![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Washington'ın kafası karışık eguven@radikal.com.trCem iki gün boyunca Washington'da görüşmeler yaptı. Bush ekibiyle yüz yüze ilk resmi temas niteliğindeki görüşmelerde neler konuşulduğu, konuşulanların ikili ilişkilere nasıl yansıyacağı henüz tam olarak belli değil. Ancak epeydir belli olan bir şey var ki Türkiye'yi de yakından ilgilendiren konular dahil dış politikada Washington'ın kafası hayli karışık. Bu karışıklık Bush'un dış politika ekibi içindeki görüş ayrılıklarından kaynaklanıyor. Terazinin bir kefesinde Dışişleri Bakanı Powell, diğerinde ise Savunma Bakanı Rumsfeld var. Gelişmeler ne gösterir bilinmez ama şu ana kadar ağır basan, Başkan Yardımcısı Cheney ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice'ın yanı sıra Başkan Bush'un da daha yakın durduğu Rumsfeld. Powell genel olarak 'yeni dünya'ya ayak uydurmaya, ılımlı bir çizgi tutturmaya çalışırken Rumsfeld daha çok Soğuk Savaş döneminden kalma bir söylem ve yaklaşımın temsilcisi görüntüsünde. Irak'la başlayalım. Powell'ın gündeminde ticari yaptırımları gevşetmek, buna karşılık bölge ülkelerinden de destek alarak askeri yaptırımları sıkılaştırmak var. Rumsfeld ve Cheney, dolayısıyla da Bush, bu plana destek vermekten özenle kaçınıyor. Gündemleri de farklı: Irak muhalefetini silahlandırmak suretiyle Saddam'ı devirme girişimlerine ivme kazandırmak. Bu girişimlerin yılmaz savunucusu Paul Wolfowitz'in -Powell'ın tüm itirazlarına karşın- Rumsfeld'in yardımcılığına atanmış bulunması da manidar. AGSK konusunda da benzer bir durum var. Powell bu konuda müttefiklere sorun çıkarmayacaklarını söylüyor. Bush'un Blair'e verdiği güvence de cebinde. Gelgelelim Rumsfeld 'bu fikirden hiç hazzetmediğini' gizlemiyor. AGSK'yı NATO'yu zayıflatmaktan başka bir işe yaramayacak bir 'Avrupalı kaprisi' olarak görüyor. Cheney de Rumsfeld'in çizgisine yakın. Güncel bir konuya geçelim: Balkanlar. Rice, daha seçim öncesinde Balkanlar'dan asker çekeceklerini söyleyerek tartışma başlatmıştı. Bush ekibinden hiçbir yalanlama ya da itiraz gelmedi. Ta Powell geçenlerde, 'Balkanlar'a müttefiklerimizle birlikte geldik, birlikte gideceğiz' diyene kadar. Ancak gerek Rumsfeld gerekse Bush bugüne kadar Powell'ı destekleyici bir taahhütte bulunmadı. Washington'ın Kosova'dan sembolik sayıda da olsa asker çekmesi, Makedonya 'patladığından' beri ortalıkta fazla görünmemesi de Rice'ın başlattığı tartışmayı alevlendiriyor. Ve tabii Rusya. Washington-Moskova hattındaki gerilim ortada. Rusya'ya mali yardımların gözden geçirileceğinin açıklanması, 50 Rus diplomatın sınır dışı edilmesi, İran'la işbirliği anlaşmasının açıktan eleştirilmesi ve son olarak 'Çeçen Dışişleri Bakanı'nın Washington'da resmen ağırlanması, Rusya'ya karşı özellikle Rice'ın sözünü ettiği 'romantik değil realist' tavrın uzantıları. Powell'ın bu konuda ortaya koyduğu net bir görüş yok. Ancak Amerikan basını, Powell'ın giderek artan gerginliği onaylamadığını yazıyor. Washington'daki çatlak en açık biçimde, Türkiye'ye uzak görünse de, Kuzey Kore konusunda ortaya çıktı. Powell'ın, Pyongyang yönetimine temkinli açılım politikasını 'Clinton'ın bıraktığı yerden sürdüreceklerini' söylemesinin hemen ardından, Bush açık açık Kuzey Kore'yle görüşmek gibi bir niyeti bulunmadığını dile getirdi... Rumsfeld ve Bush aynı katı tutumu Çin'e karşı da izleyeceğe benziyor. Aynı zihniyet Ulusal Füze Savunması sistemiyle müttefiklerini bile karşısına alma pahasına 'agresif'leşirken bir yandan da peş peşe dünyadan el ayak çekme sinyalleri veriyor. Balkanlar'dan asker çekmekle kalmıyor, Ortadoğu'da arabuluculuk rolüne son veriyor, Kıbrıs'ı BM'ye ihale ediyor, Kyoto Anlaşması'nı uygulamayacağını ilan ediyor, Kuzey İrlanda'yla ilgilenmiyor, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne dudak büküyor. Velhasıl Bush yavaş yavaş Clinton'dan farkını ortaya koyuyor. Washington'da bir şeylerin henüz 'oturmadığı' doğru. Oturması için en az altı ay geçmesi gerektiği de. Bush'un Powell'a mı yoksa Rumsfeld'e mi kulak vereceğini, nihai tahlilde, 'dünya gerçekleri' belirleyecek. Ancak Washington'da bir şeylerin değiştiği de ortada. Bu değişimi dikkatle izlemesi gerekenlerin başında, hemen her dış politika kararı ABD'ye 'değen' Ankara geliyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||