![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Toplumda taciz Sık sık tele-fonla konuşmak fırsatını yakaladığım Devlet Bakanı Fikret Ünlü, bu sefer, sesinden de anlaşılacağı gibi kızmıştı, üzülmüştü ve şaşırmıştı. Geçen cuma bazı gazetelerde, hem de IOC Değerlendirme Komitesi İstanbul'da çalıştığı zaman, Anadolu Ajansı'nın verdiği bir haberi büyük başlıklarla okuyucularına aktaran gazetelerin yetkililerini kınıyordu.Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ve GATA öğretim üyelerinin yaptığı bir araştırma, bayan sporculara yarışmalar sırasında, sonrasında seyirciler, takım arkadaşları, hatta antrenörleri tarafından ortaya konan cinsel tacizi ele almış ve ankete katılan bayan sporcuların yüzde 56'sının bunu yaşadıklarını ortaya çıkarmış. Gazetecilik bakımından, bu bir haberdi ve hiçbir aklı başında spor editörü bu haberi çöp sepetine atamazdı. Ama, Anadolu Ajansı, bu haberi dağıtırken zamanlamayı pek de iyi ayarlayamamıştı. Öyle ya, IOC yetkilileri İstanbul'a sadece spor tesislerini görmek için değil, aynı zamanda, Türk insanını da yakından tanımak için buradaydılar. Bu haberleri de onlara anlatan birileri ile mutlaka temasları vardı. Aslında, aile içinde adeta el üstünde tutulan (anne, kız kardeş, teyze, büyük anneler, vs.) konusunda gayet hürmetkâr olan Türk erkeği, ev dışında, maalesef aynı davranışı gösteremiyor. Taciz, sadece spor sahalarında değil ki! Okulda, sokakta, tribünde ve hatta işyerinde de taciz var. Bu taciz, bayanlara cinsel tonlarla yansıyor. Ama, erkeğin erkeğe olan tacizi, seksüel tonlarda olmamasına rağmen, trafikte oluyor, yolda yürürken kendini gösteriyor. Ben ne sosyolog ne de psikiyatristim. Ama, bu taciz olayının ardında epey karanlık geçmişler olduğunu biliyorum. Taciz, bizim toplumumuz için çok büyük bir sosyal problem. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin genel tavrını burada tekrarlamak istemiyorum. Alın size bir örnek: Yüzme kursları için kız çocuklarını yazdırmak isteyen velilere 'Gün içinde saat yok' cevabı veriliyor. Daha başından, erkek ve kız çocuğunu birbirinden ayıran bir mantalitenin yaratabileceği sonuçlar geçen hafta gazetelere başlık oldu diyebiliriz. Problem sadece iki karşı cins arasında değil. Yukarıda da değindiğim gibi, toplumumuzda gayet alışılmış bir tarzda hüküm süren erkeğin 'saldırganlığı' en çok maç tribününde ve direksiyon başında kendini gösteriyor. IOC grubunun İstanbul'da kaldığı sürece, yolların ve parkların temizlenmesinden hepimiz memnun kaldık. İçimiz açıldı denebilir. Ama, İstanbul'da, Yenikapı'dan Yeşilköy'e kadar olan tüm sahil şeridi, pazar günü, havanın da gayet güzel olmasından faydalanan İstanbul halkı tarafından bir çöplüğe döndürüldü. Bu da, başka türlü bir taciz değil mi? Hepimizin sahiplendiği kenti, nasıl bir medeniyetsiz grup bu hale getirebilir diye kafa yormayalım. Batı, durup dururken uygar olmadı. Gayet ağır ve anında uygulanan yasalar Batılıyı yola getirdi. Evvelce yasa zoruyla uygar olan Batılı, şimdi hiçbir baskı altında olmadan uygarca davranabiliyor. Bu arada, ufak bir hatırlatmayı sıkıştırmak isterim. Bu yıl sonunda açılışı yapılacak olan Atatürk Stadı'ndaki piste 'Ruhi Sarıalp pisti' adını verelim. Sarıalp'e, yaşarken yapamadığımız görevi, hiç olmazsa aramızdan ayrıldıktan sonra yerine getirelim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||