Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
27 Mart 2001

Bahçeli'nin yanılma payı

hdevrim@hurriyet.com.tr
Ayrıntılara girmeden, birlikte düşünelim istedim. MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli üzerine...
Son yıllarda, onbaşıdan çekinen disiplinli bir manga havası var MHP'de; ama eski izlenimlerden, ha deyince kurtulmak da kolay değil. Ben, bizden sonraki neslin bu parti konusunda edindiği fikri değiştireceğini pek sanmıyorum. Kötü hatıralar var zihinlerde. Parti mensuplarının ara sıra, o eski izlenimleri tazeleyen falsolu çıkışları da olmuyor değil.
Örnekleri hatırlatarak hafızanızı tazeleme gayretine kapılmıyorum. Birlikte, kuşbakışı bir göz atalım diyorum, o kadar!
Bakanlarının hepsi Tunca Toskay kadar tanıdık gelmiyor bana. Osman Durmuş'ları, Hüsnü Yusuf Gökalp'leri, adeta halkla ilişkiler görevlisi Mehmet Gül'ü görmezden gelmek kolay değil.
Genel Başkan, hiçbiriyle kıyaslanamayacak kadar önde ve üstte duruyor. Hiç fena değil!
Umulandan daha iyi çıktı da denebilir. Gereksiz çıkışlardan sakınan, işini iyi yapma endişesi hemen fark edilen biri var karşımızda... Başlıca noksanı, insansı sıcaklığını hissettiremeyişi.
Az ve öz konuşmaya meraklı. Ama biz sıradan vatandaşların da anlayabileceği açıklıkta değil.
MHP 3. Bölge Toplantısı vesilesiyle Antalya'da konuşmuş:

   - Hiç kimsenin, kendini Türk toplumundan daha akıllı ve kararlı zannederek, durumdan vazife çıkartmasına gerek yoktur. (Ne diyor? Deyim askerlerin icadı olduğuna göre, Silahlı Kuvvetler'e mi sesleniyor?)

   - Milletimizin başkalarının yönlendirme çabalarına, kışkırtıcı beyanlarına ihtiyacı yoktur. (ABD yönetimine işgüzarlık edip bizi yönlendirmeye kalkmayın mı, demek istiyor?)

   - "AB yönetimlerine bu yanlışlıkların hatırlatılması, maalesef onlardan çok, Türkiye'deki bazı çevreleri rahatsız etmiştir. (Biraz ötede "Türkiye'nin millî hassasiyetlerinin dikkate alındığı kapsamlı bir çalışma"dan söz ettiğine göre, adını vermeden hükûmet ortaklarını kamuoyuna şikâyet mi ediyor? Nitekim "Böyle bir süreçte öncelikli görev siyasetçilere aittir" demekten de geri durmuyor.)
Bir şikâyeti de "suni arayışların ve gelişi güzel eleştirilerin tekrar tedavüle sokulmaya çalışılması". Kendinden emin bir tavırla millete müracaattan söz ediyor.
Öyle şeyler gördü ki yakın çevresinde, ona, kendisi ve partisi hakkında bir yanılma payı tanımak, hakşinaslık icabıdır gibi geliyor bana.

Dil Yâresi
Yaprak Özer'in Kariyer programında Cüneyt Ülsever de vardı (TRT 2, 22 mart).
Ülsever'in ısrarla dahi yerine dâhi dediğini fark ettim. Çok rastladığımız bir telaffuz hatasıdır. Zihinlerde yer etsin diye tekrarlıyorum.
Bakın Tahir Nejat Gencan bu konuda ne diyor:
"Dahi bağlacı, kelimeleri ve cümleleri, daha önce geçmiş görevdeş kelimelere ve cümlelere gibilik, eşitlik ilgisiyle bağlar. Bu bakımdan de bağlacının anlamdaşıdır".
Bu vesileyle de ile dahi arasındaki ince bir farka da değiniyor Gencan: "Bunu ben dahi biliyordum ile Bunu ben de biliyordum arasında uyarıcılık bakımından bir ince fark vardır" diyor.

Adını bile bilmeden sevmek
Otuz yıllık sahne arkadaşı bile Tekin Siper'in özel hayatına dair bir bilgisi olmadığını söylüyor; Bülent Kınay, "Bir sır küpüydü" diyor onun için.
İçine kapalıymış, hiç evlenmemiş, sahne dışındaki hayatını kimseyle paylaşmazmış.
Bahane aradığımı sanacaksınız. Hayır, gerekçe olarak sarılmayalım diye daha sözün başında onun bu özelliğini söylemek istedim.
Yıllardır Olacak O Kadar programlarında seyrettik Tekin Siper'i. Kadın kılığına girdiği bir oyunda ince, muntazam bacaklarını gördüğümüzü hatırlıyorum ve çok güldüğümüzü... Daha sonra onu birbirimize tarif için, "Hani güzel bacakları olan" dedik durduk...
Neden? Adını bilmediğimizden!
Sefiller oyununun daha başında sahnede düşüp öldüğü haberini ekrandan, gazetenizden alır almaz onu tanıdığınızdan, sevdiğiniz bir insanı kaybetmenin acısını duyduğunuzdan eminim.
Ben size soruyorum, siz de çevrenizdekilere sorun:

   - İçimizde kaç kişi biliyordu Tekin Siper'in adını?
Yıldız sisteminin yol açtığı bir saygısızlık, haksızlık, hoyratlıktır bu... Kör değneğini beller gibi üç beş ismi tutturur, ondan ötesini öğrenmek, bilmek ihtiyacını duymayız. Seyircisi, gazetecisi, eleştiricisi... hepimizin ortak kusurudur, ayıbıdır.
Ardından rahmet dilerken, buna özür dileklerimi de ekliyorum. Tekin Siper'e olan ilgi borcumuzu, bütün sanatçılara, hiç değilse adlarını öğrenecek kadar saygı göstererek ödemeye çalışacağımızı umuyorum.
Bu bize ders olsun! Hepimize!
Sanatçıların adını bilmesi gereken seyirciler, dinleyiciler kadar, alçakgönüllülerin rolünü çalan meslek arkadaşlarına da!

Meslek lisesi
Olimpiyat Komitesi Temsilcileri İstanbul'dan ayrıldılar.
Türkiye Komitesi Başkanı Sinan Erdem, ziyaret sırasında gösterdiği yakın ilgi sebebiyle basına da teşekkür etti. Bunu hak ettiğimizi sanmam.
Büyük şampiyon Sergey Bubka'ya, Van Damme adlı şaklabana harcadığımız ilginin yarısını gösterebilseydik, bu ülkede gerçek spor seyircilerinin de var olduğunu anlatmış olacaktık.
Gerçek değerlere sahip çıkmayı her alanda öğrenmemiz gerekiyor; yalnız sporda değil...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.