağında ise 8 gün yemek masasına geliyor.
    Araştırmada tüketildiği sonucu ortaya çıkan gıdaların türünü anketle veri derleme çalışmalarının ilkbahar ve yaz başında yapılmış olması belirliyor. Kuru fasulye, nohut, mercimek vb. bakliyat en yüksek gelirli yüzde 5 içinde bulunan hanelerde ayda 6 gün, en düşük gelirli yüzde 5'in içinde bulunduğu hanelerde ise 5 gün pişiyor.
  • Mantı en üsttekilerce 2, alt gruplarda 1 gün yapılırken; börek, çörek vb. hamur işleri zengin mutfağında ayda 5, fakir mutfağında da ayda 3 gün gündeme geliyor.
  • Sayılan 7 tür yemeğin 6'sı en yüksek gelirli hanelerde en düşük gelirli hanelere göre ayda 1 gün fazla pişiriliyor. 1 tür yemek ise çorba ve yoksulların masasına zenginlere göre ayda 1 gün daha fazla olmak üzere geliyor.
    Yukarıda sayılanlar, alttakilerle üstekiler arasında yemeğin pişme ortalama gün sayısı açısından farklılıklar yaratan yemek türleri var:
  • Pizza ayda 2 gün zengin mutfağında görünürken, yoksul mutfağına hiç giremiyor.
  • Mevsimlik taze sebzeler (veriler ilkbahar ve yazda toplanmış olmasına karşın) en üsttekilerin mutfağına her 2 günde 1 yani ayda 15 kez girerken, en alttakiler mevsimlik taze sebzeleri ayda 9 gün pişirdiklerini beyan etmişler.
  • Zeytinyağlı yemekler yüksek gelirli hanelerde ayda 9 gün iken, az gelirli hanelerde ise ayda ancak 4 gün masada yer bulabiliyor.
  • Asıl fark köfte, biftek ve ızgaralarla gündeme geliyor. Varlıklıların yemek masasına bu yiyeceklerayda 11 kez yani her 3 günde 1 geliyor,Yoksullar ise ayda 2 kez köfte, biftek gibi ızgaraları yiyebildiklerini söylüyorlar, yani 15 günde 1.

    Pilav ve makarnaya talim
    Araştırmada 11 tür yemeğin hangi sıklıkla evde pişirildiği soruluyor. Verilen yanıtar toplu olarak değerlendirildiğinde en üst yüzde 5 içinde yeralan hanelerin günde ortalama 3 çeşit yemek pişirmelerine karşılık, en alt yüzde 5 içinde yeralan haneler günde 2 çeşit yemek pişiriyor. Bu yemeklerden birisi de, mutlaka pilav / makarna / çorba üçlüsünden 1'i oluyor rakamlarınrın diline göre.
    Araştırmada "evinize hangi tür etler hangi sıklıkta girer?" sorusuna üç seçenekten birisi seçilerek yanıt verilebiliyor. Bu yanıtlar "sürekli / arasıra / hiç".
    Kırmızı et en üstteki gelir grubundakilerin evlerine yüzde 97 oranında girerken bunun 64 puanlık kısmı, kırmızı etin evde sürekli bulunduğunu sergiliyor.
    En alttaki her 3 haneden 2'sine kırmızı etin girdiği, ama 20 haneden ancak 1'inde bunun süreklilik taşıdığı görülüyor. Yani en alttakilerin yüzde 31'inin evine hiç kırmızı et girmiyor, 64'ünün evine de kırmızı et ancak arasıra girebiliyor.
    Söz konusu tavuk eti olunca durum hemen farklılaşıyor. En üstteki hanelerin tamamına, en alttakilerin de yüzde 86'sına girmiş tavuk eti. En üsttekilerin yüzde 80'ininde, en alttakilerin de yüzde 24'ünde sürekli, yüzde 62'sinde de zaman zaman bulunuyor tavuk eti. Hindi sie yerleşik alışkanlıkların bir yansıması olarak oldukça az haneye girebilmiş. En üsttekilerin yüzde 32'sinin ve en alttakilerin de yüzde 4'ünün masasına geliyor hindi. O da, sürekli değil.
    En üst yüzde 5 içinde yeralan varlıklı hanelerin yüzde 28'inde balık sürekli bulunuyor, yüzde 59'unda da zaman zaman. En az gelirli yüzde 5 içindeki hanelerin ancak yüzde 6'sında balık sürekli bulununabiliyor, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin kentlerinde. Balığın arasıra girdiği yoksul hanelerin oranı da yüzde 43. Yani sonuç olarak en az gelirli kent hanelerinin yarısının mutfağına yıl boyunca hiç balık girmiyor.
    En yüksekten en düşüğe doğru gelir sıralamasına göre hanelerin ilk yüzde 5'i içinde yeralanlar, dondurulmuş gıdadan konserveye hemen hemen tüm ürünlerle tanışık. Çünkü bu kesim kimi ürünler az, kimi ürünler daha fazla olsa da sürekli ya da zaman zaman dondurulmuş gıdalara ve konservelere yöneliyor. Söz konusu yönelimleriçinde süreklilik taşıyanların sayısı da az değil. Buna karşın gelir sıralamasında son yüzde 5 içinde yeralan haneler, bu tür ürünlere yalnızca zaman zaman yöneliyor. Bu ürünlere tüm yönelmiş olanların toplamı da ancak yüzde 16 ediyor. Oysa ilk yüzde 5 içinde bu oran çok daha yüksek seviyelerde.
    En üst yüzde 5 içinde yeralan haneler, "ketçap, mayonez, hardal, salata sosu" gibi yemeklere ek tad katan ürünlere de oldukça düşkün görünüyor. Hemen hemen bu sayılan dört üründen ikisi, en üstteki evlerde sürekli bulunuyor. Buna karşın en alttakilerde bu dört üründen ancak birinin bile eve zaman zaman giriyor oluşunun oranı 4'te 1'e erişemiyor.

