![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Acıklı bir savaş öyküsü ismet.berkan@radikal.com.trJared Diamond'un 'Silahlar, Mikroplar ve Çelik: İnsan Topluluklarının Kaderi' adlı kitabından aktarmaya devam ediyorum. Bu öykü, ilk okuduğumda beni çok çarptı. Bakalım aynı etkiyi sizde de bırakacak mı? Tarih 16 Kasım 1532. Yer, Peru dağlarındaki Cajamarca kenti. İnka İmparatoru Atahuallpa, etrafında 80 bin kişilik ordusuyla bu kentte. Ve o gün, İspanyol 'fatih' Francisco Pizarro, etrafındaki 168 askerle birlikte kente giriyor. İnkalar, Güney Amerika'nın en ileri uygarlığı. İmparator Atahuallpa genç ve güçlü bir hükümdar. Buna karşılık Pizarro'nun adamları en yakın İspanyol birliğinden 1500 kilometre uzakta, yardımsız ve yorgun. Ama Pizarro ile Atahuallpa karşılaştıktan sadece beş dakika sonra 80 bin askerlik ordusu olan İnka İmparatoru yakalanmış, bu zengin ve güçlü İnka İmparatorluğu bu yakalamadan itibaren İspanyolların hâkimiyetine girmiş durumda. Nasıl oluyor da oluyor? Neden İnka İmparatoru Atahuallpa'nın adamları gidip İspanya'ya Kral 1. Charles'ı aynı şekilde yakalayamıyor da bunun tam tersi oluyor? Birinci ve basit neden, İnkaların imparatorlarını 'Güneş Tanrısı' olarak görmelerine ve o yakalandığı halde emirlerine uymalarında yatıyor. İmparator ölümle tehdit edildiği için adamlarına geri çekilmelerini emrediyor. Ama başka nedenler de var... 16 Kasım 1532 günü Cajamara'da olanları satır satır biliyoruz, çünkü yaşananlar bir İspanyol vakanüvis tarafından kaydedildi. O kayıtlardan 'savaş'ı biraz da özetleyerek izleyelim: Pizarro ve adamları kente yaklaştıklarında imparator ve ordusunu görüp korkuya kapılırlar. Çünkü bir savaştan dönmekte olan imparatorun ordusu çok kalabalıktır. Pizarro moral olsun diye ordunun 40 bin kişi olduğu tahmininde bulunur ama aslında aşağıda 80 bin İnkalı vardır. Pizarro ertesi gün imparatorun bir elçisiyle görüşür ve ona "Aşağıda imparatorla görüşmek istiyorum" der, talep kabul edilir. 168 İspanyol askeri ve Pizarro kente gelirler. Pizarro atlı ve tüfekli askerleriyle trampetçilerini görülmeyecek yerlere yerleştirir, az sayıda adamla meydana iner. Bu sırada imparator da tahtı revanıyla meydana gelir. Pizarro'nun yanındaki rahip Friar Vincente de Valverde, elinde İncil'le imparatorun yanına gider ve seslenir: 'Ben Tanrı'nın rahibiyim ve Hıristiyanlara tanrının işlerini sana şimdi öğretmek istediğim gibi öğretirim. Öğretmek istediğim şey, bu kitapta Tanrı'nın söyledikleridir.' Atahuallpa rahipten kitabı ister, rahip uzatır. Ama imparator kitabı nasıl açacağını bilemez. Bunun üstüne rahip yardımcı olmak ister ama imparator sinirlenir. Kitabı kendisi açar, sonra da parçalara bölüp yere fırlatır. Rahip koşa koşa Pizarro'ya döner ve bağırır: 'Koşun Hıristiyanlar, koşun. Tanrı'nın kitabını parçaladı ve yere attı.' Bu bağrış çağrıştan sonra Pizarro adamlarına işaret verir, bir anda tüfekler patlamaya, davullar çalmaya başlar. O sırada tepeden tırnağa zırhlı ve kılıçlı atlılar meydana girer. İnka askerleri donar kalır. Meydanda büyük bir panik vardır. Pizarro atıyla ilerler, imparatoru kolundan tutar ve çeker. Tahtırevanı taşıyanlar teker teker öldürülür, imparator rehin alınır. Her şey birkaç dakika içinde olup bitmiştir. 168 İspanyol'dan birinin bile burnu kanamamıştır. Bu arada koca İnka İmparatorluğu tarihe gömülmüştür. Haftaya devam edelim. Başka neler olmuş?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||