Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
8 Nisan 2001

Psikiyatrist Hülya hanım

Türk TV kanallarının birisinde, 'Eleni' şarkısıyla tanıdığınız Anna Vissi'nin, Kıbrıs Rum 'Filelefteros' gazetesine verdiği demeçte, Türk-Yunan dostluğu için garip açıklamalar yaptığı, iki ülke sanatçıları arasındaki alışverişi bir türlü anlayamadığını söylediği belirtiliyor ve bu yüzden sanatçı eleştiriliyordu. Ardından, psikiyatrist Hülya Avşar, söz konusu açıklamaları Anna Vissi'nin ruh yapısına bağlıyor ve kadının pek de normal olmadığını çağrıştırıyordu.
Taşların yerine konulmasında yarar var. Anna Vissi, aslen Kıbrıslı Rum ve ailesi 1974 olaylarında kuzeyden güneye göç etmek zorunda kalanlardan. Yıllardır dünyanın dört bir yanında Kıbrıs için konserler verdi ve hep aynı çizgide kaldı. O da pek çok Kıbrıslı Rum ve Yunanlı gibi Kıbrıs'ın 'işgal' altında tutulduğunu savunuyor. 'Eleni'nin Türkiye'de bu kadar sevilmesine rağmen, Türk medyasına konuşmak istememesi ya da bir partner bulup İstanbul'da 'barış ve dostluk' konserleri vermemesinin nedenini başka yerde aramamak gerek.
Yunanistan'da bir numara olan sanatçının özel hayatı için pek çok şey söylendi yazıldı. Ancak, bunun psikiyatrist Hülya Avşar'ın teşhisi ile ne ilgisi olabilir? Eğer Anna, Atina'da kendisini çiçeklerle karşılasa, beyaz güvercinler uçurtsa, eğer Türkiye'ye giderek 'kıskançlık krizleri' geçirmesine sağlayacak şekilde Kaya Çilingiroğlu ile samimi pozlar verse ve bir de o güzelim TV programına çıksa, herhalde psikiyatrist Hülya Avşar'ın teşhisi farklı olacaktı. En azından kronik bir vakadan söz etmeyecekti.
Anna'yı, Ege'nin bu yakasından bir sanatçıyı beğenmeniz-sevmeniz için aynı zamanda Türk-Yunan dostluğunun neferi olması gerekmez sanırım.

Simitis'in hedefi
Savunma giderlerini yaklaşık 3 milyar dolar azaltarak yoğun eleştirilere hedef olan Başbakan Kostas Simitis, bu paranın neredeyse yarısının üç yıl içinde dar gelirlilere dağıtılacağını açıkladı. Dağlık bölgelerde veya adalarda yaşayıp da yılık geliri 2 bin doların altında olan ailelere 300-600 dolar para yardımı yapılacak.
16 yaşından küçük çocukları olan işsiz ailelere de yaklaşık 300 dolar eğitim teşvik primi ödenecek. Program çalışan anneler için 432 kreş açılmasını da öngörüyor.
Geçen yılki seçimleri kıl payı kazanan Simitis aynı mucizenin üç yıl sonra tekrarlanmasının zor olduğunun bilincinde. Üstelik, Mart 2002'den itibaren drahmi'ye elveda, euro'ya merhaba demenin getireceği sosyal çalkantıları da, 2004'te olimpiyat oyunlarını düzenleyebilmek için Yunanlıdan yeni fedakârlıklar isteyeceğini de biliyor.
Türkiye de savunma giderlerinde indirime giderse, bir taşla iki kuş vuracağını hesaplıyor Yunan başbakanı. Tabii bu arada, AB'den Atina'ya gelecek övgüler de çantada keklik.
Simitis'ten sonra ne olur derseniz, bugün itibarıyla banko Yorgos Papandreu. Zaten geçenlerde, bir yemekte buluşan iktidar partisi PASOK'un 20 milletvekili Papandreu'nun şimdiden başbakan olmasına sıcak bakıyor.
Ana muhalefetteki Yeni Demokrasi ise bir türlü kış uykusundan kalkmıyor. Durum buralarda az çok böyle. Sizin oralarda durum ne diye sormaya doğrusu dilim pek varmıyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.