![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Festivalin ustaları Uluslararası İstanbul Film Festivali geldi kapıya dayandı. 20. yılında açılışını, ustalardan İspanyol Ventura Pons'un filmi 'Anita Treni Kaçırmadı' ile yapacak. Film sayısı 180'i aşan bir festival, eleştirmenlere de daha bir işlev kazandırıyor sanki. Şaka bir yana, bunca film içinden seçim yapmak cidden zor iş. Ama gene de, iki taksitte, bir şeyler yapmak mümkün olur belki. Bir not: İktisat maksadıyla, sadece Türkçe adları yazıyorum.Festivalin ustalarından Bernardo Bertolucci, beş filmiyle karşımızda olacak. Erotizmi ticari film arenasına sokan 'Paris'te Son Tango'nun genç-yaşlı herkesin ilgisini çekeceğini sanıyoruz. Ne var ki, öbür filmleri de en az onun kadar ilgi çekici. Ben özellikle, mütevazı listeler yapanlara; onun bütün favori temalarını içeren 'Örümceğin Stratejisi'ni tavsiye ederim. Bu bölüm size tanımadığınız bir Bertolucci sunuyor. Ne son dönemin küçük dokunaklı filmlerinin, ne de o büyük epiklerin yönetmeni. Bu Bertolucci'yi daha çok seveceksiniz ya da bizim gibi özlediniz. Bir başka İtalyan, Marcello da geniş bir seçkiyle festivalde. Sevenleri onu ihmal etmez, ayrıca mutlaka görmediğiniz bir filmi vardır. Ben özellikle, görene görmeyene, 'Acı Aşk' (Il bell' Antonio, 1960) tavsiye etmek isterim. Mauro Bolognini'nin filminin özgün adı Güzel Marcello'ya çok uyduğu için yazmamaya kıyamadım. Görmeyen varsa, kendinden çok uzak bir tipi oynadığı 'Özel Bir Gün' de (1977) özel bir filmdir. Buna karşılık, gene Ettore Scola'nın 'Saat Kaç?'ını unutun. Yapımcı-Kulüp Başkanı Cechi Gori, Fatih Terim Fiorentina'dan ayrılınca filmini bir faksla festivalden çekti. Ventura Pons, bir retrospektifi sırasında 'Çağdaş İspanyol sinemasının öncü ışıklarından biri' olarak lanse edilmişti. Tiyatro kökenli, karakterler ve oyuncular konusunda özellikle yetkin yönetmenin tek bir filmini görecekseniz, 'Ölmek (veya Ölmemek)'i tavsiye edebiliriz. Belki 'Rashomon'u andıran bir yapıya sahip 'Oyuncular'ı da. Tavenier'ye gelince, buradaki filmlerinin çoğunu seviyorum ('Şölen Başlasın'ı görmedim) ama gene de favorim 'Sil Baştan'. Buna karşılık, her kendini bilen cazseverin başrolünde Dexter Gordon'un oynadığı Lester Young / Bud Powell hatırası 'Geceyarısına Doğru'yu göreceğinden eminim. Corman ise bir başka konu: Meraklıları zaten dört filmine de gider. Bir tane seçeceksiniz, belki de 'Küçük Korku Dükkânı.' Gelelim diğerlerine. Sahiden sıra dışı bir belgeselci olan Errol Morris'i (İnce Mavi Çizgi) halisane tavsiye ederim, hiç değilse bir 'program'ını görün. Michael Haneke, bu festivalde benim favorim. 'Ölümcül Oyunlar'ı görüp sevenler, dört filmine de gidecektir zaten. İlle de tercih yapmak gerekirse, 'Benny'nin Videosu'. Japon sinemasının yeni yıldızı Takashi Miike'den ise belki en tipik olarak 'Ölü ya da Diri'yi tavsiye edebilirim. Son ustamız ise genç Fatih Akın. İki filminden birini görün, pişman olmazsınız. Bütün bunların arasından bir üç seçmek gerekirse, benim için, 'Sil Baştan', 'Benny'nin Videosu' ve 'Örümceğin Stratejisi'. Haftaya modernleşiriz... vinny@turk.net
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||