Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
1 Nisan 2001

Darwin, şap ve Taliban

'Perdenin arkasındaki gerçek' gibi medyada sık kullanılan çağrılar genellikle içi fos çıkan izleyici tavlama yöntemleri. Ama tarihte eşi görülmemiş bir yalan, yanlış ve eksik bilgilendirme çağında yaşadığımız da unutulmamalı.
Son günlerde okuduklarımda ben de birkaç perde arkası 'gerçekle' karşılaştım.
Birincisi İslam'da suret olmaz gerekçesiyle Taliban'ın imha ettiği Buda heykelleriyle ilgili. Batı dünyası İslam adına yapıldığı söylenen bu vahşete olağanüstü ilgi duydu. Kâbil'deki arkeoloji müzesini de yabancı basına dolaştıran Taliban yetkilileri burada da paha biçilmez cinsten 40 heykeli yok ettiklerini söylemişler. Ama imhası filme alınan, parçaları herkese teşhir edilen Buda heykellerinin tersine, gazetecilerin taleplerine rağmen müzedeki heykellerden geriye kalan tek bir parça gösterilmemiş. Kâbil rejimiyle savaş halinde olan Birleşik Cephe paraya sıkışan Taliban'ın bu 40 heykeli gizlice Batı'daki özel koleksiyonculara sattığını; bu hırsızlığı örtbas etmek için de Buda heykellerini imha ettiğini söylüyor.
İkinci haber İngiltere'den.
Kimi 'tipler' vardır, nereli olduğunuzu öğrenir öğrenmez ülkenizle ilgili herhangi bir şeyden hesap soran. Almansanız, bir punduna getirip size, Hitler'in yaptıklarını hatırlatır; Amerikalıysanız, ekolojik dengelerin altüst edilmesinden CIA'nın gizli hesaplarına kadar bir yığın şeyden sorumlu tutulursunuz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde kendisiyle ilgili neredeyse her davada suçlu bulunup hababam tazminat ödemeye mahkûm olan Türkiye'den gelenlerin de ne tür suçlamalarla karşılaşacaklarını kestirmek oldukça kolay. Ama hiç beklenmedik durumlar da olmuyor değil.
Birkaç yıl önce İngiliz basınında sürekli işlenen bir haberle öyle bir kamuoyu yaratıldı ki, hiç alışmadığım türden bir ithamla karşılaştım. Dünyanın belki de en hayvansever ülkesi olduklarını iddia eden İngilizler, İstanbul sokaklarında oynatılan ayıların, çektiği ıstırabın hesabını soruyordu Türklerden.
Bugünlerde şap hastalığı nedeniyle İngiltere'de inek, koyun, domuz ve aralarında lama bile bulunan bir milyona yakın hayvanın çeşit çeşit silahlarla öldürülmesinin birinci ayı doldu.
Kırsal kesim leşleri çürümeye terk edilmiş hayvanlarla dolu. Gecelerse yakılan hayvanlardan çıkan ateşle alev alev. Ama kamuoyu, hükümetin hayvanların öldürülüp ortadan kaldırılmasındaki olağanüstü beceriksizliğini eleştirmek dışında, hastalıktır ne yapalım deyip katliamı 'doğal' karşılıyor. Oysa uzmanlardan öğrendiklerimize göre aşılama kampanyasıyla bu çapta bir salgın ve katliam önlenebilirmiş. Ama aşılamayla birlikte İngiltere resmen 'hastalıklı ülke' statüsüne konulacak. Et ihracatı duracak, fiyatlar düşecek. Hayvanseverliği uygarlığın bir ölçüsü olarak gösteren İngiltere'de, bir milyar sterlin uğruna, bir milyona yakın hayvan katledilmekte. Bu yazının yazıldığı tarihteyse sokaktaki insan, katliamın gerçek nedenini hâlâ bilmiyordu.
Üçüncü perde arkasındaki gerçek gene İngiltere'den.
Charles Darwin üzerinde 20 yıl çalıştığı 'Türlerin Kökeni' adlı eserini ancak meslekdaşı Alfred Wallace'in aynı fikri içeren bir mektubu üzerine harekete geçip yayımlamış. Bu arada kitap basılmadan önce insanın maymundan 'türediği' teorisi toplumun seçkinleri arasında kulaktan kulağa yayılmaya başlamış. Teoriyi dehşetle karşılayan aristokrat bir dindar, "Aman" demiş arkadaşına, "umarım doğru değildir. Ama gerçekten öyleyse halktan gizli tutmalıyız."
Günün birinde dünya beklenmedik bir şekilde yok olma durumuyla karşı karşıya kalırsa, bu 'perde arkasındaki gerçek' de bizlerden gizli tutulmak istenir mi bilemiyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.