Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
1 Nisan 2001

1. ligi beklerken

Taksim ve Tarlabaşı'nda oturan Afrikalı futbolcular, her gün Kasımpaşa Stadı'nda boş trübünlere karşı form tutuyor. 'Beklenen Godot' ise kayıp
Haber ResmiTİMUR SOYKAN
İSTANBUL - Saat 09.00'u gösterdiğinde rengârenk formaları, ayaklarında kramponları ile siyahi futbolcular, Tarlabaşı Caddesi'nden Kasımpaşa'ya inen yokuşu adımlıyor.
Bir bir Kasımpaşa Stadı'nın yan tarafında bulunan toprak sahaya iniyorlar. Yarım saat
içinde sahada toplanan siyahi futbolcu sayısı 21'e ulaşıyor...

İstanbul kapıları
İstanbul artık sadece Anadolu'dan kopanları değil, Asya ve Afrika'dan yeni bir hayat umuduyla gelenleri de ağırlıyor.
Kimi için Türkiye Avrupa'ya iltica etmeden önce zorunlu olarak uğradıkları bir 'araf', kimi içinse ticaret merkezi.
Ancak bazıları var ki onları İstanbul'a getiren 'futbol yıldızı' olma hayalleri. Her sabah Kasımpaşa Stadı'nda toplanan Afrikalı futbolcular, kendilerini alacak bir takım bekliyor. Onlar için Avrupa'ya giden yol sahadan geçiyor. Everton'a giden Amokachi, Real Madrid'e transfer olan Geremi'nin ayak izlerini takip ediyorlar.
Pek çoğu, memleketteyken bugün Türk futbol izleyicilerini coşturan isimlerle top koşturduğunu iddia ediyor. Zaireli Kona, Güney Afrikalı Mosheau ve Komphela, Ganalı Johnson aynı toprakların insanları.

Nerede bu toplar!
Topları getirecek olan Musa Caam, yine geç kalmış. Isınma hareketleriyle zaman geçiriyorlar. Toplar gelince neşe artıyor. Topu alan maharetlerini döktürüyor. Diğerleri kale 'inşa etmeye'ye koyulmuş. Kalenin bir ucu otomobil lastiği, diğeri teneke.
Sahada üç beyaz var. Biri amatör futbolcu Hasan. Diğer ikisi Kasımpaşalı ilkokul öğrencileri. Onlar takımın maskotu. Futbolu Afrikalılar ile daha çok sevdiklerini söylüyorlar.

Gol yiyen dışarı
Yedişer kişiden üç takım kuruluyor. İki takım maça başlıyor. Kural şu; gol yiyen takım sahayı terk edecek ve galip takım diğer takımla karşılaşacak. Saatlerce süren tek gollü maçlarla oyun devam edecek. Ama tribünler yine bomboş.
Saat 12.00'yi bulduğunda herkes eve yollanıyor. Kasımpaşa ve Tarlabaşı'ndaki evlerde üç-beş kişi birlikte kalıyorlar.
Kiminin saat, parfüm, ahşap maske tezgâhı var, kimi aile parasıyla okuyor. Çoğu ülkesinde 1'inci ligde oynadığını söylüyor. Onları yollara düşüren ülkelerindeki futbolcu enflasyonu.
25 yaşındaki Namdi Obiorah, içlerinde Türkçe bilen iki kişiden biri. Psikoloji öğrenimi görmüş, iki yıl Nijerya 1'inci Ligi'nde oynadıktan sonra, menajerinin verdiği akıl ile İstanbul'a gelmiş. Hiç değilse 2'nci 3'üncü ligde oynarım diye.
Türkiye Futbol Federasyonu' nun kurallarına göre 2'nci ve 3'üncü lig takımlarında yabancı futbolcuların oynayamayacağını öğrendiğinde artık çok geçmiş. Şimdi tercümanlık yaparak geçimini sağlıyor. Namdi, "Buradaki herkes 2'nci veya 3'üncü ligde oynayacağını düşünerek buraya geldi. Oynayamayacağımızı öğrendiğimizde hiçbirimiz geri dönmedik. İki yıl önce bu sahayı bulduk ve burada formumuzu koruyoruz" diyor.
Namdi'nin kulağı, yanından ayırmadığı cep telefonunda. Arkadaşları gibi bir gün menajerinin aramasını bekliyor.
Ya da Kasımpaşa'daki toprak sahaya Türkiye 1'inci liginden bir yetkilinin gelmesini...

Futbol töreni
Kasımpaşa Stadı'nın toprak sahasında futbol, daima Afrika gibi büyülü bir törenle başlıyor.
Sahanın çevresinde ısınma hareketleri yapan futbolcular, o gün hakem olan oyuncunun düdüğüyle harekete geçiyor. Ağır bir tempo ile eli çırparak ve Afrika'ya özgü bir şarkı söyleyerek sahanın ortasına doğru yürüyorlar. Ve sahanın tam ortasında bir daire oluşturuyorlar. Hep birlikte söylenen şarkının ardından herkes ellerini göğsünün üzerinde birleştiriyor. Hep bir ağızdan, kendilerini futbol yıldızı olmaya götürecek yolu açması içinTanrı'ya dua ediyorlar.
İki aydır idmanlara katılan Hasan ise çemberin dışında duruyor. Ama onların dualarına Türkçe eşlik ediyor...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.