Mahkemeler yeni umut kapısı fozkan@radikal.com.tr Halk Bankası'ndan kredi kullanan bir firma faizinin 'ödenemeyecek' kadar yükseltilmesi üzerine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne dava açıyor. Mahkeme de kredi kullanan kuruluşun sorumlu tutulduğu kredilere yüzde 55'in üzerinde faiz uygulanmaması için ihtiyati tedbir kararı alıyor.
Ankara'daki bu davanın hemen ardından Elazığ'daki bir esnaf da yine Halk Bankası aleyhine ihtiyati tedbir talebiyle açtığı davayı kazanıyor.
Bu iki örnek üzerine Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan kriz sonrası yüzde 500 hatta kimi bankalarda yüzde 1000-2000'e yükseltilen faiz kıskacına karşı mücadeleye başladı. Son iki gündür Ankara Sanayi Odası'nın hukukçuları iki işadamının kazandığı davanın emsal olabilmesi için mahkemeye başvuracaklara dava dilekçesi hazırlıyor.
Başkan Zafer Çağlayan, bu yeni umut kapısının gündeme gelmesiyle birlikte Türkiye'nin dört bir tarafından odaya telefonlar yağdığını söylüyor.
Zafer Çağlayan mahkeme sürecinin bir umut olmakla birlikte kesin çözüm olmadığını vurgulayor ve şunları söylüyor:
"İhtiyati tedbir kararı örneğinden hareketle herkes mahkemelere başvuruda bulunarak, kendilerine uygulanmak istenen yüksek faize itiraz edip, mahkemelerden ihtiyati terbir kararı verilmesini isteyebilir.
Ancak ihtiyati terbir kararı davayı sona erdiren kesin bir karar değildir ve bu karar tarihinden itibaren 10 gün içinde esas davanın açılması ve mahkemeden esasa ilişkin kararın alınmasıyla hak kesinleşmiş olacaktır. Bu arada mahkemelerin ihtiyati tedbir kararına uymama gibi bir ihtimal de mevcuttur."
Ankara Sanayi Odası faiz mağdurlarına her türlü hukuki danışmanlığı vermek, dava dilekçelerini hazırlamak üzere hukukçularını görevlendirmiş.
Zafer Çağlayan diyor ki, "Nasreddin Hoca'nın göle maya çalması gibi. Ya tutarsa umuduyla biz harekete geçtik."Bir Ziraat'lının mektubu Piyasalardaki yangından, sokaktaki eylemden önümüzü göremez olduk. Oysa geçtiğimiz günlerde Süper bakanımız Kemal Derviş'in 'kararlı tutumuyla' Ziraat Bankası yönetimi emin ellere teslim edildi.
Bankanın yeni yönetim kurulu üyeliğine seçilen Özcan Atalay'ın üç yıl önce yazdığı bir raporu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Özcan Atalay o günlerde Emlak Bankası Yönetim Kurulu üyesiydi. Bugün bankacılık yapması yasaklanan, genel müdürlüğü dönemindeki 'icraatları' yüzünden Emlak Bankası'nın peş peşe dava açtığı Erdin Arı ve dönemindeki usulsüzlükleri yazdığı raporla gayet açık bir dille gündeme getiriyor. Ne var ki yazdıkları, ciddiye alınıp, inceleneceğine Özcan Atalay'ı koltuğundan etmişti.
Özcan Atalay raporunda yönetim kurulunun, genel müdür ve yardımcıları ile bağlı birimlerinin çalışmalarını inceleme ve denetleme hakkının elinden alındığını savunuyor. Dahası Emlak Bankası'nın mali istihbarat raporları incelenmeden kredi vermesinden yakınıyor ve şu cümleleriyle usulsüzlükleri zapta geçirmiş oluyor:
"Bazı kredilerin yönetim kurulu toplantısından sonra, telefon zinciri kurularak, geçmiş gün ve gündemine eklenerek, çıkarıldığı bilinmektedir.
Bir yanda inceleme ve bilgilenme kısıtlaması getirilirken, öte yanda her şeye olumlu katılım beklemek eşyanın tabiatına aykırıdır."
Özcan Atalay'ın haykırdığı usulsüzlüklere üç yıl önce kulak tıkanmıştı. Ancak bugün kamu bankalarında yapılan usulsüzlüklerin peşine düşebilecek aktif bir görevde. Belki sadece usulsüzlükleri yapanların değil, kulağını tıkayanlara da hesap sorulur. Bir umut hepimiz için... Yangından mal kaçıranlar Başbakanlık 'Tasarruf Genelgesi' yayımlıyor, tüm kamu kuruluşlarına gönderiyor.
Güya herkes kendi üzerine düşeni yapacak, hesapsız harcamalardan, devlet bütçesinden krallar gibi yaşamaktan vazgeçecek.
Bir kamu bankası geçen hafta 10 tane Opel Omega otomobil satın alıyor. Tanesi 35 milyar liradan 10 tane yeni makam otomobili daha.
Bu kamu bankası bir işadamının yurtdışındaki işleri bozulunca, hızır gibi yetişir, işadamını krizden kurtarır. Bir başka işadamı batmak üzeredir, banka hiç vakit kaybetmeden turistik tesisini satın alır... Sonra da kalkar 'bakım ve onarım masrafı' adı altında üç kuruş maaşa talim eden emeklilerin 5 milyon liralarına el koyar. Türkiye makam otomobili saltanatı yaşayan ender ülkelerden.
Kamuya ait makam otomobili sayısı Türkiye'de 125 bin...
Almanya'da 14 bin, Japonya'da 10 bin, İngiltere'de 12 bin...
Esnaf istediği kadar yürüsün, işsiz ordusu büyüsün. Hepimiz 'Yarın ne olacağız?'ın korkusunu yaşayalım. Kimsenin yıllardır sürdürdükleri saltanattan kolay kolay vazgeçeceği yok.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|