![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
'Bakın şu konuşana!' Şükürler olsun bugünleri de gördük! Neoliberalizmin Türkiye temsilcilerinden bir iktisatçı diyor ki: 'Müşterek sorunun bireysel çözümü olmaz'. Kimler neler söylüyor veya kötü film tercümesi ile 'Bakın şu konuşana!..' Akıl başa gelmiş sanılmasın, amaç son ekonomik krizin nedenlerini sorgulama işini ufak sıyrıklarla atlatmak. Müşterek sorunun bireysel çözümü olmazmış, 'vatandaş' siyasi kadrolara güvenmediği için, müşterek çözümlere iltifat etmeyip, bireysel yolu tutup, tasarrufunu dövizde tutuyormuş, bu da kurları etkileyip kriz yaratıyormuş veya krizi derinleştiriyormuş. (A. Savaş Akat, Birey ve Toplum, Sabah, 25 Mart 2001) Gözünü para hırsı bürümüş, o banker senin bu faiz veya döviz benim koşuşturan, bunu yegâne iş haline getirmiş orta sınıf vatandaş portresi benim de ideal insan tipim değil! Öyle olmadığım için de, insanları bu yönde gaza getiren söylemlerden hazzetmiyorum, dahası bunların toplumsal yaşam açısından olumsuz sonuçlara mahkûm olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de seksenli yıllardan itibaren eski sağcı, eski solcu kim varsa peşine takıldığı neoliberalizm ise, tam da bu yönü işaret eden bir söylem. Dünya çapındaki en ünlü temsilcilerinden eski İngiliz Başbakanı Thatcher'ın ifadesiyle, bu açıdan bakanlar için, 'toplum diye bir şey yok', doğal olarak kendi çıkarlarının peşinde koşan bireylerden oluşan bir kalabalık var. Thatcher'ın sonradan düzeltmek zorunda kaldığı bu sözü bir gaf veya dikkatsizlik sonucu söylenmiş değil, bir bakış açısının mantıksal sonucu. Bu söz, toplumda yeterince kendini savunacak gücü olmayanlarla, ortak toplumsal yaşam adına dayanışmayı meşru görmeyen, siyasetini 'Her koyun kendi bacağından asılır' ve 'Altta kalanın doğal olarak canı çıkar' düşüncesi üzerine kuran bir anlayışın özet ifadesiydi. Daha ziyade güçsüzlerin sesini duyurmak adına söz konusu edilen 'toplumsal boyut'lu itirazlara kulaklarını tıkamak için nihayet 'toplum'u tümüyle inkâr etmek zorundaydı. Bizimkiler de yakın zamana kadar bu terimi unutmuş gibiydiler; bir nevi 'toplum polisi' kesilmiş, toplum diyeni 'dinozor'lukla suçlamaktaydılar. Belli ki, birey temelinde politikaları, (büyük şirketleri, büyük işleri olan) büyük bireyleri düşünerek savunuyorlardı. Gördüler ki, (küçük tasarrufları ve küçük hırsları peşinde sürüklenen) küçük bireyler büyüklere özenince ortalık karışıyor, nizam bozuluyor, bu noktadan itibaren kökü çok eskilere giden nasihat geleneği canlandı. Kimi fedakârlık nasihatı veriyor, kimi müşterek davranma ihtiyacından bahsediyor, işi daha ileri götürüp, 'ekonomik kurtuluş savaşı' diyenler, gazetelere boy boy ilan verenler çıktı. Bırakın, insanların canlarını tehlikeye attıkları, sıfırı tükettikleri, bir ölüm kalım mücadelesi olan kurtuluş savaşı çağrışımını hayasızca kullanmayı, siz hiç, toplumsal referanslarından bağımsız, hiçbir ortak ideali söz konusu etmeyen, soyut bir ekonomik program adına seve seve her türlü fedakârlığı yapacak insan (belki enayi demem gerekirdi) tanıyor musunuz? İnsanların bir ideal uğruna can verdikleri tarihi dönemler yaşandı, ben insanların her zaman müşterek çıkarlar, hatta başkalarının iyiliği için fedakârlık yapma yeteneğinde, daha doğrusu zenginliğinde olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, insanı bu şekilde tanımlamayan neoliberalizme karşıyım. Diğergamlık adına, toplumun ortak hayat koşulları adına söylenen her şeyi, hayalperestlik, demodelik, hatta dinozorluk olarak tanımlayan, kendilerine her itirazı alaycı gülümsemelerle geçiştirenlerin, düne kadar dünya yansa bir kalbur samanı yanmaz bir tavır içinde olanların kimseye toplumun ortak yaşam koşullarının düzeltilmesi yolunda nasihat vermeye, onları sorumluluğa davet etmeye hakkı yok. Şimdi 'bireysel çözüm peşinde koşan vatandaş' olarak tanımlanan, sadece kendini düşünen, kendi işi ve çıkarı peşinde koşan, kendine dokunmayan yılanın bin yıl yaşamasına ses çıkarmayacak olan canavarı onlar yarattı.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||