Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Nisan 2001

Turbo Baran ve annesi

Geçenlerde köşesinde Cüneyt Ülsever, tarımda Devlet Baba'nın (o müflis: o ağa/mafya/kollayıcı babamız) dağıttığı ulufelerin, pardon sübvansiyonların, çok üyük bir kısmının büyük toprak sahiplerine, yani 'Bağdat Caddesi Köylülerine' gittiğini yazıyordu. Diyelim Devlet Babamız'ın büyük bankası Ziraat'taki (bugünkü mahvımıza neden olan) kara delikler işte, bu mantıkötesi sübvansiyon sisteminin, sonucuydu. Bu yoksul milletin zavallı parası, büyük toprak sahiplerine dağıtılmaktaydı ki, Ülsever'in deyimiyle, "Bağdat Caddesi'nde Mercedes tokuştursunlar."
Bu nevi şahsına münhasır bir zenginlik ve yozluk sembolü olan caddede, hatırlarsınız çok meşhur bir trafik kazası yaşanmıştı. Kaza meşhur olmuştu; zira yıllarca çoluklarını çocuklarını trafik terörüne kurban veren ve bunu Kader/Kısmet/Yazgİ/Allah'ın dediği olur tevekkülüyle sineye çeken insan yığınlarının aksine, bir baba çıkmış ve konuşmuştu. Bu denli çok trafik kazası 'yaşanmasının' bir tesadüf olmadığını, olamayacağını haykırmış; mevcut sinek sıklet Trafik Yasamızı sorgulamış, her nevi vicdansız şahsiyetin sorumsuzluk alanı haline gelen caddelerimizde bağırların ha bire yanmaması için yapılabilecek hukuksal düzenlemelere işaret etmişti. Güzelim, lepiska saçlı canının canı kızını kaybetmişti Boray Uras. Konunun vahametine Büyük Ankara Kaygusuzları'nın dikkatini çekebilmek için, ayaklarını dağlamak pahasına burdan Ankara'ya kadar yürümüş, bir müddet için (zira hava cıvadır bizim 'gündemimiz') konuya dikkatleri çekmiş, yalnızca 'bir' bireyin ses getirme kapasitesinin dahi sandığımızın çok üstünde olabileceğine dair de bir sembol, olmuştu.
Kazada hayatlarını kaybeden iki sevgilinin Erdem ve Selin'in aileleri, adaleti alabildiğine ağır tecelli ettirmesiyle (ve nasıl ettirmesiyle!) meşhur T.C. mahkemelerinde haklarını arıyorlar hâlâ. Artık tutuksuz yargılanan ve bilirkişi raporlarıyla sekizde sekiz suçlu olduğu saptanan Baran Balcıoğlu'nun, Bağdat Caddesi'nin hız bağımlısı gençlik güruhunun arasındaki lakabıyla Turbo Baran'ın, bizzat bu dünyada, hak ettiği cezanın hiç olmazsa bir kısmını 'alabilmesi' için çırpınıyorlar.
Bu Baran Balcıoğlu, namı diğer Turbo Baran, başlı başına Yeni Şehirli Türk Tipi bir vaka. Zira hız bağımlılığı neticesinde, iki gencecik güzelim çocuğun hayatına mal olan bu ağır sorumsuzun bir de anası var ki, Allah verme gösterme. Baran'ın arkadaşlarıyla yapılan mülakatlarda, gerçek bir 'ana kuzusu' olduğunu, anneciğinin sözünden bir milim çıkmadığını vs. okumuştum. Bu hanım -Baran'ın annesi yani- mahkemelerin başladığı andan itibaren, tek kişilik bir terörist çetesi olarak, acılı ana babalara bağırıyor çağırıyor, tehditler savuruyor ve onlardan, çocuklarının canını; zibidiliği, sorumsuzluğu, tatminsizliği ve daha neler neler yüzünden almış bulunan oğlunu, rahat bırakmalarını, son derece edepsiz bir üslupla talep ediyor! Edebiliyor!
İşte hanımlar beyler ağırlıklı olarak Türkiye oldukiştebizburjuvazisinin, Yeni Şehirli T.C. halkının sorunu budur: Vicdansızlıktır. Sen oğlun gece yarıları sokakta her nevi kuralı ihlal ederek bir aşağı, bir yukarı vınlarken, "Oğlum, senin derdin nedir?" deme; çocuğunu denetleme, arabasıyla (artık eksik olan neresinin uzantısıysa) caddelerde başka insanların canı pahasına sergilediği manyaklıkların hesabını sorma, hiçbir şekilde terbiye etme, 'vicdan' gibi bir duygunun içinde gelişip serpilmesini sağlama; yani çocuğunu adam etme, sonra da... Sonra da, çocuğun artık nelerin eksikliği yüzünden caddelerde hız ve poz kesip, her nevi trafik kuralını hiçe sayarken, güzelim iki çocuğu öldürünce de hiçbir suçluluk, sorumluluk, vicdan azabı duyma. Yavrucuğuna da, "Bırakın yavrumu rahat" diye bağrış çığrış; hiçbir suçluluk duyurma -helal olsun!
Bu ahlaksızlık, bu vicdansızlık, ne köyün ahlak ve vicdan normlarına uyar, ne şehrin. Bu, bu ülkeye has Yeni Şehrin, ağır vicdansızlığının, ahlak yoksunluğunun, sorumsuzluğunun heykeli dikilesi bir örneğidir.
Daha önceki mahkemelerde Sedat Peker'in adını vererek acılı ana babaları tehdit etti Turbo Baran'ın annesi. Son mahkemeye Hasan Bora'yla geldi, korkutmak için milleti. Biricik katil kuzusunu, Hasan Bora'nın adamlarıyla arka kapıdan çıkardı. Göstere göstere.
İşte bu her köşemize, Turbo Baran'ların anasının danasının yüreğine sinmiş ağır mafyozolaşma...
Haksız olanın, cana kıyanın, edepsizce bağrı yananı tehdit etmesi... Bırakın o anaların babaların ayaklarına kapanarak, çocuğu adına özür dilemeyi... Onları korkutmak için minör ve majör mafyalardan yardım dilenmesi, alması ve aklınca kullanması... Bu toplum mafyalaşmış bir toplumdur. Bu ana da, mafyanın, mafyalaşmanın hakiki ve edepsiz bir parçasıdır.
Ömer Faruk Öztürk'ü öldürüp kaçan Mercedes Ayısı'ndan ne haber peki? Türk polisi uyuyor mu? Yoksa Kurtuluş gazetesi satmaya çalışan varoş çocuklarını 'temizlemekle' mi meşgul? Mafyalaşmak cümleten, suçun ince ve sık dokusu... Daha kötüsü NE peki? Var mı daha kötüsü?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.