    Sütte eşit tüketim
    Zengin-yoksul mutfağı ikiliğini VERİ-SGT Araştırmasının sergilediği bir başka oranla kapatabiliriz. Günlük süt, en alttakilerle en üsttekileri evde bulunma oranları açısından en çok birbirine yaklaştıran ürün. En üsttekilerin yüzde 59,5'inin, en alttakilerin de yüzde 57,1'inin evinde günlük süte raslanıyor.
    Ve en alttakiler arasında günlük süt her 4 evden 1'inde (yüzde 26,4) sürekli bulunuyor. Ama dayanıklı süt söz konusu olduğunda en alttakilerle en üsttekiler birbirlerinden hemen ayrışıyorlar. En alttaki hanelerin yüzde 4'ünde, en üstteki hanelerin de yüzde 54'ünde dayanıklı süt sürekli bulunuyor. Bunun da anlamı; günlükte benzeşme, dayanıklılıkta farklılaşma olsa gerek.

    Zenginler banka sever
    Bankalar da kentsel yaşamın olmazsa olmaz parçası haline geliyor giderek. Öte yandan banka müşterilerinin bulunduğu haneler gibi, bulunmadığı haneler de var. En yüksek gelirli yüzde 5'lik kesim içerisinde yer alan hanelerin yüzde 84'ünde banka müşterisi olan kişiler bulunuyor.

  • Banka müşterisinin bulunduğu her 84 hanenin 63'ündeki kişi ya da kişiler bankalarla yoğun ilişkisi olanlar,
  • 16'sı ise, bankalarla ilişkileri orta yoğunlukta olan kişileri barındırıyor.
  • 5'i ise, bankalarla ilişkileri düşük yoğunlukta olan kişilerin bulunduğu haneleri oluşturuyor.
  • En az gelirli 100 haneden 20'sinde banka müşterisi bulunuyor. Banka müşterilerinin bulunduğu hanelere bakıldığında;
  • 1'inde bankayla yoğun ilişkisi olan kişi ya da kişilerin bulunurken,
  • 2'sinde bankayla orta yoğunlukta ilişkili kişilerin yaşıyor,
  • 17'sinde ise, bankayla ilişkileri düşük düzeyde olan kişiler var.
    En üstteki banka müşterisi bulunan 84 hanenin 66'sında, en alttaki 20 hanenin de 1'inde kredi kartı sahibi var. Alışveriş kartları hanelere kredi kartlarından daha yaygın en alttaki hanelerin yüzde 7'sine, en üstteki hanelerin yüzde 71'ine girmiş.
    Bankalarla müşteri ilişkisi kentsel Türkiye'nin en alt ve en üst yüzde 5'lik gelir dilimleri arasındaki 27 katlık gelir farkını yansıtan hanelerin benzeşme ve farklılaşma düzeylerine, ekonomiyle doğrudan ilişkili olan bir öge üzerinden bir bakış açısı yaratıyor.

