![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Karadeniz, Karadeniz Ege ve Akdeniz'e olan tutkumuz nedeniyle uzun yıllardır ihmal ettiğimiz Karadeniz'e artık farklı gözlerle bakıyoruz. Öyle görünüyor ki, önümüzdeki ayların ve yılların gündeminde Karadeniz hep baş sıralarda olacak.Yarın İstanbul'un Çırağan Sarayı'nda yapılacak bir törenle önemli bir anlaşma imzalanacak. 'Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR) Anlaşması' adı verilen bu anlaşma Karadeniz'de kıyısı olan altı ülkenin bazı konularda işbirliği yapmasını öngörüyor. Bu ülkeler Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan. Bu anlaşma, bazılarının sandığı ya da hayal ettiği gibi, Avrupa Birliği'ne alternatif bir gruplaşmanın müjdecisi değil. Sınırlı ve pratik hedefleri var. Eskiden farklı kamplarda bulunan ülkeler arasında askeri işbirliği yönünde mütevazı, ama önü açık bir adım oluşturuyor. Anlaşmada BLACKSEAFOR'un görevleri şöyle sıralanıyor: "Denizde arama ve kurtarma operasyonları, insani yardım operasyonları, mayın karşı önlemleri, çevre koruma operasyonları, iyi niyet ziyaretleri, taraflarca kararlaştırılan diğer görevler..." Bu yönde ilk adım, Oramiral Salim Dervişoğlu'nun Deniz Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde Türkiye tarafından atılmış. Türk Genelkurmayı projenin takipçisi olmuş. Birtakım iniş çıkışlardan sonra ve ABD'nin muhalefetine rağmen, adım adım imza aşamasına gelinmiş. Öyle görünüyor ki, anlaşma sayesinde Karadeniz daha güvenli bir deniz haline gelecek. Tabii, akla hemen şu soru geliyor. Tam Tengiz-Novorossisk boru hattının işlerlik kazandığı bir dönemde Rusya ile böyle bir anlaşma imzalamak çelişkili değil mi? Geçecek dev tankerlerle Türk boğazlarının her an patlayabilecek bir petrol borusu haline dönüştürülmesinin sorumlularından biri Rusya olduğuna göre, bu işbirliği adımı, Türkiye'nin yeni durumu onayladığı anlamına gelmez mi? Hele Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Viktor Kalujniy'in "Türkiye'nin Boğazlar'daki trafiği kısıtlama gibi bir hakkı yoktur," diyerek meydan okuduğu bir dönemde. Merak ediyorum: Bu anlaşmayı Türkiye adına imzalayacak olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem, birçok kez söylediği cümleyi, yani "Boğazlarımızın bir petrol boru hattı haline dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz" cümlesini burada da tekrar edebilecek mi? Yoksa şimdiye kadar söylediklerinin boş laflar olduğu mu ortaya çıkacak? Tanker trafiğinin başlayacağı temmuz ayına kadar nelerin yapılması düşünülüyor? Türkiye kendi güvenliği, İstanbul'un esenliği, Marmara'nın yok olmaması için neler yapacak? Yarınki imza töreni Türkiye'nin bu yaşamsal konudaki görüşlerinin açıklanması için uygun bir forum oluşturacak. Her şeyin, felaket senaryolarının, net ve açık olarak masanın üstüne konması gerek. Yoksa yarın çok geç olacak! Bakalım Türkiye fırsatı değerlendirecek mi? BLACKSEAFOR bir tanker kazasının ardından yapılabilecekler açısından umut verici bir adım. Ancak, daha önemli şeyler var: Felakete yol açacak bir tanker kazasından önce yapılması gerekenler...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||