![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Geceye Yolculuk (2) İSTANBUL: Gece hızla sokakları seyreltiyor, havayı soğutup gölgeleri uzatıyor. Koca koca yapıları sarıyor karanlık; caddelere, parklara, alanlara yayılıyor; bir sarmaşık gibi dolanıyor kentin çevresine, büyüdükçe büyüyor. Gün boyu kullanıla kullanıla yorgun düşmüş sözcükler, suskun denize doğru sessizce, usul usul sürükleniyor. Gece rüzgârına takılıp gelen derin bir ıslıkla, gemi limandan ayrılıyor.CENEVRE: Gece bir gardiyan gibi penceremin önüne kurulduğunda hemen kendimi dışarı atıyorum. Günün son saatlerinde hiçbir şey yapmıyorum, yaşamıyorum, duymuyorum. Onunla beraber ölmek ve gece başlamadan bir hayalete dönüşmek için. Yalnızlığın kara hayaleti... Geceyi hırsızlar, körler ve zenciler daha iyi tanır. Geceyi bizler, karanlıkla aynı maddeden yapılmışçasına içinde yitip gideriz, daha değişik bir biçimde sahipleniriz. Geceyi hazza, düşlere, zevke adayanlar onu hiç tanımıyor, içermediği şeyleri bekliyor ondan. Yoğun ve sırdaş karanlık, yüzümü olabildiğince, elinden geldiğince saklıyor, ben de tek bir gören göze, karşısına çıkan bütün görünümleri oburca yiyip yutmaya çalışan bir göze dönüşüp kendimi sokaklara atıyorum. Dünyayı, içine kapatıldığı, renkli ışıklarla aydınlatılmış vitrininde bırakıyor, ruhumun karanlık patikalarında ha bire dolanıyorum. Seyretmekten, çözümlemeye ve yorumlamaya uğraşmaktan, umutsuzca yaşama ulaşmayı denemekten vazgeçiyorum. Yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum... Gözden ırak bir çıkmaz sokağın kuytu bir köşesinde kendimle karşılaşma beklentisiyle yürümeye devam ediyorum. Adımlar, sokaklar ve sessizlik... Adımlar... Adımlar... Sessizlik... Dünya acımasız bir kararlılıkla beni izliyor. St. PETERSBURG: Ben mi? Anlatamadım galiba. Bazen insanın gücü yetmiyor, cümle kurmaya gücü yetmiyor, böyle sözcükler, art arda, yaradan sızan kan damlaları gibi. Kâğıdı lekeleyen... Ama işte hayat, ne yapsan anlatılamaz o hayat, geçip gidiyor, rastgele, bir o duvara, bir buna... Her şey, bir daha geri gelmemecesine gittikten sonra, işte o zaman... Neyse. Evet, biraz gerginim. Uykusuzluk herhalde nedeni... Beyaz geceler. Yatağa uzanıyorsun, her yer aydınlık, bitmez tükenmez, soğuk kuzey ışığı, uyanıyorsun, aynı aydınlık... Oysa daha iki saat geçmiş. Sonra bir o duvara, bir buna... Gece daha bitmedi, daha bitmedi. Ne denli beyazsa, o denli kısa olduğunu söylüyorlar, sen de inanıyorsun, uyanık kalarak da atlatabileceğini sanıyorsun, atlatıyorsun da, bunca ışık içinde gecenin hep karanlık tarafında kalarak... Her gün yeni bir gün. Değil mi? Onun için her sabah bu kadar acemiyim. Her sabah, bir alışkanlık bu, aynaya bakıyorum. Yüzüm kâğıt gibi, lekeli.. geceler çok uzun, beyazları bile. Bazen, geç saatlerde, otel lobilerine iniyorum, başkalarının kullanıp attıklarını aramak için, kimsenin alıkoymadığı maskeleri... Geceleri gelen kadınlardan önce davranmam gerekiyor, bilirsin, beyaz elbiseli temizlikçi kadınlar, yüzleri konukları çıkıp gittikten sonra temizledikleri otel odaları gibi. Sonra işte, her sabah, son bir kez odama bakıyorum, geride bir şey unuttum mu diye, bir alışkanlık bu, yalnızca yüzüm geride kalmış, aynadan bana bakıyor. Yüzüm beyaz bir gece gibi. İSTANBUL: Sessizlik, koca koca yapıları sarıyor, caddelere, parklara, alanlara yayılıyor, bir sarmaşık gibi kentin çevresinde dolanıyor, yazıya sızıyor. Sözcükler arasında derin uçurumlar oluşuyor, düşünceler bir parlayıp çabucak sönüyor, asi cümleler hizaya girmiyor. Tablada kendi başına ölüp duran sigaralar... Gece uzun, onu iyi tanıyanlar için daha uzun. RODOS: Burası ve şimdi. Gece, hep aynı gece, belleğin uzun gecesi. Bu metinlerden en eskisi, Cenevre gecesi her ne kadar Mucizevi Mandarin'in bir bölümü olarak yayımlansa da, tam sekiz yıl önce yazılmıştı, diğerleriyse son üç yıl içinde... Dünya eski parlaklığını ve kararlılığını sürdürmüyor, ben de artık uzun süre kalamıyorum gecede, karanlığa değil de sessizliğe dayanamadığımdan...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||