Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Nisan 2001

Dibe vurduk mu, yoksa hâlâ düşüyor muyuz?

myetkin@radikal.com.tr
Başlığı Teoman'ın şarkı sözlerinden ödünç aldım. Çünkü dün Türkiye'de olan bitenleri şöyle bir masamın üzerine dökmeye çalıştığımda bu şarkı sözlerini anımsadığımı fark ettim.
Anımsadığım bir şey daha oldu: 1992 Şubat'ı nda basılan 'Ateş Hattında Aktif Politika' kitabında yer verdiğim bir kesitti bu. Aynen aktarıyorum:
"Sovyetler'de bütün yönetim mekanizmasının çökmüş olduğu saptamasını ilk kez 15 Ocak 1991 günü (körfez Savaşı'nı başlatan müttefik harekâtından bir gün önce) İsrail Dışişleri yaptı: Sovyet Dışişleri, ABD'ye Irak'a silahlı müdahalede bulunmama çağrısı yapıyordu.
Üst düzey bir İsrail kaynağı o günü şöyle anlatıyor: Sovyetler'in o güne dek olacağı belli olan bir şeye olmasın dediği görülmemişti. Bir süper güç, hiçbir zaman, artık geri dönüş olmayan noktada müdahale ederek kendini ezdirmezdi. Irak'ın meydan okuması ve ABD'nin hazırlıkları ortadaydı. Açıklamanın devlet kademeleri arasından bir koordinasyon olmadan yapıldığı belliydi. Amerikalı dostlarımıza aktardık. Fikrimize katıldılar. Sovyet yönetimi çözülmüştü.''
16 Ocak sabahı ABD uçakları Bağdat'ı vurmaya başladı. Moskova Bağdat'a hiçbir yardımda bulunamadı, tehdidini yutmak zorunda kaldı. SSCB, Gorbaçov'u istifaya zorlayan ağustos darbesi ardından 21 Aralık 1991'de Almaata Anlaşması'yla resmen ortadan kalktı.
Anlaşıldığı üzere, İsrail Dışişleri, Sovyetler'in çözüldüğü teşhisini, devlet kademeleri arasındaki kopukluğun ülke siyasetini etkiler noktaya gelmesine dayandırmış.
Bu size, Hazine Bakanı Kemal Derviş'in Türk Dışişleri'ne haber vermeden Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'yla görüşmesi olayını çağrıştırıyor mu? Ya da daha önce herkes onu Frankfurt'a gidecek zannederken, Ankara'daki Fransız Büyükelçisi Bernard Garcia aracılığıyla yine ne Dışişleri'ne, ne de Maliye'ye haber vermeden Fransız Maliye Bakanı Laurent Fabius'la görüşmeye Paris'e gitmesini?

Devlet kademelerinde kopukluk
Peki, aynı Derviş değil miydi Ankara'ya adım atar atmaz "Ekonomi yönetiminde koordinasyon yok, önce bu koordinasyonu kurmamız gerekir" diyen? Kendisi değil mi geçen hafta işadamlarına "Her bakanlığın ayrı stratejisi olmaz" diye yakınan. Şimdi kendisine umutla bakan bu kadar insanın gözü önünde Ankara'nın suyunu çıkardığı alışkanlıklarını, hatalarını neden tekrarlıyor?
Dikkatsizliğinden mi? Belki.
"Benden para istiyorsunuz, bulmaya çalışıyorum, bürokrasi çıkarmayın" anlayışından mı? Olmaması lazım.
"Vatandaşın gücü, Başbakan'ın, Genelkurmay'ın, Dışişleri'nin desteği arkamda nasıl olsa"
diye düşündüğünden mi? Aman fazla güvenmesin.
Yoksa Derviş Ankara'nın kirlenmiş siyaset alışkanlıklarına kendisini çabuk mu kaptırdı?
Çünkü Ankara'da devlet kademeleri arasındaki kopukluk giderek ülkeyi daha çok etkiler hale geldi.

Üç parti değil, üç hükümet
19 Şubat'taki MGK toplantısında Sezer ve Ecevit ile yardımcıları Özkan ve Yılmaz arasında patlayan ve ülkenin ağır bunalıma sürüklenmesini tetikleyen kavga da aslında Cumhurbaşkanlığı ve hükümet arasındaki kopukluktan kaynaklandı.
Bir adım daha derine inersek, hükümetin de üç partili bir koalisyondan, giderek, üç hükümetli bir federasyona dönüşmekte olduğunu da görebiliriz.
Bir önceki ekonomi bakanı ülkeyi göz göre göre ekonomik krize taşıyor, MHP ve ANAP 'o DSP'nin bakanı' diye konuşmak istemiyor. (Şimdi Derviş'e bakışları da, Derviş DSP'li olmamasına karşın farklı değil). Jandarma, Enerji Bakanlığı'na operasyon çekiyor, bakan telefonlarının dinlendiğini ilan ediyor, DSP ve MHP 'o ANAP'ın bileceği iş' diyor. Ulaştırma Bakanı kendi başına ayrı bir hükümet politikası izliyor, Sağlık Bakanlığı'nda helikopter ihalesi skandalı, Tarım Bakanlığı'nda gübre skandalı patlıyor, DSP ve ANAP'ın ağzını bıçak açmıyor. Her parti, ortağının bir bakanına yönelteceği eleştirinin, kendi partisinden bir bakanı da düşüreceği endişesiyle susuyor: Ortağın hatasını görme, o da seninkini görmesin.
Bunun adı da koalisyon içi uyum oluyor.
Böylece uyum içinde ülkece bir duvara doğru hızla ilerliyoruz. Korkarım henüz dibe vurmadık, daha düşüyoruz. Bu günlerimizi de aramasak.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.