    Geliri aynı, konumu farklı
    Kentsel Türkiye'nin en az geliri olan yüzde 5'lik hane grubuyla, en çok geliri olan yüzde 5'lik hane grubu arasında 27.2 kat ortalama yıllık kullanılabilir gelir farkı, en üst gelir diliminde bulunanların eksik gelir beyanından olduğundan daha küçük görünüyor.
    Kentlerdeki haneler arasında ortaya çıkan böylesine büyük gelir farkının yaratacağı etkiyi azaltan iki öge var. Birincisi metropollerdeki haneler diğer kentlerdekilere göre çok kazanıp çok harcama yapıyor. İkincisi, hanenin sınıfsal konumunu ve dolayısıyla yaşam görüntü ve biçimini gelir belirlemiyor. Ama sınıfsal konum ve yaşam görüntüsünün gerektirdiği harcama düzeyini karşılayabilmek ve o sınıfsal konumunu devam ettirip, geliştirebilmek için belirli bir gelire gereksinim bulunuyor.

    İkilemin kaynağı
    VERİ-SGT bulgularına göre kentsel Türkiye'deki hanelerin ancak yüzde 1,8'i A grubu iken. B'lerin oranı ise yüzde 8,3. Oysa en yüksek gelirli ilk yüzde 5 içindeki hanelerin yüzde 21,3'ü A, yüzde 40,4'ü de B. Geriye kalan yüzde 38,3'ü ise, üst tabakada değil.
    En alt toplumsal tabaka olan E hanelerinin kentlerdeki oranı yüzde 7,6. E'lerin bir üstündeki tabaka olan D'lerin oranı da yüzde 37,3. Dolayısıyla alt tabakaların kentsel Türkiye'deki toplam oranı yüzde 44,9. Buna karşın en düşük gelirli yüzde 5 içinde yer alan hanelerin tümü E değil. En düşük gelirli bu hane grubunun yüzde 43,1'i E iken, yüzde 45,8'i D grubu ve yüzde 11,1'i de alt tabakalarda yeralan haneler değil.
    Gelir ve sınıfsal konum karşılaştırılmasında kentlerdeki hanelerin bazılarının kazandığı gibi yaşamadığını, bazılarının da yaşam konumlarının gerektirdiği kadar kazanamadıklarını gösteriyor. Bu da gelir farklılaşmasının sonuçlarını azaltan bir etki yaratıyor. En düşük ve en yüksek gelirli kent hanelerini benzeştiren ve ayrıştıran güncel örnekler şunlar:

  • En üstteki her 100 hanenin 66'sında bilgisayar kullanan, 56'sında ise internete bağlanan kişi var. Bilgisayar ise, 100 haneden 42'sine girmiş.
  • En alttaki her 100 hanenin 6'sında bilgisayar kullanan kişi var. Bu kişiler aynı zamanda internete de bağlanıyor. Ama bu hanelerin hiçbirinde, bilgisayar yok.
  • En üstteki haneleri yüzde 37'sinde 1, yüzde 32'sinde 2, yüzde 10'unda 3 ve yüzde 3'ünde de 4 cep telefonu var. Bu hanelerin yüzde 18'inde cep telefonu yok.
  • En alttaki hanelerin yüzde 7'sinde cep telefonu kullanıcısı var. Bu da hanelerin yüzde 6'sında 1, yüzde 1'inde de 2 cep telefonu şeklinde dağılıyor.

    Bir kedim bile yok

En yüksek gelirli hanelerin yüzde 8,6'sı evlerinde kedi-köpek beslerken, en düşük gelirli hanelerin evlerinde kedi-köpek besleme oranı yüzde 4. Arada bir farklılık var, bir grupta kedi-köpek besleyenlerin oranı diğerinin iki katı. Ama bu fark doğrudan ekonomik nedenlere bağlı değil. Bu noktada ikinci soru önem kazanıyor. O soru da, evde beslenen hayvanlar için hazır besinin 'kullanılıp kullanılmaması'. En yüksek gelirli hanelerde beslenen her 4 kedi-köpekten 3'ü için hayvanlara özel 'hazır besin' kullanılırken, en düşük gelirli hanelerde beslenen her 4 kedi-köpekten hiçbirisi için 'hazır besin' kullanılmıyor. Fark, alt ve üst gelir gruplarının hayvan beslemesinde değil, hayvanı beslemek için kullandıkları yiyeceklerde.
Yarın: Zenginin işi çok


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.