Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
27 Mart 2001

Çek bir Prof..!

talkan@media.ankara.edu.tr
Siyasette dostunuzu seçmekten daha önemli olan şey, düşmanınızı iyi seçmektir. Maazallah, yanlış düşman sonunuzu getirebilir. İyi düşmanı neresinden bilirsiniz: Sayıca az olursa, halk tarafından pek tanınmaz ve sevilmezse, ürkek ve korkaksa, kesin tavır takınmakta zorlanıyorsa, ondan daha iyi bir düşman olamaz.
12 Eylül'de başa geçen Evren paşa ilk açıklamasında yeni yönetimin düşmanını göstermişti: Profesörler! Şu sakin, içine kapanık, üniversitesinde ders verirken öğrencileri nasıl ederim de uyutmam diye uğraşıp duran profesörler 'kerameti kendisinden menkul' kışkırtıcılar olarak terörün başlıca sorumlusu sayılmışlardı. Sonra gelsin 1402 uygulamaları, işten atmalar, sürgünler, filan.
Fakat beterin beteri varmış. 12 Eylül bu kitap kurtlarını asmaya kalkışmamıştı hiç olmazsa. MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu'nun geçen günkü konuşmasına bakacak olursak adam profesörleri düpedüz asacak! Hem de ekonomiyi kötüye götürmenin suçlusu olarak! Biz profesörlerin ekonomiyi bir an önce düzlüğe çıkarması gerekiyor, yoksa kelle gidecek galiba. 'Politikacılar batırsın, Prof'lar kurtarsın mı?' İşbölümü diye bir şey var elbette.
İşin kötüsü, anamuhalefet lideri Recai Kutan da Ali Bayramoğlu'nu destekledi, 'Ne güzel konuştu' diye alkış tuttu! Bu konuşmaları dinlerken boğazımdaki kravatın yavaş yavaş daraldığını hissettim, 'Sen de mi Kutan amca? Ne kadar da tonton gözüküyordun!' diye söylenmeye başladım. Karım, 'Hayrola, yüzün morarıyor' dedi. Sessizce sırıttım. Bir Prof. olarak fazla tepki vermemem gerekiyordu.
Tabii ki Prof'ları asıp kesmeliyiz. Ekonomiyi kim batırdıysa doğru giyotine, yani ipe çekilmeli. Eskiden SSCB ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi yerlerde (Ali Bayramoğlu gibi) işadamlarını, bürokratları aynı gerekçeyle sık sık asar, keserlerdi. Bizim neyimiz eksik, hayırlısıyla Fazilet başa geçsin, biz de asıp kesmeye başlayalım. Kendisi de akademisyen kökenli olan Derviş beyle olmayacak bu işler. Hiç de adam asacak birine benzemiyor Derviş bey.
İhracatı ve üretimi artırmak, gelir bölüşümünü düzeltmek, yolsuzlukları engellemek, refahı yükseltmek, düşünce ve basın özgürlüğünü sağlamak, eğitimde ve sağlıkta atılım yapmak.. için adam asmak, hiç de yeni bir yöntem değil kuşkusuz. Bize, Ali beye ve Kutan amcaya Osmanlı dedelerimizden miras kaldı bu yöntem. Her zaman uyguladık ve iyi sonuçlar aldık. O sayede de sevgili ülkemiz dünyanın en gelişmişleri arasında yer aldı. Bu yöntem o kadar başarılı ve kesin etkilidir ki, ülkemizin bütün kahvehanelerinde en az bir tane 'adam asma, kesme uzmanı' vardır. Hangi sorun ortaya atılsa, Ali beyvari çözüm önerilerini getirirler: 'Sallandıracaksın üç tanesini Samanpazarı'nda...'
Haa, yeri gelmişken, Ali bey kötü adamları Sıhhiye'de asmayı düşünüyor ama, o işin tarihsel mekânı Ankara'daki Samanpazarı'dır. Sabah güneş doğarken ceza infaz edilirdi. Henüz televizyon ve korku filmleri olmadığı için insanlar korku gereksinmelerini Samanpazarı'nda giderirlerdi. Meraklı kalabalık erkenden toplanır, simit ve salep satan bücürlerin çığlıkları arasında vatan hainleri sallandırılırdı.
Ne diyelim, sıra bize geldi belli ki. Ekonomi mi bozuldu? As bir profesör! Sayıyla mı verdiler?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.