![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Derviş tecrübesiz, siyasiler tecrübeli Kemal Derviş'in değiştirilmesi gereken yasaların yenilenmesi için (15 Nisan gibi) somut bir tarihi vermesi yanlış olmuş. Bu, siyasi-bürokratik aparat içinden söyleyenler çıkıyor ve basın da yansıtıyor. Aslında Kemal Derviş'ten ve onun temsil ettiği şeylerden hiç hazzetmeyenler var. Şu sıra bir yandan krizin ürkütücülüğü yaşandığı, bir yandan da çok sayıda insan Derviş'i gerçekten bu zorlukların üstesinden gelebilecek kişi olarak görmek istediği için, bu kesim sesini fazla yükseltmiyor; küçük imalarla, küçük şüpheler belirterek, hazırlık yapıyorlar. Koşullar istedikleri biçimde gelişirse, daha önce de söylediğim gibi, Derviş'i linç etmek üzere harekete geçerler.Öte yandan IMF'nin yetkilisi de hem 'görmeden vaadde bulunamayız,' yollu bazı olumsuz şeyler söyledi; hem de 'On beş günde, on beş kanun çıksın demedik' diyerek o kapıyı açık bıraktı. Bu emperyalistlerin de ne dediği anlaşılmıyor. Değiştirilmesi 'gerekli' denilen bu 15 yasanın değişmesi gerekliliği daha yeni mi anlaşıldı, bunu merak ediyorum. Böyle olduğunu da hiç sanmıyorum. Zaten, söz konusu taslakların vb. nerede, ne aşamada olduğunu basın araştırıp yazmıştı. O haberlerden, bunlarla ilgili bir hareketin (bir zamanlar) başlamış olduğu, ama ortada sonuçlanmış herhangi bir şey olmadığı anlaşılıyordu. Böyle olması gerekir zaten. Çünkü herhalde Kemal Derviş Amerika'ya yola çıktığının sabahı karar vermedi bunların '15 gün içinde' değişmesi gerektiğine. Bunlar herhalde, Türkiye'nin kendi ağzıyla 'Yapmak istiyorum, yapacağım' dediği yapısal değişimin, dönüşümün gerektirdiği onlarca yasa ve mevzuat değişikliği arasında daha acil görünen 15 tanesiydi. Doğrusu, bunların tek tek 'kariyerini' filan incelemiş değilim, ama mantık böyle olmasını gerektiriyor. Bir dünya ekonomisi içindeyiz, onun kurumlarıyla muhatabız, dolayısıyla bu çerçevede bu yapısal dönüşümün gereklerini yerine getirmeliyiz. Öte yandan Avrupa Birliği ile gene kendi ağzımızla ilan ettiğimiz bir ilişki var: oraya katılmak istiyoruz. Bu da aynı türden bir ekonomi demek. Dolayısıyla söz konusu yasalar üstünde çalışma daha dün başlamış olamaz. Onun için de, 'Kemal Derviş 15 Nisan diye tarih belirtti. Yanlış oldu. Ne yapsın, çocuk tecrübesiz,' yollu geyik muhabbetlerinin fazla anlamı yok. Bunların şimdiye kadar zaten gerçekleşmesi gerekirdi. Uzun süredir yakamızda olan krizde, bunların bir türlü yapılmamasının payı var. Şimdi '15 gün' diye kulağa dramatik gelen sürelerden söz ediliyorsa, onun nedeni de bu gecikme. Evet, bu işlerin ortasında IMF'nin adamı 'Biz böyle tarih koymadık,' derken doğru söylüyor. Onları ilgilendiren bu işlerin şu kesin tarihte yapılmasından çok, Türkiye'nin bunları yapma konusunda inandırıcı bir irade göstermesi. Ama ortada böyle bir irade yok. Sonunda gene '15 yasa' diye vülgarize edilen şu 'ekonomik' değişimin yanı sıra, 'Ulusal Program' diye ortaya çıkarmayı başardığımız öncelikle 'politik' değişim programında da durum aynı durum. 'Şunları, şunları değiştirin. Değiştirmezseniz olmaz,' diyen bir dünya! Buna itiraz etmeyen bir Türkiye! Türkiye itiraz etmiyor, çünkü bu işlerin içinde olan yetkililer Türkiye'nin talep ettiği şeyi alması için istenen o değişiklikleri yapması gerektiğini herkesten iyi biliyorlar. Bu noktada işe Rufailer karışıyor. Türkiye itiraz etmediği, tersine taahhüt ettiği şeyleri yapmamak üzere inanılmaz tavsatma, geciktirme taktikleri geliştiriyor. Yerli yabancı herkes, 'Ulusal Program' metnini çok başarılı buldu. Neden? 'Evet' der gibi görünüp demeyen, 'hayır' der gibi görünmeyip vaadde bulunmayan, bir oyalama şaheseri olduğu için. Bu da tabii metni yazanların niyeti değil: durumun gerçekçi değerlendirmesinin onlara dayattığı zorunlu üslup. Türkiye'nin muhtaç olduğu başarı, yapısal dönüşümü gerçekleştirme başarısı mı, oyalama başarısı mı?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||