Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
1 Nisan 2001

Vatandaş borcuna sadık, ama...

fozkan@radikal.com.tr
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince geçen hafta yaptığımız sohbette söylüyordu: "Kredi kartı borçlarında takibe düşen kredinin oranı tüm bankacılık sektöründe yüzde 2.32."
Merkez Bankası verilerine göre, 31 Aralık 2000 tarihinde toplam kredi kartı ve bireysel kredinin ise yüzde 2.7'si takipteki alacak hanesinde.
Bu rakama elbette kasım krizinin etkileri dahil. Görüştüğüm bankacıların hesaplamalarına göre şubat krizinden sonra borcunu ödemeyen veya ödeyemeyenlerin oranı sadece ve sadece yüzde 3.5'e yükselmiş.
Ersin Özince, "Türk insanı borcuna sadık" diyor ve ekliyordu:
"Büyük deprem felaketinden sonra bile deprem bölgesinde insanlar kredi kartı ve bireysel kredi borçlarını ödediler."
Sokaktaki vatandaş borcuna sadık... Borcunu tıkır tıkır ödüyor. Peki ya ödemeyenler?
Önceki gün Milliyet gazetesinde Harun Gürek'in haberinde vardı. 1994 yılında kapatılan Marmarabank, Impeksbank ve TYT Bank'tan toplam 600 milyon dolarlık alacağın 7 yılda 60 milyon dolarlık kısmı tahsil edilebilmiş.
Bu üç bankanın patronunun cebine attığı paraları kim ödemiş? Tabii ki bizler, hepimiz.
Sonra ne olmuş? Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, el konulan 13 banka ile en büyük bankacılık grubu haline gelmiş.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) hesaplamalarına göre Egebank, Esbank, Bank Ekspres, Türk Ticaret, Interbank, Yurtbank, Yaşarbank, Sümerbank, Bank Kapital, Etibank ve Demirbank'ta toplam alacak 12 katrilyon liraymış. 12 katrilyon lira da eder 12 milyar dolar. Bu da bizim krizden çıkmak için ABD'den istediğimiz para...
Vatandaş borcunu tıkır tıkır ödesin. Batık bankaların patronlarından şu ana kadar hapise atılanlar da haksızlıktan, suçsuzluktan bahsetsin. Türk milleti cefakârdır, sebatkârdır... Peki ama nereye kadar?

Nerede kaldı etik?
Hafta içinde Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği ilk genel kurulunu yaptı. Ve Disiplin Kurulu'na seçilen bir isim İlhami Suaydın. Sermaye Piyasası Kurulu'nun internetteki adresine girip, davalar dosyasına baktığınızda hakkında en fazla suç duyurusunda bulunulan borsacılardan biri İlhami Suaydın. Geçen yıl hakkında gıyabi tutuklama kararı vardı.
Borsa dünyası, en büyük aktörlerinden biri olan İlhami Suaydın'ı çok sevebilir, borsacılığını takdir edebilir. Zaten genel kurula katılan 150'ye yakın üye de İlhami Suaydın'ın Disiplin Kurulu'na seçilmesinde bir sakınca görmemiş.
Aracı Kuruluşlar Birliği yıllardır kurulması için canla başla çalışılan, nihayetinde Bakanlar Kurulu kararı ile tüzel kişilik kazanan ve sektöre çeki düzen vermesi için, kendi içinde denetim mekanizması oluşturulması için kurulan bir kurum. Belki İlhami Suaydın suçsuz... Peki aklanıp, alnının akıyla bu kurumun disiplinini sağlayacak koltuğa oturması daha doğru olmaz mıydı?
Daha önce de bu sütunlarda yer vermiştim. Yavuz Zeytinoğlu'nun Esbank'ına el konuluyor, ardından Yavuz Zeytinoğlu iş dünyasının en etkin örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin başkanvekilliği ile görevlendiriliyor. Yurtdışına çıkış yasağı varken iş dünyasının Avrupa Birliği ile ilişkilerini yürüten İktisadi Kalkınma Vakfı'nın yönetimine seçiliyor.
Örnek bol. TÜSİAD uzun bir süre gözaltına alınan, bankasına el konulan, hakkında soruşturma yürütülen üyelerinin dernekten atılıp, atılmayacağını tartıştı.
Sonunda tüzüklerinde değişiklik yaparak, üyelikten çıkarma ve dondurma gibi yeni yaptırımları kabul etti.
Mücadeleyse her alanda olmalı... Yoksa rüşvet alanlara tek örnek trafik polislerini gösterir, bütün çürümenin sorumluluğunu onlara yükler, işin içinden çıkarız...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.