Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Nisan 2001

Bir yenilik: esnaf ve polis

hdevrim@hurriyet.com.tr
Hayır, ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr, demek gelmiyor içimden.
Sokakların, meydanların gösteri amacıyla işgal edilmesi bilmediğimiz hal değil. Gösterilere katılanları yadırgadık biraz. Öğrencilere alışmışız biz bu rolde, işçilere ve memurlara...
Caddeleri doldurup taşan esnafı görünce, ilk aklımıza gelen "Bunları bir kışkırtan mı var?" suali oldu. İçişleri Bakanı bir "illegal örgütler" lafı etti, ama Tantan'ın laf terazisinde bir ayarsızlık var son zamanlarda diye zahir, pek üzerinde duran olmadı.
Esnaf, ülke sathında hareketli, biraz gündemde kalacağa benziyor. Cüneyt Ülsever'in onu tarife davranması iyi olmuş (Hürriyet, 7 nisan). Vecizemsi cümleler seçerek özetlemeye çalışayım.
  • "Biz bakkalda peynire tüketilecek gıda maddesi olarak bakarız. Halbuki peynir esnaf açısından sermaye'dir".
  • "Tüketim malı haline dönüşmüş sermaye çok büyük riskler taşır".
  • "Uzlaşma'yı en iyi esnaf bilir. O her türlü insanla görüşür, ancak hırlıyla da hırsızla da anlaşmak zorundadır".
  • "Esnafın örgütsel ağı çok zayıf, etki alanı'ysa çok geniş'tir".
  • "Anadolu insanı siyasî kararlarının oluşmasında, toptan mal aldığı Eminönü esnafı'ndan çok etkilenir".
  • "Esnaf ekonominin aynası'dır. O kazanmıyorsa, işçi, köylü, memur eve mal götüremiyor demektir".
  • "Siyasetçi ortadireği karşısına alamaz. Esnafı küstüren iktidar olamaz, iktidardaysa orada duramaz".
    Görüyorsunuz ki, söz konusu olan, üzerinde önemle durup düşünmemiz gereken bir zümredir.
    *   *   *

    Dün Kayseri'de yürüyüşe geçen esnaf bir noktada tereddüte düştü: Cumhuriyet Meydanı'na gidelim diyenler ile Fuar yerine gidelim diyenler ayrıldı ve telaşa düşme sırası polise geldi.
    Benzer bir durum Londra'da söz konusu oldu vaktiyle. Hyde Park'tan çıkan mitingcilerden bir kısmı Parlamento'yu, diğer bir kısmı BBC merkezini bombalamaktan yanaydı.
    Kavşak noktasına varılınca, kalabalığın önünde yürüyen polis durdu, yüzünü kalabalığa döndü ve seslendi:

       - Centilmenler! Parlamento'yu bombalayacak olanlar arkadaşımı takip etsin! BBC'yi bombalayacaklar, benimle gelsin!
    Böylece devam ettiler.
    Biz esnafı daha iyi tanımaya çalışırken, polis de boş durmasın demek istiyorum.

    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Abdullah Tavmen)

  • Belgesel kanallarındaki yanlışları yazdınız. Ekleyeceklerim var.
Discovery Channel'da Kleopatra konulu bir belgesel. İsis İngilizce söyleniyor Aysis, diye. Kutsal Apis öküzü Eypis oluyor.
Dahası var: "sancak gemisi"ni hiç işitmemiş biri "bayrak gemisi" diyor. "VİP salonu" diye bellediğimiz yerin adı da giderek "vi ay pi salonu" oldu farkındaysanız. Miami oldu "Mayami", Vaşington'u "Uaşingtın"telaffuz etmeye başladık.
- Evet, yabancı kelimeler almamız yetmezmiş gibi, moda olan yabancı dil değiştikçe kelimelerin ve adların telaffuzunu da yeniden öğrenmemiz gerekiyor.

Bolu'da 2 095 İzzet daha...
Yaşarken yeterince teşekkür edildi mi İzzet Baysal'a? Bolululara sormalıyız.
Rahmetlinin hayır işleri saymakla bitecek gibi değil. Adıyla anılan Üniversite yanında, bir de İzzet Baysal Doğum ve Çocuk Hastanesi varmış.
"İki buçuk yılda 2 095 İzzet doğdu" başlıklı haberi görünce duygulandım (Hürriyet, 7 nisan). Bu sürede Hastane'de 4 162 erkek bebek doğmuş ve 2 095'ine İzzet adı verilmiş; her iki erkek çocuktan biri demektir bu. Bolulular hatır sayar, kıymet bilir insanlarmış, diye düşündüm. Yakında Bolu ilkokullarında ne çok İzzet olacak, diye hayallere daldım. Öğretmenler birbirinden ayırmakta sıkıntı çekecek.
Boşuna endişelenmişim. Başhekim Güner Yücel'in dediğine göre, işin aslı şuymuş:
-"Çocuklarına İzzet adı verenler oluyor. Ama biz, doğan her erkek çocuğun göbeğini "İzzet" diye kesiyoruz. İsteyen Can İzzet, Emre İzzet, Cem İzzet diye adı tamamlıyor.

TELAYNAK Alev Alatlı
Ekranda görünce aklıma geldi sormak:
- Alev Alatlı nerelerde, neyle meşgul, niye ses vermiyor, diye.
Okurlarındanım. Nuke Türkiye, Valla Kurda Yedirdin Beni, Orda Kimse Var mı? adlı romanları var hatırımda.
Yazdıklarından çok, yazar tavrını hatırlıyorum; ve herkese benzememe azmini...
Tarih, Tekerrür ve Ekonomik Krizler adlı bir program. İnsanın içini sıkacak kadar loş bir dekorda (salonda), yakın planda görüntülenen makyajsız yüzüyle Alatlı, bize bir şeyler anlatıyor.
Attilâ İlhan'ın Zaman İçinde Bin Yolculuk konuşmalarına benzer, "tek kişilik sohbet" türünde bir program düşünmüşler.
Durup dinledim. Konu 1929 Krizi. Rahat dinlenir, anlaşılır bir metni, Alatlı tane tane söylüyor; dekorun korku filmi havasına ters düşmeden, günbegün ekim 1929 Amerikası'nda olanları anlatıyor.
Bilir misiniz, Alev Alatlı Tokyo'da, ODTÜ'de, ABD'de iktisat ve felsefe öğrenimi görmüş, iki yıl da DPT'de çalışmış bir ekonomi uzmanıdır.
Cuma akşamları 22.40'ta, TRT 1'de. Konuşma metninin tamamını internet'te de (alevalatli.com) bulabilirsiniz.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.