![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Gençler ve yarınlar Bazı konuların zamanının geldiğini aldığınız tepkiden anlarsınız. Perşembe günü burada yayımlanan, 'Gençliğe Umut Yaraşır' başlıklı yazımın bu kategori içinde olduğu anlaşılıyor. Açık bir sinire dokunmuş gibi, hemen çeşitli tepkiler aldım.O yazımda gençlerin umutsuzluğuna üzüldüğümü yazmıştım. Özellikle son krizden sonra birçoğunun yabancı bir ülkeye kapağı atma düşleriyle yaşamalarının hüzün verici olduğunu belirtip, onların 'düşlerinin mekânı'nın da bu topraklar olması gerektiğini vurgulamıştım. Elbette onları suçlamıyordum: İçinde yetiştirildikleri 'bireyci' düşünce ortamı onları büyük projelerden soğutmuştu. 'Kişisel çıkar' çemberinin ötesindeki idealler onları fazla ilgilendirmiyordu. Oysa, 'şimdi'yi değiştirmek isteği ve 'yarın'ı sahiplenme sorumluluğu gençliğin tanımlayıcı özellikleri arasında sayılıyordu. Aldığım mesajlar, bugün ülkeyi terk etmek için fırsat bekleyen, buradan umudunu kesmiş gençlerin her şeyden önce 12 Eylül kurbanları olduğunu ortaya koydu. 12 Eylül darbesinin yüz binleri hapislere atan gaddarlığının ardından gelen Özalizm dönemi bu kuşağın gençlik umutlarının üzerine adeta kezzap dökmüştü. "Bizi gerçekten ideolojilerin bittiğine inandırdılar," diye yazıyordu biri. "Siyasetten korkmamız öğretildi bize. Örgüt sözcüğünü hep yasadışı sözcüğüyle yan yana gördük. Ürktük, korktuk. Ebeveynimiz de 'sakın ha' dediler. Zaten devlet gençliğin örgütlenmemesi için elinden geleni yaptı. Büyük ideallerden koparıldık. Yapayalnız olduğumuz öğretildi." Hayatta, köşeyi dönmek ve gününü gün etmekten başka amaç olmadığı öğretilen genç insanların, köşeler kapılıp günler kararınca kaçıp gitmek istemesinde şaşılacak bir yan yok aslında. 12 Eylül'ün yaralarını aile boyu yaşayanlar da var. Genç bir okurum şöyle yazmış: "Üniversiteden mezun olalı 12 yıl oldu. Altı yıldır işsizim. Çünkü fişliyim. Üniversite yıllarımda YÖK'e karşı bir eyleme katılmıştım. Ne zaman iş bulsam birileri arkamdan gelip çıkarılmamı sağlıyor. Adeta bana bu ülkede yerim olmadığını söylüyorlar. Beş kardeşiz, dördümüz işsiz. Siz umut tacirliğine devam edin. Biz topluca Kanada'ya göç ediyoruz. Gözümüz geride kalmayacak. Oralarda diaspora oluşturup Türkiye'ye hizmet etmeye de niyetimiz yok. Öfkemiz bizimle birlikte gelecek!" Küstürülmüş insanlar... Zehir zıkkım satırlar... Küstürülmüş o kadar çok insan var ki ülkemizde. Etnik nedenle, dinsel nedenle, cinsel nedenle, ideolojik nedenle, haksızlıkla, işkenceyle, acımasızlıkla küstürülmüş milyonlar. Çoğu genç insanlar... Birisi, adeta yüksekokullarda okuduğuna pişman: "Ailelerimiz bizleri okutmak için geleceğe yatırım yaptıkları düşüncesiyle milyarlar harcadılar. Ama biz işsiziz. Yani o yatırım da geri dönmedi," diye yazıyor. Böyle nice mesajlar var. Yabancısı değilsiniz. Ama yeter. Önce ülkenin üzerine kara bir kefen gibi çökmüş olan bu negatif elektrikle yüklü bulutu kaldırmamız gerekiyor. Ondan sonra geniş çaplı bir onarıma ihtiyaç olacak. Küstürülmüşlerin kazanılması, ülke potansiyelinin harekete geçirilmesi, 'Çalışan kazanır' denkleminin yeniden kurulması... Birkaç yıl sonra, füze gibi yükselen bir ülke olur Türkiye. Buna inanıyorum. Bakın, başı bir süredir beladan kurtulmayan İngiltere'den de karamsar sesler geliyor. Biz aslında onlardan şanslıyız: Onlarınki, bir çeşit ihtiyarlık depresyonu, bizimkisi ise olsa olsa bir gençlik nevrastenisi! Geçer gider...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||