Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
1 Nisan 2001

Daum'un armağanı

Önce şurada anlaşalım: Galatasaray'ın üst üste gelen maçlar nedeniyle çektiği sıkıntı, bugüne kadar hiç bir takımımızın değil karşılaşmak, hayalini bile kurmadığı kadar ağır. 7 gün içinde iki milli maç, bir derbi, hemen 3 gün sonra da, dünyanın en güçlü takımlarından biriyle bir başka kapışma... Üstelik bu dönemde takımın kilit önemdeki 5 oyuncusundan yoksunluk... Dolayısıyla sorunu basmakalıp laflarla açıklamanın olanağı yok.
Maça başlarken de merak edilen en önemli nokta şuydu: Lucescu'nun büyük patırtılar yaratan açıklamaları, bu yaralı takımı mı ateşleyecek, yoksa Rumen hoca bu sözleriyle takımına güvensizliğini göstermenin ağır bedelini mi ödeyecek? Çok geçmeden gördük ki, bunların ilki olacak. Çünkü Galatasaray'ın karşısındaki rakip "dev" kimliğinden epeyce uzaklaşıp, yeni teknik direktörün henüz sezon başı çalışmaları yaptırdığı acemiler topluluğuna dönüşmüştü. Galatasaray'ın da bundan yararlanabilecek becerisi vardı. Şiddetli rüzgarın etkisiyle rakibinin üzerine giden Cim Bom, golü de erken buldu ve büsbütün rahatladı. Sarı-Kırmızılı takımın sakatlık nedeniyle dinlenebilmiş tek adamı görünümündeki oyuncusu Suat, iki takım arasındaki en büyük farktı. Oyun kurucudan yoksun oynayan rakiplerin mücadelesinde Beşiktaş'ın en büyük kozu olan Nouma, daha ilk dakikada Emre Aşık'ın etkili müdahalesine sinirlenip oyundan düştü. İkinci yarıda Beşiktaş rüzgarla bir şey yapabilir mi, diye bakılırken, Fransız futbolcu bu kez artık klasikleşen kırmızı kart çılgınlığıyla takımını düpedüz yıktı. Bundan sonrası Galatasaray için çok kolaydı. Nitekim Sarı-Kırmızılı takım iki golcüsünün işbirliği ile farkı ikiye çıkarıp işi bitirmiş oldu.
Sarı-Kırmızılı takımın bundan önce Jardel ile kaçırdığı pozisyonda, geçirdiği kısa sakatlık sonrası oyuna giren Ümit'in yaptığı uyanıklık futbol terbiyesi adına göz tırmaladı.
Galatasaray'da Popescu ve Bülent Korkmaz'ın yokluğunda savunmanın göbeğinde görev yapan Capone, kusursuz denebilecek şekilde oynadı. Fatih, üstün formunu sürdürdü. Onunla birlikte milli takımın da yükünü çekmiş olan Okan, Hasan, Ümit ve Ergün'ü alkışlamak gerekiyor.
Hakem Orhan Erdemir rahat bir maç yönetti. Galatasaray'ın ilk golündeki ofsayt kuşkusu için yapabileceği bir şey yoktu. Serkan'a yapılan penaltıyı ise pek ikna edici bulmadı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.